Özgün Metin
Vezin: mefā‘īlün / mefā‘īlün / mefā‘īlün / mefā‘īlün
Silāḥ-ı āteş-efşānın yine ṭaḳmış ṭaḳışdırmış
Görüñ ol şūḫ-ı bī-pervā güzel yaḳmış yaḳışdırmış
Dimiş sīne budur ol şeh-levend-i nāz-ı ḫancer-keş
Birini ‘āşıḳıñ yapmış tamām çaḳmış çaḳışdırmış
Götürmüşler nigārı ḫāneye ser-mest iki aġyār
Biri ḳoltuġına girmiş biri ḳaḳmış ḳaḳışdırmış
Girüp düzd-i nigāhı ḫāne-i ḳalb-i perīşāna
Pelās-ı cānı ancaḳ bulmuş ol baḳmış baḳışdırmış
Ẓuhūr itdi hemānā ḫānem içre nīm-şeb Vāżıḥ
Silāḥ-ı āteş-efşānın yine ṭaḳmış ṭaḳışdırmış
Günümüz Türkçesiyle
1. Ateş saçan silahlarını yine takmış takıştırmış; görün o pervasız şuhu, güzelce yakmış yakıştırmış.
2. O hançer çeken nazlı levent şahı "İşte göğüs" demiş; âşıklardan birinin işini bitirmiş, ona iyice saplamış, çakmış çakıştırmış.
3. İki rakip sevgiliyi sarhoş hâlde eve götürmüşler; biri koltuğuna girmiş, öteki dürtmüş dürtüştürmüş.
4. Bakışının hırsızı perişan gönül evine girmiş, ancak canın eski çulunu bulabilmiş; bakmış bakıştırmış.
5. Ey Vâzıh, gece yarısı birden evimin içinde göründü; ateş saçan silahlarını yine takmış takıştırmış.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel beş beyittir ve hezec bahrinin "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıyla yazılmıştır. Her mısra sonunda bir fiilin iki biçimi yan yana gelir: "ṭaḳmış ṭaḳışdırmış, yaḳmış yaḳışdırmış, çaḳmış çaḳışdırmış, ḳaḳmış ḳaḳışdırmış, baḳmış baḳışdırmış". Kafiye "-aḳ" sesine, redif ise "-mış ... -ışdırmış" kalıbına dayanır. Matlaın ilk mısraı son beytin ikinci mısraı olarak aynen tekrarlanır; şiir başladığı sözle kapanır. Babaarslan'ın notuna göre bu son mısrada yazmada önce "güzel" yazılmış, sonra üzeri çizilerek "yine" yazılmıştır; şair tekrarı matladakiyle birebir eşitlemek için kelimeyi düzeltmiş olmalıdır. Bu yorum bizim çıkarımımızdır. Kime yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiir, Babaarslan'ın Vâzıh'ta gördüğü mahallîleşme eğiliminin en canlı örneklerinden biridir. "Takmış takıştırmış" türünden ikilemeler doğrudan konuşma dilinden gelir ve gazele kahvede anlatılan bir hikâyenin hızını verir. Sevgili burada belinde ateşli silahlar taşıyan, hançer çeken bir "şeh-levend"tir; divan şiirinin soyut güzelinin yerini sokakta dolaşan, kabadayı tavırlı bir genç almıştır. İlk beyitte "yakmak" fiili hem ateşli silahın ateşini hem de âşıkları yakmayı düşündürür; "yakıştırmak" ise süslenip yakışık almayı anlatır.
Üçüncü beyit bir gece sahnesidir: iki rakip sarhoş sevgiliyi eve götürür, biri koluna girer, öteki onu dürter. Dördüncü beyitte bakışlar bir eve giren hırsıza benzetilir; ama perişan gönül evinde çalınacak bir şey yoktur, hırsız yalnız canın eski çulunu bulur. Bu küçük şaka, âşığın yoksulluğunu ve tükenmişliğini acıklı değil gülünç bir dille anlatır. İkinci beyitteki "birini âşığın yapmış tamam" sözü tam açık değildir; aktarımda hançerin bir âşığın işini bitirdiği anlamını esas aldık. Son beyitte sevgili gece yarısı şairin evinde belirir ve gazel, silahlarını kuşanmış hâliyle matladaki görüntüye geri döner.
Kaynakça
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1947; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 64a). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
Çevrimiçi kaynaklar






