Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü / fā‘ilātü / mefā‘īlü / fā‘ilün
Ḫāliñden evvel[ā] lebiñi emdir ey şehā
Kim ṭatlı olsa ḳahveden evvel virir ṣafā
Ġamzeñ ki ḳanda oynayayım diyü muntaẓır
Ey şeh em(i)r buyur o kimiñ cānını ala
Ḳaşıñ ḳılıcını göricek iki bükülüp
Ditrer zebūn Yahūdī gibi kākül-i dü-tā
Ḫāl-i siyeh degildir o pīşān-ı ṭıflda
Göz degmesin diyü ḳara baṣmış aña Ḫudā
Bize pek āşinā idi o ġamze-i nigār
Geçdi o yüzden ‘āḳibetü’l-emr Vāżıḥā
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey şah, beninden önce dudağını emdir; çünkü tatlı şey kahveden önce olursa insana keyif verir.
2. Gamzen "kanda (hem nerede hem kan içinde) oynayayım" diye beklemektedir; ey şah, emir buyur da kimin canını alsın.
3. Kaşının kılıcını görünce iki büklüm olan iki katlı kâkül, aciz bir Yahudi gibi titrer.
4. O çocuğun alnındaki şey siyah bir ben değildir; Tanrı ona göz değmesin diye kara basmıştır.
5. O sevgilinin gamzesi bize pek tanıdıktı; ey Vâzıh, sonunda o yüzden geçti. (Beyit iki türlü okunabilir: bakış, fazla tanıdık olduğu için bizden vazgeçti; ya da o yüzün üzerinden geçip gitti.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel, muzari bahrinin "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif yoktur; kafiye "şehā, ṣafā, ala, dü-tā, Ḫudā, Vāżıḥā" kelimelerindeki "ā" sesine dayanır. İlk mısradaki "evvel[ā]" kelimesinin son hecesi yazmada bulunmadığı için neşirde köşeli parantezle tamamlanmıştır. Mahlas son beyitte geçer. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin ilk beyti, dönemin gündelik hayatından alınmış bir benzetmeyle açılır. Siyah ben kahveye, dudak tatlıya benzetilir; şair, tatlının kahveden önce yendiğinde keyif verdiğini söyleyerek sevgiliden önce dudağını ister. Vâzıh 26. gazelinde de ben ile dudağı "şekerli kahve" sözüyle birleştirir. İkinci beyitteki "ḳanda" kelimesi tevriyelidir: hem "nerede" hem de "kan içinde" anlamına gelir. Gamze, kimi öldüreceğini soran bir cellat gibi şahın emrini bekler. Üçüncü beyitte kıvrım kıvrım kâkülün titremesi, kaş kılıcından korkan aciz bir Yahudi'ye benzetilir; bu benzetme, dönemin şiirinde rastlanan toplumsal kalıplardan birini yansıtır.
Dördüncü beyit bir halk inancına dayanır. Çocukları nazardan korumak için yüzlerine kara bir işaret sürülmesi âdeti, sevgilinin alnındaki benin açıklaması olur: bu ben Tanrı'nın nazar değmesin diye bastığı karadır. Özçakmak bu beyti Vâzıh'ın şiirlerine halk inançlarını taşımasına örnek gösterir; onun okuyuşunda mısralar "Hâl-i siyeh dökülür o perişân-ı tıflda" ve "kara yakmış aña Hüdâ" biçimindedir. Babaarslan da Vâzıh'ın geleneklere ve halk inanışlarına gazellerinde yer verdiğini belirtir. Son beyitteki "o yüzden" sözü hem "o sebeple" hem de "o yüzün üzerinden" diye anlaşılabilir; beytin iki okunuşu bu tevriyeden doğar.
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1934; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 60a). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Fatma Özçakmak, "Mustafa Vâzıh Efendi ve Dîvânçe'si", Kesit Akademi Dergisi, 7(26), 2021, s. 255-278, s. 271.
Çevrimiçi kaynaklar
![Gazel 5 — Ḫāliñden evvel[ā] lebiñi emdir ey şehā](https://amasya05.com/storage/gallery/5a174783d9162554dd57a7464613f77e.jpg)

![Gazel 3 — Didim aña ne ḳaçarsıñ gel [ey] āhū-yı Ḫıṭā](https://amasya05.com/storage/gallery/e451c5f77ce2d8766d2c67a0f6158707.jpg)



