Özgün Metin

Vezin: fe‘ūlün / fe‘ūlün / fe‘ūlün / fe‘ūl

Efendim neler geçdi ġamzeñ baña
Geçenden geçilsün meżā mā-meżā
Ḥikāyāt-ı seyl-i sirişkim su’āl
İderseñ diyem gel cerā mā-cerā
Zi-dīdem terā mī-rübūdem künūn
Elā ey perī-rū kocāyī kocā
Begim sırr-ı cān adlu şerḥ-i Füṣūṣ
Görem dirseñ ol la‘l-i mūy intihā
O fesden çıḳan ṭurreler Vāżıḥā
Belādır belādır belādır belā

Günümüz Türkçesiyle

1. Efendim, gamzenden bana neler geçti; geçenden geçilsin, olan oldu.

2. Gözyaşı selimin hikâyelerini sorarsan, "Gel, olup biteni anlatayım" diyeyim.

3. Seni şimdi gözümden kaçırıyordum; hey peri yüzlü, neredesin, nerede? (Farsça beyit; ilk mısraın okuması ve anlamı kesin değildir, aktarım bizimdir.)

4. Beyim, "can sırrı" adlı Füsûs şerhini görmek istersen, o, sonu kıl kadar incelen la'l dudaktır. (Beytin anlamı tam açık değildir; aktarım bir denemedir.)

5. Ey Vâzıh, o fesin altından çıkan perçemler beladır, beladır, beladır, bela.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel, mütekarib bahrinin "fe‘ūlün fe‘ūlün fe‘ūlün fe‘ūl" kalıbıyla yazılmıştır. Babaarslan bu kalıbın Şehnâme kalıbı olarak bilindiğini ve Dîvânçe'de yalnız bu gazelde kullanıldığını belirtir. Kısa mısralı, hızlı akan bir kalıptır. Redif yoktur; kafiye "baña, meżā, cerā, kocā, intihā, belā" kelimelerindeki "ā" sesidir. Üçüncü beyit bütünüyle Farsçadır; ilk iki beytin ikinci mısralarında da Arapça birer kalıp söz bulunur. Neşirde bu gazelin yazmadaki varağı ayrıca gösterilmemiştir. Kime yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ilk iki beyti, Arapçada "geçen geçti" anlamına gelen "meżā mā meżā" ile "ne olduysa oldu" anlamına gelen "cerā mā cerā" sözlerini kafiyeye yerleştirir. Türkçedeki "macera" kelimesi bu ikinci sözden gelir. "Cerā" fiili sözlükte "aktı" anlamını da taşıdığı için gözyaşı seli ile "mā-cerā" arasında bir tenasüp kurulur: şair, akan gözyaşlarının hikâyesini "akıp gidenleri" anlatarak verecektir. Üçüncü beyitteki Farsça hitap ("ey peri yüzlü, neredesin nerede") gazele bir şarkı havası katar.

Dördüncü beyit yoğun ve kapalıdır. "Füṣūṣ" büyük ihtimalle İbnü'l-Arabî'nin Fuṣūṣu'l-ḥikem'ine ve onun şerhlerine işarettir. Arapçada "fass" yüzük taşı demek olduğundan, "Füṣūṣ" ile "la'l" (yakut) arasında bir tenasüp de bulunur; sevgilinin dudağı, can sırrını açıklayan bir şerh gibi düşünülmüştür. Beyitteki "mūy intihā" sözü kesin anlaşılamadığı için aktarım bir denemedir. Son beyit, Özçakmak'ın da kelime tekrarına örnek gösterdiği "Belādır belādır belādır belā" mısraıyla biter. Fesin altından taşan perçem, Babaarslan'ın Vâzıh'ın gazellerinde gördüğü, dönemin gündelik hayatından alınmış ayrıntılardan biridir.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

  • Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1934-1935; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
  • Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
  • Fatma Özçakmak, "Mustafa Vâzıh Efendi ve Dîvânçe'si", Kesit Akademi Dergisi, 7(26), 2021, s. 255-278, s. 271.

Çevrimiçi kaynaklar