Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilün
Al geyinmiş yine ol şem‘-i cihān n’olsun bu
Almış eṭrāfını pervāne-dilān n’olsun bu
Baḥs̱-i būy-ı ser-i zülfin ḳılar idik bu gece
Bezme geldi gülerek şīve-künān n’olsun bu
Bu mıdır mūcib-i devr-i ḳamerī çün ḫaṭ-ı yār
Cümle çıḳdı fiten-i devr-i zamān n’olsun bu
Dostuña dürli cefā düşmeniñe dürli vefā
Hele Allāh[ı] severseñ ki amān n’olsun bu
Żarb-ı şemşīr-i ġamın bu ḳadar ‘āşıḳ var iken
Vāżıḥa eyledi taḫṣīṣ hemān n’olsun bu
Günümüz Türkçesiyle
1. O cihanın mumu yine al giymiş; bu ne ola ki. Pervane gönüllüler etrafını almış; bu ne ola ki.
2. Bu gece onun zülfünün ucunun kokusunu konuşuyorduk; gülerek, naz ederek meclise geldi; bu ne ola ki.
3. Sevgilinin ayva tüyü ay devrinin sebebi midir; zamanın devrinin bütün fitneleri ortaya çıktı; bu ne ola ki.
4. Dostuna türlü cefa, düşmanına türlü vefa; hele Allah'ı seversen, aman, bu ne ola ki.
5. Gam kılıcının darbesini, bu kadar âşık varken hemen Vâzıh'a ayırdı; bu ne ola ki.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "n’olsun bu" sözüdür; kafiye "cihān, dilān, künān, zamān, amān, hemān" kelimelerindeki "-ān" sesidir. Redifin son harfi vavdır ve bu şiir, Babaarslan'ın harf dökümünde vav harfine düşen tek gazeldir. Matla beytinde iki mısra da redifle bittiği için "n’olsun bu" sözü altı kez tekrarlanır. Dördüncü beyitteki "Allāh[ı]" kelimesinde köşeli ayraç, neşirde eklenmiş bir harfi gösterir. Mahlas son beyitte geçer.
Anlam ve Söz Sanatları
"N’olsun bu" redifi, "bu ne ola ki, bunun anlamı ne" diye soran konuşma dilinden alınmış bir söyleyiştir ve gazelin her beytine bir şaşkınlık ya da sitem katar. İlk beyitte sevgili "şem‘-i cihān", yani dünyanın mumu olarak anılır; al giymesi mumun alevini, etrafını alan âşıklar da muma üşüşen pervaneleri hatırlatır. Mum ile pervane arasındaki bu ilişki divan şiirinin en bilinen mazmunlarındandır. İkinci beyit bir meclis sahnesidir: âşıklar sevgilinin zülfünün kokusunu konuşurken o gülerek içeri girer. Bu küçük tesadüf, gazelin şaşkın sorusunu en doğal yerinde sorar.
Üçüncü beyit eski yıldızbilim kavramlarıyla kurulmuştur ve tam açık değildir. Sevgilinin yüzü aya benzetilir; yüzde ayva tüyünün belirmesi bir "devr-i ḳamerī", bir ay devri gibi düşünülür ve bununla birlikte zamanın bütün fitnelerinin ortaya çıktığı söylenir. Divan şiirinde ayva tüyü, sevgilinin güzelliğinin değişmeye başladığını ve âşıklar arasında yeni karışıklıkların doğduğunu anlatır; aktarımda bu genel anlamı esas aldık. Dördüncü beyit sevgilinin dostuna cefa, düşmanına vefa göstermesinden yakınır ve "Allah'ı seversen" deyimiyle tamamen gündelik bir yakarışa döner. Son beyitte şair, bu kadar âşık arasından gam kılıcının yalnız kendisine indirilmesine şaşırır; redif bu kez acı bir şakaya dönüşür.
Kaynakça
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1955; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 66b). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
Çevrimiçi kaynaklar






