Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü / fā‘ilātü / mefā‘īlü / fā‘ilün
Şöyle dönüşdi dün gece bezmiñ köçekleri
Bāġ-ı cinānda ṣanki Ḫudānıñ melekleri
Ol māh gibi bulamadı āḫir bu dūd velī
Döndi dolaşdı ḫaylī zamāndır felekleri
Dūr ola nīce ḫāllerinden iki gözüm
Oldur benim cihānda dü çeşmüm yedekleri
Öldürmege beni ola ber-çīde āstīn
Cānlar virir o dem baña sīmīn bilekleri
Vāżıḥ yine geyinmiş o meh bir ḳumāş-ı Şām
Kevkeb gibidir anıñ o zerrīn benekleri
Günümüz Türkçesiyle
1. Dün gece meclisin köçekleri öyle döndüler ki, sanki cennet bağında Tanrı'nın melekleri.
2. Bu (ah) dumanı nihayet o ay gibisini bulamadı; oysa çok zamandır felekleri dönüp dolaştı.
3. İki gözüm onun nice beninden uzak dursa da, o benler dünyada benim iki gözümün yedekleridir.
4. Beni öldürmek için yenlerini sıvamış olsun; o an gümüş bilekleri bana canlar bağışlar.
5. Ey Vâzıh, o ay yüzlü yine bir Şam kumaşı giymiş; onun o altın benekleri yıldız gibidir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel beş beyittir ve aruzun muzari bahrinden "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-leri" ekidir; kafiye "köçek, melek, felek, yedek, bilek, benek" kelimelerindeki "-ek" sesidir. Kafiye kelimelerinin çoğunun Türkçe olması gazelin dilini sadeleştirir. Matla beytinde iki mısra da kafiyeli ve redifli biter. Mahlas son beyitte geçer. Kime yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, Babaarslan'ın Vâzıh'ta gördüğü dönemin sosyal hayatını yansıtma eğiliminin açık bir örneğiyle açılır. "Köçek", eğlence meclislerinde dans eden genç erkek dansçıdır; şair önceki geceki meclisin köçeklerinin dönüşünü, cennet bahçesinde dönen meleklere benzetir. Gündelik bir eğlence sahnesi böylece cennet tasviriyle birleşir. İkinci beyitte âşığın ah dumanı göğe yükselir ve felekleri, yani gök katlarını uzun zaman dolaşır, ama sevgili gibi bir ay bulamaz. "Döndi dolaşdı" söyleyişi konuşma diline yakındır ve köçeklerin dönüşüyle ilk beyit arasında bir ses ve anlam bağı kurar.
Üçüncü beyit tam açık değildir. Siyah benler, gözün siyah bebeğine benzetilir ve şair onları kendi gözlerinin "yedekleri" sayar; aktarımda bu benzetmeyi esas aldık. Dördüncü beyitte "āstīn ber-çīde", yeni sıvamak, bir işe girişmek anlamına gelir; sevgili âşığı öldürmek için yenlerini sıvadığında gümüş gibi beyaz bilekleri görünür ve bu görüntü âşığa can verir. Ölüm ile hayatın aynı hareketten doğması beytin tezadını oluşturur. Son beyitte sevgili altın benekli bir Şam kumaşı giymiştir. Şam kumaşları Osmanlı döneminde tanınan değerli dokumalardı; şair ay yüzlü sevgilinin giysisindeki altın benekleri yıldızlara benzeterek ay ile yıldız arasında bir tenasüp kurar ve gazeli giyim kuşamdan alınmış somut bir ayrıntıyla bitirir.
Kaynakça
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1956; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 66b). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
Çevrimiçi kaynaklar






