Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün / fā‘ilātün / fā‘ilātün / fā‘ilün
Gün yüzünde ol mehiñ ġāyet firāvāndır beñi
Rūmı baṣmış gūyiyā ḫayl-i Ḥicāzāndır beñi
Yüzine baḳanıñ alur ‘aḳlını ṣankim hemān
Ḥācīyı ġārāt eyler ceyş-i ‘urbāndır beñi
Ḳaş arasında devām-ı devlet-i ḥüsni içün
Yüzini miḥrāba ṭutmış bir du‘ā-ḫᵛāndır beñi
Rişte-i perçemle diller māhīsin ṣayd itmege
Ġamzesidir igne ḫolṭa ḫāl-i fettāndır beñi
Vāżıḥā aldar ḳara ḥablar ile dil-ḫasteyi
Ṣan ṭabīblikde ‘Arab Ḥācī Süleymāndır beñi
Günümüz Türkçesiyle
1. O ay yüzlünün gün gibi parlayan yüzünde ben pek çoktur; sanki Hicazlıların atlı birlikleri Rum ülkesini basmıştır.
2. Yüzüne bakanın aklını hemen alır; sanki ben, hacıyı yağmalayan bir bedevî ordusudur.
3. Güzellik devletinin sürüp gitmesi için kaşlarının arasında duran ben, yüzünü mihraba çevirmiş dua eden biridir.
4. Gönül balıklarını perçem ipiyle avlamak için gamzesi oltanın iğnesi, o fitneci ben de oltanın yemidir.
5. Ey Vâzıh, ben gönlü hasta olanları kara haplarla kandırır; hekimlikte sanki Arap Hacı Süleyman'dır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-dır beñi" sözüdür; kafiye "firāvān, Ḥicāzān, ‘urbān, du‘ā-ḫᵛān, fettān, Süleymān" kelimelerindeki "-ān" sesine dayanır. Bütün beyitler sevgilinin yüzündeki benleri anlatır; şiir bu yüzden tek bir konu üzerine kurulmuş bir "ben gazeli"dir. Mahlas son beyitte geçer. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Divan şiirinde sevgilinin beyaz yüzü çoğu zaman Rum ülkesine, siyah beni ise o ülkeye giren yabancı bir askere benzetilir. Vâzıh bu bilinen benzetmeyi Arap dünyasından alınmış kelimelerle genişletir: "Ḥicāzān, ‘urbān, Ḥācī, miḥrāb, du‘ā, ‘Arab" kelimeleri gazel boyunca bir tenasüp kurar. İlk beyitte benler Hicaz süvarilerinin Rum'u basmasına benzetilir. İkinci beyitte aynı benler hacıyı yağmalayan bir bedevî ordusudur; beyit, hac yolunda kervanların bedevî baskınlarına uğramasını hatırlatır ve bakanın aklının "yağmalanması"nı bu sahneye bağlar. Üçüncü beyitte kaşların kavsi mihraba, aradaki ben de o mihraba dönmüş bir dua edene benzer.
Dördüncü beyit av imgesine geçer: perçem olta ipi, gamze iğne, ben de yemdir. Son beyitteki "ḥab" kelimesi hap demektir; benin küçük ve kara oluşu onu bir hapa benzetir. Şair benin hasta gönülleri bu haplarla kandırdığını söyler ve onu "Arap Hacı Süleyman" adlı bir hekime benzetir. Bu kişinin kim olduğunu tespit edemedik; adın böyle anılması, şairin çevresinde tanınan bir hekime ya da halk tabibine işaret ediyor olabilir. Babaarslan, Vâzıh'ın yaşadığı dönemin gündelik hayatını şiirine taşıdığını belirtir; bu beyit de o eğilimin bir örneği sayılabilir. Bazı kaynaklar Vâzıh'ın gençliğinde babasıyla hacca gittiğini yazar. Gazeldeki Hicaz ve bedevî imgeleriyle bu yolculuk arasında bir ilgi kurulabilirse de bunu gösteren bir kayıt yoktur. Şairin hayatı için Kara Müftîzâde Mustafa Vâzıh yazısına bakılabilir.
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1957; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 67a). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Fatma Özçakmak, "Mustafa Vâzıh Efendi ve Dîvânçe'si", Kesit Akademi Dergisi, 7(26), 2021, s. 255-278, s. 259.
Çevrimiçi kaynaklar






