Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün / fā‘ilātün / fā‘ilātün / fā‘ilün
Mübtelāyım bir ḳayıḳçı-zāde şūḫa ẓāhirī
Yelkeni virdim ṣuya ben işte kārıñ āḫiri
Ḳaṭre-i eşkimden olur ise mercān tügmesi
Şeh-levendim yaḳışur saña libās-ı pirpiri
Zāhidi gördüm ki şeyḫ ardına düşmüş bī-‘aṣā
Ẓopasız ayuyı ṭutar ḫaste didiydi biri
Çoḳ aḳıtdı sümügin ancaḳ deñiz pāklar anı
Virelim aḳındı burnundan raḳīb-i kāfiri
Zevraḳ-ı ḳalbi yem-i bī-ḳa‘r-ı ‘aşḳa ṣaldım
Vāżıḥā Allāh selāmetler vire dönmem geri
Günümüz Türkçesiyle
1. Görünürde bir kayıkçı oğluna, bir şuha tutulmuşum; yelkeni suya verdim, işin sonu işte budur.
2. Gözyaşımın damlalarından mercan düğme yapılırsa, ey yiğit beyim, "pirpiri" denilen giysi sana yakışır.
3. Zahidin bastonsuz olarak şeyhin peşine düştüğünü gördüm; bir hasta "sopasız ayıyı tutar" demişti.
4. Rakip çok sümük akıttı, ama deniz onu temizler; o kâfir rakibin burnuna bir akıntı verelim.
5. Gönlümün kayığını aşkın dipsiz denizine saldım; ey Vâzıh, Allah selametler versin, geri dönmem.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif yoktur; kafiye "ẓāhirī, āḫiri, pirpiri, biri, kāfiri, geri" kelimelerindeki "-ri" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Neşirde bu gazelin yazmadaki varak numarası dipnotta verilmemiştir; komşu gazeller 67a varağındadır.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiir bir kayıkçı oğluna duyulan aşkı deniz ve kayık imgeleriyle anlatır. "Ḳayıḳçı-zāde, yelken, ṣu, deñiz, zevraḳ (kayık), yem-i bī-ḳa‘r (dipsiz deniz)" kelimeleri baştan sona bir tenasüp kurar. İlk beyitteki "yelkeni suya vermek", çaresizliği kabullenmeyi anlatan bir söyleyiştir ve şiire konuşma dilinden girmiştir. Son beyitte aynı imge tamamlanır: şair gönül kayığını aşkın dipsiz denizine salmıştır ve geri dönmeyecektir. Böylece matla ile makta arasında bir çerçeve oluşur.
Ortadaki üç beyit, Babaarslan'ın Vâzıh için belirttiği iki özelliği açıkça gösterir. Biri halk söyleyişini ve atasözü gibi kalıplaşmış sözleri şiire taşımasıdır: üçüncü beyitteki "sopasız ayıyı tutar" sözü bir hastanın ağzından aktarılan bir deyiş gibi verilir. Öteki, asrın birçok şairi gibi yer yer bayağılığa varan bir alay dilidir: dördüncü beyitte rakibin akıttığı sümük ve burnuna verilecek "akıntı" ile kaba bir şaka yapılır. Babaarslan bu eğilimi XVIII. yüzyıldan itibaren güçlenen mahallîleşme akımıyla ilişkilendirir. İkinci beyitteki "pirpiri" kelimesinin hangi kumaşı ya da giysiyi anlattığını açıklayamadık; kelimeyi neşirdeki okunuşuyla bıraktık. Üçüncü ve dördüncü beyitlerin bütün ayrıntıları da tam açık değildir; aktarımda kelimelerin düz anlamına bağlı kalındı.
Kaynakça
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1958; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
Çevrimiçi kaynaklar






