Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün / fā‘ilātün / fā‘ilātün / fā‘ilün
Yeñi açılmış bu dil-ber bir gül-i ra‘nā gibi
Bilmem ammā ġālibā bir şūḫ-ı nev-peydā gibi
Cām Bedaḫşāndan Sitanbūla gelüp seyrān-ıla
Ġālaṭa seyrin ider merd-i ġarīb-sīmā gibi
Barmaġına sīmden bir ḫalḳa ṭaḳmış o güzel
Çeşme-i āb-ı muṣaffāda gümüş burma gibi
Geydirir şeyṭāna pāpūç ibni şeyḫe baḳ hele
Babasına ḫiẕmet eyler ḫādim-i dānā gibi
Şekl-i dest-i merḥabāsıdır diyorlar ḫancerin
Vāżıḥā ṣor anı sen ammā bu söz aḳvā gibi
Günümüz Türkçesiyle
1. Bu gönül alan güzel, yeni açılmış alımlı bir gül gibi; bilmiyorum ama galiba yeni ortaya çıkmış bir şuh gibi.
2. Kadeh Bedahşan'dan İstanbul'a gezmeye gelmiş; yabancı yüzlü bir adam gibi Galata'yı dolaşıyor.
3. O güzel parmağına gümüşten bir halka takmış; berrak su akan bir çeşmedeki gümüş burma gibi.
4. Şu şeyhin oğluna bir bak: şeytana pabuç giydirir; ama babasına bilgili bir hizmetkâr gibi hizmet eder.
5. Hançerinin, "merhaba" diye uzatılan bir elin biçiminde olduğunu söylüyorlar; ey Vâzıh, sen ona sor, ama bu söz en sağlam görüş gibi duruyor.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "gibi", kafiye "ra‘nā, peydā, sīmā, burma, dānā, aḳvā" kelimelerindeki "-ā" sesidir. Beyitlerin her biri bir benzetmeyle biter; "gibi" redifi şiire bir tasvir defteri havası verir. Mahlas son beyitte geçer.
Anlam ve Söz Sanatları
İlk beyit yeni yetişmiş bir güzeli taze açmış bir güle benzetir. İkinci beyitte konu birden kadehe geçer: Bedahşan, divan şiirinde la‘l denilen kırmızı değerli taşın ülkesi olarak anılır, kırmızı şarap da çoğu zaman bu taşa benzetilir. Şair, kızıl şarapla dolu kadehi Bedahşan'dan İstanbul'a gelmiş bir yabancıya benzetir ve onu Galata'da gezdirir. Üçüncü beyitte gümüş yüzük, berrak suyun içindeki gümüş bir burmaya benzetilir; parmağın beyazlığı suyun parlaklığıyla birlikte düşünülür.
Dördüncü beyit halk söyleyişine dayanır. Türkçede çok kurnaz kişi için "şeytana pabucunu ters giydirir" denir; Özçakmak bu beyti Vâzıh'ın deyim kullanımına örnek olarak gösterir. Şeyh oğlunun bir yandan şeytanı aldatacak kadar kurnaz, öte yandan babasına uslu bir hizmetkâr gibi davranması beyte hafif bir alay katar. Son beyitteki "aḳvā" kelimesi fıkıh dilinde bir meselede en kuvvetli görüşü anlatır. Vâzıh, Amasya'da müftülük yapmış bir âlimdi ve fetvalarında hangi görüşün tercihe değer, hangisinin zayıf ya da en güvenilir olduğunu ayırt etmeye çalıştığını kendisi yazar. Hançerin "merhaba eli" biçiminde olduğu hakkındaki dedikoduyu bir fetva diliyle tartması, beytin şakasını kurar; bu okuma bizimdir.
Tarihî Bağlam
Gazel İstanbul'u ve Galata'yı adıyla anar. Vâzıh, babasının 1784'teki ölümünden bir süre sonra yüksek tahsil için İstanbul'a gitmiş, Süleymaniye medreselerinde okumuştur. Babaarslan'a göre bu sırada Galatalı İsa adlı birinden Latince öğrendiğini kendisi bildirir; Özçakmak'ın aktardığı kaynakta da Galata'da oturan gayrimüslim bir devlet tercümanından Fransızca öğrendiği söylenir. Şairin Galata'yı tanıdığı bu kayıtlardan anlaşılıyor. Gazelin İstanbul yıllarında mı, yoksa Amasya'ya döndükten sonra mı yazıldığı bilinmiyor.
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1958; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 67a-67b). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Fatma Özçakmak, "Mustafa Vâzıh Efendi ve Dîvânçe'si", Kesit Akademi Dergisi, 7(26), 2021, s. 255-278, s. 259.
- Fatma Özçakmak, "Mustafa Vâzıh Efendi ve Dîvânçe'si", Kesit Akademi Dergisi, 7(26), 2021, s. 255-278, s. 270.
Çevrimiçi kaynaklar






