Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilün
Dem-be-dem bāde ile demlenegör āb gibi
Ḫāliṣ eyler zer-i ḳalbiñi o tīz-āb gibi
‘Īd-i vaṣlında aña rūḥumı teslīm itdim
Vech-i mesnūn-ı şerīf üzere ḫᵛāb gibi
O siyeh-mest dem-i ġamzeyle baḳar ḫancerine
Ḥālden añlaşılan ḳatlimiz işrāb gibi
Cilvesi yārına ol servī-i sīm-endāmıñ
Gözlerim oldı revān menba‘-ı sīm-āb gibi
Fikr-i gülgūnesin eyler iken eşkim Vāżıḥ
Ḳapladı dīde-i ḫūnīnimi ḫūn-āb gibi
Günümüz Türkçesiyle
1. Her an su gibi şarapla demlenip dur; o, kezzap gibi gönlünün altınını saflaştırır (kalp altını halis eder).
2. Kavuşma bayramında ruhumu ona teslim ettim; sünnete uygun biçimde uykuya yatar gibi.
3. O kara sarhoş, gamze anında hançerine bakar; hâlinden anlaşılan, bizim öldürülmemiz o hançere su vermek gibi olacak.
4. O gümüş bedenli servinin salınışı karşısında gözlerim cıva kaynağı gibi akmaya başladı.
5. Ey Vâzıh, gözyaşım onun allığını düşünürken kanlı gözümü kanlı su kapladı.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "gibi", kafiye "āb, tīz-āb, ḫᵛāb, işrāb, sīm-āb, ḫūn-āb" kelimelerindeki "-āb" sesidir. Kafiye kelimelerinin çoğu "āb" (su) kelimesiyle kurulmuş birleşik kelimelerdir; bu da şiire su, şarap ve gözyaşından oluşan bir sıvılar tenasübü kazandırır. Mahlas son beyitte geçer.
Anlam ve Söz Sanatları
İlk beyitte "dem-be-dem" (her an) ile "demlenmek" arasında bir ses oyunu vardır. Asıl buluş ikinci mısradadır: "tīz-āb", bugün kezzap dediğimiz, altının ayarını anlamak ve saf altını ayırmak için kullanılan keskin sudur. "Zer-i ḳalb" sözü hem "gönlün altını" hem de "kalp (sahte) altın" diye anlaşılabilir; şarap, kezzabın sahte altını ayıklaması gibi gönlü arıtır. Bu, beyitteki tevriyedir.
İkinci beyitte kavuşma bir bayrama benzetilir ve şair canını bu bayramda teslim eder. "Sünnete uygun uyku" sözü, sağ yana dönüp kıbleye karşı yatmayı akla getirir; ölünün kabre konuluş biçimi de buna benzediği için beyit, canını vermeyi huzurlu bir uykuya benzetir. Bu açıklama bizimdir. Üçüncü beyitteki "işrāb" kelimesi "içirmek" demektir; çeliğe su verme işlemi de bu adla anılır. Beyit iki türlü okunabilir: sevgilinin hançeri âşığın kanını içecektir, ya da âşığın öldürülmesi hançere su vermek, onu sertleştirmek gibidir. Dördüncü beyitteki "yārına" kelimesi neşirdeki okunuşuyla bırakıldı; "sevgilisine" ya da "yarınına" diye anlaşılabileceği için aktarımda karşılığı verilmedi. Gümüş beden ile cıva (sīm-āb, "gümüş su") arasındaki ilgi beytin asıl inceliğidir. Son beyitte allık (gülgūne) düşüncesi gözyaşını kana boyar.
Kaynakça
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1959; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 67b). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
Çevrimiçi kaynaklar






