Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilün
Ne siyeh zülf-i mu‘aṭṭar ne leb-i la‘l-i teri
İstemem ne ‘Arabıñ yüzi ne Şāmıñ şekeri
Çekemem ḥaml-i s̱aḳīl-i reviş-i gerdūnı
Āh gerdūne-i dil ḳaldı ḳırıldı tekeri
Pek mi tengīndir ol ġonce-dehen bilmem ya
‘Arż-ı lüknet mi ola ḳā‘ide-i şīvegeri
Ceng ider kāfir-i zülfi ile tīġ-ı ebrū
O ḳızıllıḳ görinür ṣanma şu‘ā‘-ı nökeri
Şīve-i dil-beri bilmek diler iseñ Vāżıḥ
Ḫāmeñi söylet anıñ vardır andan ḫaberi
Günümüz Türkçesiyle
1. Ne kokulu kara zülfü isterim ne taze la‘l dudağı; ne Arap'ın yüzünü isterim ne Şam'ın şekerini.
2. Feleğin dönüşünün ağır yükünü çekemiyorum; ah, gönül arabası yolda kaldı, tekerleği kırıldı.
3. O gonca ağızlı pek mi dar ağızlı, bilmiyorum; yoksa kekeler gibi konuşmak, nazlı davranışın kuralı mıdır?
4. Kaş kılıcı, zülfünün kâfiriyle savaşıyor; görünen o kızıllığı bir askerin (nöker) ışıltısı sanma.
5. Ey Vâzıh, gönül alanın nazını öğrenmek istersen kalemini konuştur; onun bundan haberi vardır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif yoktur; kafiye "teri, şekeri, tekeri, şīvegeri, nökeri, ḫaberi" kelimelerindeki "-eri" sesiyle kurulur. Mahlas son beyitte geçer. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
İlk beyit bir halk sözüne dayanır. Türkçede bir şeyin ne iyisini ne kötüsünü istemeyen kişi için "Ne Şam'ın şekeri ne Arap'ın yüzü" denir; Vâzıh bu sözü mısraın içine yerleştirir ve sevgilinin güzelliklerini de aynı reddin içine katar. Şair zülfü de dudağı da istemediğini söyleyerek dünyadan el çekmiş, yorgun bir âşığın sesini kurar. İkinci beyit bu yorgunluğu bir cinasla anlatır: "gerdūn" felek, "gerdūne" ise arabadır. Feleğin dönüşünün yükünü taşıyamayan gönül arabası yolda kalmış, tekerleği kırılmıştır.
Üçüncü beyit küçük ağız mazmununu işler. Divan şiirinde sevgilinin ağzı o kadar küçük düşünülür ki neredeyse görünmez. Şair, ağzın darlığı yüzünden mi, yoksa naz gereği mi sevgilinin dilinin tutulduğunu sorar; "lüknet" kekemelik, "şīvegerī" nazlı davranış demektir. Dördüncü beyitte kaş kılıca, zülf de kâfir bir düşmana benzetilir. İkinci mısraın anlamı tam açık değildir; beyit, yüzdeki kızıllığın bu savaşta dökülen kan olduğunu, bir askerin silah parıltısı sanılmaması gerektiğini söylüyor gibidir. "Nöker" kelimesi asker, maiyet adamı anlamında kullanılır. Son beyitte şair, sevgilinin nazını ancak kalemin anlatabileceğini söyler; böylece şiir yine kendi sanatına döner. Babaarslan, Vâzıh'ın halk söyleyişini şiirine taşıdığını belirtir; ilk beyit bunun açık bir örneğidir.
Kaynakça
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1959-1960; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 67b). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
Çevrimiçi kaynaklar





