Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilün

Ne diler dil leb-i yārı ne ider terk-i fiġān
Balyemez ṭop gibi her demde ṣıyāḥat ḳoparır
Yine şādam dil-i ṣad-pāresiyiz ḫāliñle
Begim ‘anberlü tütündür bu şeṭāret ḳoparır
Vāżıḥā yār nice ḳalḳmaḳ dilese meclisden
O ḳıyāmet günini işte o sā‘at ḳoparır

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönül ne sevgilinin dudağını ister ne de feryadı bırakır; Balyemez topu gibi her an gürültü koparır.

2. Yine sevinçliyim; senin beninle yüz parça olmuş gönlün sahipleriyiz. Beyim, bu neşeyi koparan amber kokulu tütündür.

3. Ey Vâzıh, sevgili ne zaman meclisten kalkmak istese, işte o saat kıyameti koparır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bu şiir, Dîvânçe'nin "Mukatta‘ât" başlıklı bölümündeki on sekiz manzumenin ilkidir. Önceki çalışmalarda bu bölümdeki şiirlerin hepsi kıt‘a ya da nazm diye tanımlanmıştır. Babaarslan bu manzumeleri ayrı ayrı inceleyerek bir kısmını nâ-tamâm gazel, bir kısmını nazm sayar; bu şiiri ise kıt‘a olarak niteler. Kıt‘ada ilk beytin mısraları kendi aralarında kafiyeli değildir, kafiye yalnız çift mısralarda bulunur. Üç beyitlik şiir remel bahrinin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "ḳoparır", kafiye "ṣıyāḥat, şeṭāret, sā‘at" kelimelerindeki "-at" sesidir. Mahlas son beyitte geçer.

Anlam ve Söz Sanatları

Kıt‘anın bütün beyitleri "koparmak" fiilinin farklı kullanımlarına dayanır: gürültü koparmak, neşe koparmak, kıyamet koparmak. İlk beyitte feryat eden gönül, büyük çaplı bir top olan Balyemez'e benzetilir. Şairin kendi çağının nesnelerini şiire sokması ikinci beyitte de görülür: meclisteki neşenin kaynağı amber kokulu tütündür. Siyah ben ile tütünün koyu rengi arasında bir ilgi kurulduğu düşünülebilir; ancak ikinci beytin ilk mısraı tam açık değildir ve aktarımı kelimelerin düz anlamına bağlı kaldı.

Son beyit bir tevriye ile kapanır. "Kıyamet koparmak" deyimi büyük bir gürültü çıkarmak, ortalığı birbirine katmak demektir; "kıyām" ise ayağa kalkmaktır. Sevgilinin meclisten kalkması, hem âşıklar için kıyamet gibi bir felaket hem de kelimenin asıl anlamıyla bir "kalkış"tır. Babaarslan Vâzıh'ı, yaşadığı dönemin sosyal hayatını şiirine yansıtan ve halk söyleyişlerini kullanan bir şair olarak tanıtır; topa, tütüne ve deyimlere dayanan bu kıt‘a bunun küçük bir örneğidir. Şairin hayatı ve öteki şiirleri için Kara Müftîzâde Mustafa Vâzıh yazısına bakılabilir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar