Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün / mefā‘īlün / mefā‘īlün / mefā‘īlün

Bahār eyyāmı dirler buña diller ber-ṣafā olsun
Şarāb-ı nāb-ı şevḳ-engīz nūş eyleñ şifā [olsun]
İçilsün bāde-i ḥamrā ḳuculsun dil-ber-i ra‘nā
Nedir bu miḥnet-i dünyā elemler ber-hevā olsun
Nişān olsun seriñ tīr-i belāma dāḫi dirseñ de
Pek eyü başım üzre olsun ey şūḫ-ı cefā [olsun]
Bu bendeñ Vāżıḥıñ kes başını sen ber-sinān eyle
Ki o da himmetiñle ser-firāz-ı mübtelā olsun

Günümüz Türkçesiyle

1. Buna bahar günleri derler, gönüller sefada olsun; arzu kışkırtan saf şarabı için, şifa olsun.

2. Kırmızı şarap içilsin, alımlı güzel kucaklansın; bu dünya sıkıntısı da nedir, dertler havaya uçsun.

3. "Başın bela okumun hedefi olsun" desen bile, ey eziyetçi şuh, pek iyi, başım üstüne olsun.

4. Bu kulun Vâzıh'ın başını kes, mızrağın ucuna tak; o da senin lütfunla dertliler arasında başı yüce olsun.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir, Dîvânçe'nin Mukatta‘ât bölümündeki on ikinci manzumedir ve Babaarslan onu nâ-tamâm gazel sayar. Dört beyittir ve hezec bahrinin "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "olsun", kafiye "ṣafā, şifā, hevā, cefā, mübtelā" kelimelerindeki "-ā" sesidir. İlk ve üçüncü beyitlerin sonundaki "[olsun]" kelimesi neşirde köşeli ayraç içinde tamamlanmıştır. Mahlas son beyitte geçer.

Anlam ve Söz Sanatları

İlk iki beyit bir bahar ve işret davetidir. "Şifā olsun" sözü bugün de yemek ve içmek için söylenen "afiyet olsun" türünden bir dilek gibidir; "elemler ber-hevā olsun" ise dertlerin havaya savrulmasını ister. Özçakmak bu iki beyti Vâzıh'ın Nedîm'i izleyen rindane üslubuna örnek olarak gösterir. Onun aktardığı metinde ilk mısrada "pür-ṣafā", ikinci beytin başında da "Açılsun" okunur; Babaarslan'ın neşrinde bu kelimeler "ber-ṣafā" ve "İçilsün" biçimindedir. Yukarıdaki aktarım Babaarslan'ın okuyuşuna dayanır.

Son iki beyitte hava değişir ve âşığın sevgilinin zulmüne razı oluşu öne çıkar. Üçüncü beyitteki "başım üzre olsun", bugün "başım üstüne" dediğimiz, bir isteği seve seve kabul etmeyi anlatan deyimdir. Son beyit bir tevriyeyle biter: "ser-firāz" sözü "başı yüce, onurlu" demektir, ama kesilip mızrağın ucuna takılan baş da gerçekten yukarıda durur. Böylece âşığın ölümü, dertliler arasında bir onur payesine dönüşür. Baharın neşesiyle açılan şiirin böyle bir sahneyle bitmesi, divan şiirinde aşkın sevinçle acıyı birlikte taşıyan yapısını gösterir.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

  • Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1965; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 69a). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
  • Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
  • Fatma Özçakmak, "Mustafa Vâzıh Efendi ve Dîvânçe'si", Kesit Akademi Dergisi, 7(26), 2021, s. 255-278, s. 272.

Çevrimiçi kaynaklar