Özgün Metin
Vezin: mefā‘īlün / mefā‘īlün / mefā‘īlün / mefā‘īlün
Raḳīb bir ṣūfī-i nā-ṣūret iletmiş bugün yāra
Deve gördüñ mi yiydin olsun ey dostum nedir çāre
Bu ṣu işi imiş diyü hemān a‘rāż-ı vech eyler
Sirişkin gösterince ‘āşıḳ-ı miskīn dil-dāra
Taḳarrub eylemişler ṣandılar bir ḫasteye neşter
Baṣīretle baḳanlar ġamze ile çeşm-i bīmāra
Semek ḳarnında ḳalmışdır mis̱āl-i Ḥażret-i Yūnus
O nūn-ı ebruvānı içre baḳ ḫāl-i siyehkāra
Günümüz Türkçesiyle
1. Rakip bugün çirkin yüzlü bir sofuyu sevgiliye götürmüş; "Deve gördün mü?" (görmedim de) yiydin olsun, ey dostum, ne çare.
2. Zavallı âşık gözyaşını gönül alana gösterince, o "Bu su işiymiş" diyerek hemen yüzünü çevirir.
3. Gamzeye ve hasta göze basiretle bakanlar, bir hastaya neşter yaklaştırılmış sandılar.
4. Onun kaşlarının nun harfi içindeki kara bene bak: Hazret-i Yunus gibi balığın karnında kalmıştır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir, Dîvânçe'nin Mukatta‘ât bölümündeki on dördüncü manzumedir. Babaarslan onu nazm olarak niteler; şiirde mahlas yoktur. Dört beyittir ve hezec bahrinin "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "yāra, çāre, dil-dāra, bīmāra, siyehkāra" kelimelerindeki "-āra" sesine dayanır.
Anlam ve Söz Sanatları
İlk beyit konuşma dilinden bir sahneyle açılır. Rakip, sevgiliye çirkin yüzlü bir sofu götürmüştür; şair bu duruma "Deve gördün mü?" sözüyle karşılık verir. Türkçede bu söz, görüleni görmemiş sayıp susmak gerektiğini anlatan bir deyişin başıdır. Mısraın "yiydin olsun" kısmının tam anlamını kesinleştiremedik; aktarımda neşirdeki kelimeleri karşılayan düz bir anlam verdik. İkinci beyitte sevgili, âşığın gözyaşları karşısında "bu su işiymiş" diyerek yüzünü çevirir; gözyaşının su olması bu sözü bir kelime oyununa dönüştürür. Bu beytin ayrıntısı da tam açık değildir.
Üçüncü beyitte gamze kan almak için kullanılan bir neştere, hasta göz de bir hastaya benzetilir. Gamzenin hasta göze yaklaşması, bir hekimin hastaya neşter dokundurmasına benzer; "neşter, ḫaste, bīmār" kelimeleri hekimlik çevresinden bir tenasüp kurar. Son beyit şiirin en ustalıklı benzetmesidir. Kaşların kavsi, Arap harflerinden nun (ن) harfine benzetilir; harfin içindeki nokta da kaşların arasındaki kara bendir. "Nūn" kelimesi Arapçada balık demektir ve Kur'an'da Hz. Yunus "Zünnûn" (balık sahibi) diye anılır. Bu yüzden nun harfinin içindeki ben, balığın karnında kalan Yunus peygamberin kendisi olur.
Kaynakça
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1965-1966; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 69b). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
Çevrimiçi kaynaklar






