Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilün

Çeşm-i ‘āşıḳ gibi cūş eyledi enhār-ı Amasya
Ḫum-ı mey gibi ḫurūş eyledi enhār-ı Amasya
Ḥamdü lillāh bugün geldi bahār-ı vuṣlat
Serv-ḳadlerle ḳucuş eyledi enhār-ı Amasya
Ġażabından ḳudurup aġzına yıġıldı köpük
Cūşiş-i eşkimi gūş eyledi enhār-ı Amasya
Vāżıḥā ṣanma ḥabāb serv-i ḫırāmānlara
Göz idüp ‘arż-ı ġurūş eyledi enhār-ı [Amasya]

Günümüz Türkçesiyle

1. Âşığın gözü gibi Amasya'nın ırmakları coştu; şarap küpü gibi Amasya'nın ırmakları kükredi.

2. Allah'a hamd olsun, bugün kavuşma baharı geldi; Amasya'nın ırmakları servi boylularla kucaklaştı.

3. Öfkesinden kudurup ağzına köpük yığıldı; Amasya'nın ırmakları gözyaşımın coşkusunu duydu.

4. Ey Vâzıh, bunları kabarcık sanma; Amasya'nın ırmakları salınan servilere göz edip kuruş sundu.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bu şiir, Dîvânçe'nin "Mukatta‘ât" başlıklı bölümünde yer alan on sekiz manzumenin on beşincisidir. Babaarslan, önceki çalışmalarda kıt‘a ya da nazm diye tanımlanan bu manzumelerden bir kısmının aslında matla beyti olan yarım (nâ-tamâm) gazeller olduğunu söyler ve bu şiiri de nâ-tamâm gazeller arasında sayar. Dört beyittir ve remel bahrinin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "eyledi enhār-ı Amasya" sözüdür; kafiye "cūş, ḫurūş, ḳucuş, gūş, ġurūş" kelimelerindeki "-ūş" sesine dayanır. Son mısradaki "[Amasya]" kelimesi neşirde köşeli ayraç içinde tamamlanmıştır. Mahlas son beyitte geçer.

Anlam ve Söz Sanatları

Şiirin konusu Amasya'nın ırmaklarının taşmasıdır. Şair coşan suyu önce âşığın ağlayan gözüne, sonra kaynayan bir şarap küpüne benzetir. İkinci beyitte "kavuşma baharı" ile ilkbaharın taşkın mevsimi birlikte düşünülür; kıyıları aşan ırmak, kenarda duran servileri ya da servi boylu güzelleri kucaklar. Üçüncü beyitte ırmak öfkeden kudurmuş, ağzında köpük birikmiş bir canlı gibi anlatılır ve bu taşkının sebebi olarak şairin gözyaşının coşkusunu duyması gösterilir. Bu, gerçek sebebin yerine şairane bir sebep koyan hüsn-i ta‘lil sanatıdır. Son beyitteki buluş, suyun yüzündeki kabarcıkların (ḥabāb) yuvarlak gümüş kuruşlara benzetilmesidir: ırmak salınan güzellere göz kırpar ve onlara para sunar. "Ḫurūş" (kükreme) ile "ġurūş" (kuruş) kelimelerinin kafiyede birbirine bu kadar yakın düşmesi beytin sonunu bir söz oyunuyla bağlar; bu tespit bizimdir.

Tarihî Bağlam

Şiir Amasya'yı adıyla anan az sayıdaki Vâzıh şiirinden biridir ve ırmağın taşmasını şehrin gündelik hayatının bir olayı olarak işler. Dîvânçe'deki bir başka manzume aynı olayın şairin hayatına nasıl dokunduğunu gösterir: Tarih 28'in başlığına göre Vâzıh, "Âkif-zâde merhûm"un İçeri Şehir'deki evini ziyarete gidemediğini, çünkü Amasya ırmağının pek taşkın olduğunu yazar ve özrünü bir beyitle bildirir. İçeri Şehir, ırmağın kale tarafındaki yakasıdır. Hüsameddin'in mahalle tariflerinde ırmağa komşu semtler de görülür; örneğin Alçak Köprü'nün güneydoğusundaki Saraçhane Mahallesi kuzeyden Yeşilırmak'la sınırlanır. Şehrin iki yakası bu tür köprülerle birbirine bağlanıyordu. Bu şiirin hangi yılın taşkınına yazıldığı bilinmiyor.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar