Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü / fā‘ilātü / mefā‘īlü / fā‘ilün
Der-ḫilḳat-i Ḫudā nigeh-i mest ān ġulām
Der-çeşm-i ḥūr nūr-ı siyāhest ḫᵛāb-nām
Şeb-ḫīz Leyli-est der-ān māh u encümān
Zerrīn şemse-est ü benek zīnet-i tamām
Pistān-ı ān ruḫet naẓar kon be-sīneeş
Dürr-i müdevverīst ber-āyīne şod maḳām
Günümüz Türkçesiyle
1. Tanrı'nın yaratışında o delikanlının mahmur bakışı, huri gözünde "uyku" adlı kara bir nurdur.
2. O ay ile yıldızlar arasında geceleri uyanık duran bir Leylâ'dır; altın bir şemsedir, benek de tam bir süstür.
3. Onun yanağının memesine, göğsüne bak: aynanın üzerine yerleşmiş yuvarlak bir incidir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir, Dîvânçe'nin Mukatta‘ât bölümündeki dokuzuncu manzumedir. Babaarslan onu nazm olarak niteler ve bölümün tek Farsça manzumesi olduğunu belirtir. Neşirde Farsça metnin yalnız Latin harfli okunuşu verilmiştir, çevirisi yoktur; bu yüzden yukarıdaki aktarım bizimdir ve kesin değildir. Üç beyittir ve muzari bahrinin "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "ġulām, ḫᵛāb-nām, tamām, maḳām" kelimelerindeki "-ām" sesidir. Mahlas yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Manzume bir güzelin tasviridir ve her beyit bir uzvu ya da bir süsü anlatır. İlk beyitte "ġulām" (delikanlı) diye anılan güzelin mahmur bakışı, huri gözündeki kara bir ışığa benzetilir. "Nūr-ı siyāh" (kara nur) sözü göz bebeğinin karasını düşündürür; "ḫᵛāb-nām" sözünü "uyku adlı" diye okuduk, ancak bu okuma kesin değildir. İkinci beyitte güzel, ay ve yıldızlar arasında gece uyanık duran bir Leylâ'ya benzetilir. "Leylī" adı Arapçada geceyi anlatan "leyl" kelimesini de çağrıştırdığı için gece, ay ve yıldız kelimeleriyle bir tenasüp kurulur. "Şemse" tezhip ve cilt sanatında kullanılan güneş biçimli altın bir süstür; benek ise yüzdeki benin karşılığı olarak okunabilir.
Üçüncü beyit en belirsiz olanıdır. "Pistān" Farsçada meme demektir; mısra güzelin göğsüne bakmayı söyler ve onu bir aynanın üzerine konmuş yuvarlak bir inciye benzetir. Ayna, divan şiirinde parlak ve beyaz yüzün ya da göğsün karşılığıdır. Beyitte "ruḫet" (yanağın) kelimesinin nasıl bağlandığı açık değildir; aktarımda kelimelerin düz anlamına bağlı kaldık. Vâzıh'ın Farsçayı eser yazacak kadar bildiği, Farsça öğretimi için manzum bir eser yazdığı bilinir. Dîvânçe'de Farsça şiirler azdır; bu nazm, 13. gazelle birlikte şairin bu dili şiir dili olarak kullandığını gösteren örneklerdendir.
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1964; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 69a). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Fatma Özçakmak, "Mustafa Vâzıh Efendi ve Dîvânçe'si", Kesit Akademi Dergisi, 7(26), 2021, s. 255-278, s. 274.
Çevrimiçi kaynaklar






