Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün / mefā‘īlün / mefā‘īlün / mefā‘īlün

O meh-rū ref‘-i bürḳa‘ eyleyüp aġyāra yüz ṭutdı
Dirīġā ṭāli‘-i ferḫundemiz idbāra yüz ṭutdı
Kilāb-ı kūy-ı cānān üstüḫᵛānımdan olur maḥrūm
Dirīġā zindegīye ḫaste cān bir pāre [yüz ṭutdı]
Ṭulū‘ eylerse ḫurşīd saḳfe-i beytimde şavḳ olmaz
Nuḫūset cānibine Vāżıḥ-ı bī-çāre yüz ṭutdı

Günümüz Türkçesiyle

1. O ay yüzlü peçesini kaldırıp yabancılara yüz döndü; yazık, uğurlu talihimiz de terse döndü.

2. Sevgilinin sokağının köpekleri kemiklerimden mahrum kalacak; yazık, hasta can biraz hayata yüz tuttu.

3. Güneş doğsa da evimin damına ışık düşmez; zavallı Vâzıh uğursuzluğa yüz tuttu.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir, Dîvânçe'nin Mukatta‘ât bölümündeki on yedinci manzumedir ve Babaarslan onu nâ-tamâm gazel sayar. Üç beyittir ve hezec bahrinin "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "yüz ṭutdı", kafiye "aġyāra, idbāra, pāre, bī-çāre" kelimelerindeki "-āra/-āre" sesidir. İkinci beytin sonundaki "[yüz ṭutdı]" redifi neşirde köşeli ayraç içinde tamamlanmıştır. Mahlas son beyitte geçer.

Anlam ve Söz Sanatları

Şiirin redifi "yüz tutmak", bir şeye yönelmek demektir ve her beyitte başka bir yöne bağlanır: sevgili yabancılara, talih tersine, can hayata, şair de uğursuzluğa yüz tutar. İlk beyitte sevgilinin peçesini açıp yüzünü başkalarına göstermesi, âşığın talihinin dönmesine yol açar. "Ṭāli‘, idbār, ṭulū‘, ḫurşīd, nuḫūset" kelimeleri yıldızbilim çevresinden bir tenasüp kurar: idbar bir yıldızın geri dönüşünü ve talihin kötüye gitmesini, nuhuset de uğursuzluğu anlatır.

İkinci beyit divan şiirinin bilinen bir mazmununa dayanır. Âşık, sevgilinin sokağında ölmeyi ve kemiklerinin oradaki köpeklere yem olmasını bir şeref sayar. Burada ise can biraz iyileşip hayata dönmüştür; şair buna sevinmez, sokağın köpeklerinin kemiklerinden mahrum kalacağına yanar. Bu tersine çevrilmiş dilek beytin acı şakasıdır. Son beyitte güneş doğsa bile şairin evinin damına ışık düşmez. "Vāżıḥ" mahlası "açık, aydınlık" anlamına geldiği için, aydınlık adlı şairin karanlıkta kalması Dîvânçe'nin ilk gazelinde de görülen bir ironiyi tekrarlar; bu okuma bizimdir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar