Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü / mefā‘īlü / mefā‘īlü / fe‘ūlün

Ey āfet-i devrān yeter oldı döneklik
Bu deñlü a sengīn-dilā eyleme beglik
Açmış ġam-ı ebrūsı ile dāġ-ı pür-envā‘
Bir ṭāḳda gūyā ten-i pür-ḫāk çiçeklik
Ruḫsārına ḫāl-i siyeh üşmüş megesāsā
Ol zülf-i perīşānı daḫi aña siñeklik
Düşvār olan dīde-i giryānımı ṭutmaḳ
Bu murġ-ı dili dirseñ eger çantada keklik

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey zamanın belası, bu döneklik artık yeter; ey taş yürekli, bu kadar beylik taslama.

2. Kaşının gamıyla türlü türlü yara dağları açılmış; sanki bir kemerin altında toprakla dolu bir beden, bir çiçekliktir.

3. Yanağına kara benler sinekler gibi üşüşmüş; o dağınık zülfü de ona sineklik olmuş.

4. Zor olan, ağlayan gözümü tutmaktır; bu gönül kuşuna gelince, dersen, o çantada keklik.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir, Dîvânçe'nin Mukatta‘ât bölümündeki altıncı manzumedir. Babaarslan onu nazm olarak niteler. Nazm, gazel ya da kıt‘a gibi kuralları kesin olmayan, mahlas taşıması gerekmeyen kısa manzumeler için kullanılan bir addır; bu şiirde de mahlas yoktur. Dört beyittir ve hezec bahrinin "mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "döneklik, beglik, çiçeklik, siñeklik, keklik" kelimelerindeki "-eklik" sesine dayanır.

Anlam ve Söz Sanatları

Manzume, gündelik eşyalardan ve konuşma dilinden alınmış benzetmeleriyle dikkat çeker. İkinci beyitte kaşın gamıyla açılan yara izleri (dāġ) çiçeklere, toprakla dolu beden de bir saksıya benzetilir. "Ṭāḳ" kelimesi hem duvardaki kemerli oyuğu hem de kaşın kavsini düşündürür; kemerin altına konmuş bir çiçeklik, kaşın altında yaralarla açmış bir bedene dönüşür. Üçüncü beyitte yanaktaki kara benler sineklere, dağınık zülf de sinek kovmaya yarayan sinekliğe benzetilir; "megesāsā" sözü "sinek gibi" demektir.

Son beyit bir deyimle biter. "Çantada keklik" Türkçede ele geçirilmesi kesin olan şey için söylenir. Şair, ağlayan gözünü tutmanın zor olduğunu, gönül kuşunun ise zaten sevgilinin elinde olduğunu söyler. Özçakmak bu beyti, Vâzıh'ın atasözü ve deyimleri şiirine taşımasının örnekleri arasında gösterir. "Döneklik, beylik, çiçeklik, sineklik, keklik" gibi gündelik kelimelerin kafiye yapılması da şiire Babaarslan'ın mahallîleşme akımına bağladığı yerli ve sade bir renk verir.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

  • Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1963; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 68b). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
  • Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
  • Fatma Özçakmak, "Mustafa Vâzıh Efendi ve Dîvânçe'si", Kesit Akademi Dergisi, 7(26), 2021, s. 255-278, s. 270-271.

Çevrimiçi kaynaklar