Özgün Metin
Başlık: TAḪMĪS-İ VĀŻIḤ BE-ĠAZEL-İ ŞEHĪD MİḲDĀD PAŞA-ZĀDE ŞEHĪD ḤASAN BEG
Vezin: mefā‘īlün / mefā‘īlün / mefā‘īlün / mefā‘īlün
O Yūsuf-ṣūreti māh-ile mīzān-ı ḫıred çekmiş
Ḫayāl-i ḥabl-i zülfi bār-ı rücḥānına şed şekmiş
Cihān ‘aşḳına bir ṣahbā-yı yā Hū-yı meded çekmiş
Gönül āġūş-ı ümmīde bugün bir serv-ḳad çekmiş
Ḥayāt-ı cāvidānī üstine bir ṣarf-ı med çekmiş
Amān ol ġamzeler ḫūnī amān ol dīdeler ḳātil
Ser-ā-pā cān alıcılar mükemmel anda ve’l-ḥāṣıl
Derūn-ı ‘āşıḳ-ı bī-çāreler aḥvāli pek müşkil
O çeşm-i şīr-i mestiñ ġamzesinden ḫavf iderken dil
Beni öldürmege ebrūları seyf-i esed çekmiş
Gürūh-ı pür-şükūh-ı ‘āşıḳān-ıla ider ḥarbi
Derūnından nişān-ı dīn ü īmānı idüp selbī
Hemān ḫūn-ḫᵛārlıḳdır maḳṣadı yoḳdur göñül celbi
Ḫarāb itmek murādıyla o kāfir kişver-i ḳalbi
Sitem ceyşini iḳlīm-i fitenden lā-yu‘ad çekmiş
Fiġānım itdi bī-rāḥat ḳamu a‘lāyı ednāyı
Gece gündüz bu sūz-ı ‘aşḳ-ıla aġlayı aġlayı
Bu çeşmim yaşı ile ṭoldururdum ḫāk-i pehnāyı
Sirişkim seyline ben ġarḳ iderdim ümm-i dünyāyı
Velākin ṣaff-ı müjgānım Sikendervārī sed çekmiş
Viṣāl-i devletinden olmuş-idim ben anıñ āyis
Bi-ḥamdillāh bugün ḳıldı ḳadem-rencīde-i meclis
Ola Vāżıḥ der-i devlet-me’ābında hemān cāris
Alınca hāle-i āgūşa ol māhı bu şeb Fāris
Feleklerde melekler ḥāline baḳmış ḥased çekmiş
Günümüz Türkçesiyle
1. O Yusuf yüzlü güzel, ay ile birlikte aklı teraziye koymuş; zülfünün ipinin hayali, üstünlüğünün yükünü bağlamış (beyit iki türlü okunabilir). Dünyanın aşkına "Yâ Hû, meded" diye bir şarap çekmiş. Gönül bugün ümit kucağına bir servi boyluyu çekmiş; (o boy) ebedî hayatın üstüne bir uzatma (med) işareti çekmiş.
2. Aman, o bakışlar kanlı; aman, o gözler katil. Kısacası baştan ayağa kusursuz can alıcılar. Çaresiz âşıkların içlerinin hâli pek müşkül. Gönül o sarhoş arslan gözün bakışından korkarken, kaşları beni öldürmek için arslanın (Hz. Ali'nin) kılıcını çekmiş.
3. Görkemli âşıklar topluluğuyla savaşır, içlerinden din ve iman nişanını söküp alır. Maksadı yalnızca kan dökmektir, gönül kazanmak değildir. O kâfir, gönül ülkesini harap etmek isteğiyle fitne ikliminden sayısız zulüm ordusu çekip getirmiş.
4. Feryadım yüksek, alçak herkesin rahatını kaçırdı. Gece gündüz bu aşk yanığıyla ağlaya ağlaya gözümün yaşıyla geniş yeryüzünü doldururdum; gözyaşımın selinde dünyanın anasını boğardım. Ama kirpiklerimin safı İskender seddi gibi bir set çekmiş.
5. Ben onun kavuşma devletinden ümidimi kesmiştim. Allah'a hamd olsun, bugün meclise ayak basma zahmetinde bulundu. Vâzıh, o devlet sığınağı kapısında her an bekçi olsun. Bu gece Fâris o ayı kucağının halesine alınca, göklerdeki melekler onun hâline bakıp haset etmiş.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Yazmadaki başlığı "Taḫmīs-i Vāżıḥ be-Ġazel-i Şehīd Miḳdād Paşa-zāde Şehīd Ḥasan Beg"tir: Vâzıh'ın, Mikdâd Paşa'nın oğlu şehit Hasan Bey'in bir gazeline yaptığı tahmis. Beş mısralı beş bentten oluşur ve hezec bahrinin "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıyla yazılmıştır. Her bendin son iki mısraı Hasan Bey'in gazelinden gelir. Gazelin redifi "çekmiş", kafiyesi "med, esed, lā-yu‘ad, sed, ḥased" kelimelerindeki "-ed" sesidir. Babaarslan, üçüncü bentteki "ḥarbi" kelimesinin yerine yazmada önce "cengi" yazıldığını, sonra bunun çizilip düzeltildiğini not eder; müellif hattı nüshada şairin kendi düzeltmesi görülür.
Anlam ve Söz Sanatları
Hasan Bey'in matla beyti güzel bir buluşa dayanır: sevgilinin uzun boyu, "ebedî hayat" sözünün üstüne çekilmiş bir "med" işaretine benzetilir. Arap yazısında med, elif harfinin üstüne konan ve sesi uzattığını gösteren yatık bir çizgidir; sevgilinin boyu da ebedî hayatı uzatır. İkinci bentte kaşlar "seyf-i esed", yani arslanın kılıcı olarak anılır; Hz. Ali'nin "Esedullah" (Allah'ın arslanı) lakabı düşünüldüğünde bu, Zülfikâr'a işaret eden bir söyleyiştir. Dördüncü bentte gözyaşının dünyayı boğacak kadar çok olduğu, ama kirpiklerin İskender'in yaptırdığı rivayet edilen sed gibi bu seli durdurduğu söylenir. Bent boyunca savaş kelimeleri (ḥarb, ceyş, iḳlīm, kişver, ḫarāb) sevgilinin zulmünü bir fetih gibi anlatır.
Son bentte Hasan Bey'in gazelinin son beyti yer alır. Tahmiste asıl gazelin mahlas beyti normal olarak son bende gelir. Bu beyitteki "Fāris" kelimesi "atlı, süvari" anlamına gelir; aynı zamanda Hasan Bey'in mahlası olabilir. Bu bir tahmindir ve başka bir kaynakla doğrulanamadı.
Tarihî Bağlam
Hasan Bey Amasya tarihinde tanınan bir kişidir. Hüsameddin, Canikli Tayyâr Mahmûd Paşa'nın Amasya'yı elinde tuttuğu yıllarda Mikdâd Paşazâde Hasan Bey'in on sekiz yaşında Amasya mütesellimi olarak gönderildiğini, kendisine şehrin âlimlerinden bir muallim ve musahip seçtiğini yazar. Aynı eserde Hasan Bey'in sert idaresinden ve sonradan idam edildiğinden söz edilir. Vâzıh da Hüsameddin'e göre Tayyâr Paşa'nın gözdesi olarak 1214 (1799) yılında Amasya müftüsü olmuştu. Başlıkta hem babaya hem oğula "şehîd" denmesi, tahmisin ya da başlığın Hasan Bey'in ölümünden sonra yazıldığını gösterir. Şiir, Vâzıh'ın bu çevreyle yakınlığının edebî bir izi olarak okunabilir; bu yorum bizimdir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 4 (Bakiyye), s. 176-182 (e-kitap s. 681-683). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/1-4/files/basic-html/page683.html
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11 (e-kitap s. 529). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page529.html
Akademik çalışmalar
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1969; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 70b-71a). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
Çevrimiçi kaynaklar




