Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilün
Mülk-i bī-nām u nīşānīde şeh-i ẕī-şānım
Üstüḫᵛān-pāre-i sī-merġuledir eyvānım
Ḳāhir-i ceyş-i murād u emel-i devrānım
Gerçi maġlūb-ı sipāh-ı ġam-ı bī-pāyānım
İdemem çarḫa müdārā bozamam ‘unvānım
Şimdi küskünlügümüz var felege sulṭānım
Seḥerī bād-ı ṣabā ḳaṣr-ı neşāṭ-ābādam
Şemme-i ḫāl-i rūḫ-ı ‘aşḳ mümessek-ḳahvem
Ḫademem sāye-i ervāḥ-ı muḳaddesdir hem
Naẓar-ı himmetimiñ cilvegehi bāġ-ı İrem
İdemem çarḫa müdārā bozamam ‘unvānım
Şimdi küskünlügümüz var felege sulṭānım
Bārgāhımda yelekli çavuşum ‘anḳādır
Devletim rükn-i ‘amel kārları ḫulyādır
Māşıṭa kākül-i ḫūr naḳş-kün-i ṭuġrādır
Bād eṭrāfa berīdān-ı ḥük(ü)m-fermādır
İdemem çarḫa müdārā bozamam ‘unvānım
Şimdi küskünlügümüz var felege sulṭānım
Ber-murād olmadan āḫir bu felekde eyvāh
Eylediñ şimdi murādāt-ı cihāndan ikrāh
Diye lā-ḥavle ve lā-ḳuvvete illā billāh
İdemem ṭoġrusı ben kimselere eyvallāh
İdemem çarḫa müdārā bozamam ‘unvānım
Şimdi küskünlügümüz var felege sulṭānım
Süfehā gülşen-i ‘izzetde muvaḳḳar görinür
Fużalā külḥan-ı miḥnetde muḥaḳḳar görinür
Būd nā-būd-ı cihān çeşmime kemter görinür
Şeh gedā ‘ind-i vaḳārımda ber-ā-ber görinür
İdemem çarḫa müdārā bozamam ‘unvānım
Şimdi küskünlügümüz var felege sulṭānım
Gūşe-i ‘uzleti ser-māye-i ‘izzet biliriz
Tūşe-i derd [ü] ġamı ḫᵛān-ı sa‘ādet biliriz
Ni‘met-i dehr-i denīyi ḳatı niḳmet biliriz
‘Āḳiliz mest degiliz rif‘ati ẕillet biliriz
İdemem çarḫa müdārā bozamam ‘unvānım
Şimdi küskünlügümüz var felege sulṭānım
Cevr-i a‘dā ile Vāżıḥ ṣaḳın olma ḳanzil
‘Av‘av-ı kelb-i ‘uḳūra ḳulaḳ aṣmaz ‘āḳil
Ḳader-i Ḥażret-i Ḫallāḳa hemān ol ḳā’il
Beni dirseñ budur işte sözümüz ve’l-ḥāṣıl
İdemem çarḫa müdārā bozamam ‘unvānım
Şimdi küskünlügümüz var felege sulṭānım
Günümüz Türkçesiyle
1. Adı sanı olmayan bir ülkenin şanlı şahıyım; eyvanım bir kuşun kemik parçasıdır (neşirdeki "sī-merġule" sözünü kesin açıklayamadık). Murat ve emel ordusunun, devranın yenicisiyim; gerçi sonsuz gam ordusuna yenik düşmüşüm. Feleğe yaltaklanamam, unvanımı bozamam; artık feleğe küskünüz, sultanım.
2. Seher yeli neşe sarayımdır; aşkın yanağındaki benin kokusu misk kokulu kahvemdir. Hizmetçilerim de kutsal ruhların gölgesidir; himmet bakışımın göründüğü yer İrem bağıdır. Feleğe yaltaklanamam, unvanımı bozamam; artık feleğe küskünüz, sultanım.
3. Huzurumda sorguçlu çavuşum Ankâ kuşudur; devletimin rükünleri ve işleri hayaldir. Huri kâkülünün tarağı tuğramı çizen nakkaştır; rüzgârlar da çevreye fermanlarımı götüren ulaklardır. Feleğe yaltaklanamam, unvanımı bozamam; artık feleğe küskünüz, sultanım.
4. Eyvah, bu felekte sonunda muradına eremeden şimdi dünya muratlarından iğrendin. "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" (güç ve kuvvet yalnız Allah'ındır) de. Doğrusu ben kimseye eyvallah edemem. Feleğe yaltaklanamam, unvanımı bozamam; artık feleğe küskünüz, sultanım.
5. Beyinsizler izzet gül bahçesinde saygın görünür; erdemliler sıkıntı külhanında hor görünür. Dünyanın var ile yoku gözüme pek değersiz görünür; şah ile dilenci vakarımın katında bir görünür. Feleğe yaltaklanamam, unvanımı bozamam; artık feleğe küskünüz, sultanım.
6. Yalnızlık köşesini izzet sermayesi biliriz; dert ve gam azığını mutluluk sofrası biliriz. Bu alçak dünyanın nimetini katı bir azap biliriz. Akıllıyız, sarhoş değiliz; yükselmeyi alçalma biliriz. Feleğe yaltaklanamam, unvanımı bozamam; artık feleğe küskünüz, sultanım.
7. Ey Vâzıh, düşmanların zulmüyle sakın kızgın olma; akıllı kişi azgın köpeğin havlamasına kulak asmaz. Yaratan'ın takdirine hemen razı ol. Beni sorarsan sözümüz işte budur, kısacası: Feleğe yaltaklanamam, unvanımı bozamam; artık feleğe küskünüz, sultanım.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Dîvânçe'nin musammatlar bölümündeki beşinci ve son şiirdir. Altı mısralı yedi bentten oluşur ve remel bahrinin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Her bendin ilk dört mısraı kendi arasında kafiyelidir; son iki mısra, "İdemem çarḫa müdārā bozamam ‘unvānım / Şimdi küskünlügümüz var felege sulṭānım", bütün bentlerde aynen tekrarlanır. Bu yapı, nakaratı bir beyit olan bir müseddes görünümündedir; adlandırma bizimdir. Mahlas son bentte geçer.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiirin konuşanı, "adı sanı olmayan bir ülkenin" padişahıdır. İlk üç bent bu hayalî saltanatın teşkilatını kurar: sarayı seher yeli, hizmetçileri kutsal ruhların gölgesi, çavuşu efsanevi Ankâ kuşu, tuğra çeken nakkaşı huri kâkülünün tarağı, ulakları rüzgârlardır. Saltanat makamına ait kelimelerin (şeh, eyvān, ceyş, çavuş, ṭuġrā, fermān, berīd) hepsi dünyadan el çekmiş bir kişinin iç âlemine uygulanır. Böylece dünya padişahlarının saltanatı ile kanaat ehlinin yalnızlık saltanatı arasında bir karşılaştırma kurulur. Beşinci ve altıncı bentlerde aynı düşünce düz bir dille söylenir: beyinsizler itibar görür, erdemliler hor görülür; yalnızlık şeref, dünya nimeti azap sayılır. Son bentte şair kendine seslenir, düşmanların sözlerine aldırmamayı ve Allah'ın takdirine razı olmayı öğütler. Nakarattaki "unvanımı bozamam" sözü, şairin onurunu dünyevi makamlar için harcamayacağını söyler; "sultanım" hitabı ise nakaratı birine yöneltilmiş bir cevap gibi okutur.
Tarihî Bağlam
Özçakmak, kaynaklara dayanarak Vâzıh'ın ömrünün sonlarına doğru münzevi bir hayat sürdüğünü, Sultan II. Mahmud'un onu şeyhülislamlık makamına getirmek için İstanbul'a davet ettiğini ve şairin bu daveti kabul etmeyip ret cevabını bu nakaratın iki mısraıyla verdiğini aktarır. Bu bilgiyi Dîvânçe'deki şiire, Amasya fetvalarının neşrine (Ayar ve Özel 2011), Topal'ın sergüzeştnâme neşrine ve Osman Fevzi Olcay'a dayandırır. Rivayetin belgesi gösterilmemiştir ve şeyhülislamlık daveti başka bir kaynakla doğrulanamadı; bu yüzden onu bir rivayet olarak kaydediyoruz. Şiirin kendisi de belirli bir daveti anmaz. Ancak Vâzıh'ın sürgün hikâyesini anlattığı mesnevisinde "Çekilüp vahdete dervîş oldum" diyerek yalnızlığa çekildiğini söylemesi, bu musammattaki küskünlük ve uzlet düşüncesiyle aynı ruh hâlini gösterir. Şairin görevden alınışları ve sürgünü için biyografi yazısına bakılabilir.
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1972-1973; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 72a-72b). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Fatma Özçakmak, "Mustafa Vâzıh Efendi ve Dîvânçe'si", Kesit Akademi Dergisi, 7(26), 2021, s. 255-278, s. 260-262.
Çevrimiçi kaynaklar




