Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün / fā‘ilātün / fā‘ilātün / fā‘ilün

Ṣarı Nā’ib-zāde Ḥāsim (?) Muṣṭafā-yı ehl-i fażl
Şi‘rde māhir idi yek-tā idi inşāda ḥayf
Şād-kām-ı neş’e-i cām-ı ḥayāt-ı dehr iken
Zer-külāh ‘ömrini virdi bu deverān bāde ḥayf
Yumulınca iki çeşmi didiler tārīḫini
Zerd-rūyī merg oldı Ṣarı Nā’ib-zāde ḥayf (1206)

Günümüz Türkçesiyle

1. Fazilet ehli Sarı Nâibzâde Hâsim (?) Mustafa şiirde mahirdi, inşada (sanatlı nesirde) tekti; yazık.

2. Dünya hayatı kadehinin neşesiyle muradına ermişken, bu devran o altın külahlının ömrünü yele verdi; yazık.

3. İki gözü yumulunca tarihini şöyle dediler: "Sarı Nâibzâde ölümün sarılığına büründü; yazık."

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Remel bahrinin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmış üç beyitlik bir ölüm tarihidir. Her beyit "ḥayf" (yazık) redifiyle biter, kafiye "inşāda, bāde, zāde" kelimelerindeki "-āde" sesidir. Babaarslan şiiri "Sarı Nâ'ib-zâde Mustafa'nın vefatına tarih (1206)" diye kaydeder; 1206 yılı miladi 1791-92'ye karşılık gelir. Neşirde ölen kişinin adının bir kısmı soru işaretiyle "Ḥāsim (?)" diye okunmuştur. Tarih düşürmek, bir olayın yılını harflerin sayı değerleri toplamı (ebced hesabı) o yılı veren bir söz ya da mısrayla bildirmektir; burada tarih son mısraın bütünüdür.

Mısra "زرد روی مرگ اولدی صاری نائب زاده حیف" diye yazıldığında "zerd" 211, "rūy" 216, "merg" 260, "oldı" 51, "Ṣarı" 301, "Nā'ib" 53 (hemze sayılmadan), "zāde" 17, "ḥayf" 98 eder; toplam 1207'dir ve neşrin verdiği 1206'dan bir fazladır. "Ṣarı" kelimesi elifsiz (صری) yazılmışsa sonuç tam 1206 olur; "rūyī" ya da hemze ayrıca sayılırsa toplam büyür. Yazmanın imlası görülmeden kesin bir şey söylenemez. Hesap bizimdir.

Anlam ve Söz Sanatları

Şiirin bütün nüktesi "sarı" kelimesine dayanır. Ölen kişinin ailesinin lakabı "Sarı Nâibzâde"dir; tarih mısraı ise ölümü "zerd-rūyī" (yüz sarılığı) ile anlatır. Ölünün benzinin sararması ile ailenin adındaki "sarı" kelimesi böylece buluşur; Farsça "zerd" ve Türkçe "sarı" aynı anlamın iki dildeki karşılığıdır. İkinci beyitte "bāde" kelimesi iki anlamda kullanılır: "bād-e" yele, rüzgâra demektir, "bāde" ise şaraptır. "Cām" (kadeh) ve "neş'e" kelimeleriyle birlikte düşünüldüğünde şarap anlamı da beyitte duyulur; bu bir tevriyedir. "Zer-külāh" (altın külahlı) sıfatı ölünün varlıklı ve itibarlı bir kişi olduğunu düşündürür. Bu çözümleme bizimdir.

Tarihî Bağlam

Hüsameddin, Amasya nâibi ve kadısı olan Amasyalı Ali oğlu Hasan Efendi'nin "Sarı Nâib" lakabıyla anıldığını ve evlâdına Amasya'da "Sarı Nâibzâdeler" dendiğini yazar; Hasan Efendi'nin ölümü 1100 (1688-89) yılları dolaylarına düşer. Şiirdeki Mustafa'nın bu ailenin bir ferdi olması kuvvetle muhtemeldir. Beyit onu şiirde mahir ve inşada tek diye anar; buna göre Mustafa şair ve münşi idi. Şiirleri bugüne ulaşmamıştır; adı ve şairliği bildiğimiz kadarıyla yalnız bu tarihte geçer.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

  • Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1978; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 74a). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
  • Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı; tarihler: s. 1929-1930). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264

Çevrimiçi kaynaklar