Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
افتخار فضلا لطفی مقتول که او
بود در جمله فضائل بهمه ملك فرید
İftihâr-ı fuzalâ Lutfî-i maktûl ki û
Bûd der cümle fezâ'il be-heme mülk ferîd
چونکه اهل حسد او را ز تعصب کشتند
کشت تاریخ وفاتش ولقد مات شهید
Çün-ki ehl-i hased û-râ ze-ta‘assub kuştend
Geşt târîh-i vefâteş "ve-le-kad mâte şehîd"
Günümüz Türkçesiyle
1. Fazilet sahiplerinin övüncü olan, öldürülmüş Lutfî, bütün faziletlerde bütün ülkelerin eşsiz insanıydı.
2. Haset ehli onu bağnazlık yüzünden öldürünce, ölümünün tarihi "Ve andolsun ki şehit olarak öldü" sözü oldu.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Bu iki beyitlik Farsça kıt‘a bir tarih manzumesidir: son mısraın sonundaki Arapça söz, harflerinin ebced hesabıyla taşıdığı sayı değerleri toplandığında ölüm yılını verir. Ebced, Arap alfabesindeki her harfe bir sayı karşılığı veren eski hesap düzenidir. "و ل ق د" (ve-le-kad) 140, "م ا ت" (mâte) 441, "ش ه ی د" (şehîd) 319 eder; toplamı 900'dür ve bu, Molla Lütfî'nin öldürüldüğü hicrî 900 (1495) yılıdır. Amasya Tarihi'nin altıncı cildinde bu söz "ولقدمان" diye basılmıştır; son harf "ن" ile okunursa toplam 900'ü tutmaz, bu yüzden metinde "مات" (mâte) olarak düzeltilmiştir. Üçüncü mısradaki "او راز تعصب" da "او را ز تعصب" biçiminde ayrılmıştır. Vezin aruzun remel bahrinden "fâ‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıdır; ikinci mısra bu kalıba tam oturmaz. Vezin kaynakta belirtilmez; Latin harfli okuma, vezin tespiti ve anlam bizimdir. Kıt‘anın kafiyesi "ferîd" ile "şehîd" kelimelerindeki "-îd" sesidir.
Anlam ve Söz Sanatları
İlk beyit ölen hocanın övgüsüdür: Lutfî, fazilet sahiplerinin iftiharıdır ve bütün faziletlerde, bütün ülkelerde eşsizdir. Sıfatın yanına konan "maktûl" (öldürülmüş) kelimesi ise övgünün içine sessiz bir suçlama yerleştirir; Lutfî eceliyle ölmemiş, öldürülmüştür. İkinci beyit bu suçlamayı açıkça söyler: onu haset ehli, bağnazlık yüzünden öldürmüştür. "Hased" ve "ta‘assub" kelimeleri, Lutfî'nin idamına giden yargılamanın bir bilgi meselesi değil, kıskançlık ve dar görüşlülük meselesi olduğunu ima eder. Son söz olan "ve-le-kad mâte şehîd" hem tarih düşürür hem de hükmü verir: zındıklıkla suçlanarak öldürülen adam bir şehittir. Bir tarih mısraının sayı değeriyle birlikte böyle bir yargı taşıması, tarih manzumesi geleneğinin en etkili örneklerinden biridir.
Tarihî Bağlam
Molla Lütfî, Tokatlı bir âlimdi; Hüsameddin'e göre Sinan Paşa ile Ali Kuşçu'nun öğrencisi, akli ve nakli ilimlerde usta bir araştırıcıydı. Kendisini kıskanan ilmiye mensuplarının zındıklık isnadıyla 900 yılı Rebîülâhirinde idam edildi. Kemalpaşazâde bu sırada Lütfî'nin derslerine devam etmiş öğrencilerinden biriydi. Hüsameddin'e göre kıt‘a, Lütfî'nin canına kıyan dönemin büyüklerini, Sadrazam Çandarlı İbrâhim Paşa'yı, Rumeli kazaskeri Hacı Hasanzâde Mehmed Efendi'yi, Anadolu kazaskeri Çorumluzâde Ali Efendi'yi, Hatibzâde Muhyiddin Efendi'yi ve Molla İzârî'yi gücendirmiştir; çünkü Lütfî bu kişileri derslerinde küçümser, Hatibzâde'nin eserlerini çürütürdü.
Kıt‘anın Kemalpaşazâde'ye aidiyeti de bu olayın içinde açıkça belirsiz bırakılmıştır. Hüsameddin'in notuna göre Kemalpaşazâde beyitleri yazıp bazı dostlarına vermiş, büyüklerden çekindiği için söyleyenin adı gizlenmişti; ancak Lütfî'nin dilinden bıkmış olan düşmanları, onun şiir ve inşadaki ustalığı herkesçe bilindiği için beyitleri ancak Kemalpaşazâde'nin yazabileceğine inanmışlardı. Kıt‘ayı Kemalpaşazâde'ye bağlayan bilgi böylece çağdaşların kanaatine ve Hüsameddin'in aktarımına dayanır; burada da bu çekinceyle verilmiştir.
Kaynakça
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 6, Amasya: Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, s. 135-136 (e-kitap s. 136-137; "Ahmed Şemseddîn Efendi-Kemâl Paşazâde" maddesi, 29. ve 31. dipnotlar). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page137.html
Çevrimiçi kaynaklar






