Özgün Metin

Vezin: Fe‘ûlün Fe‘ûlün Fe‘ûlün Fe‘ûl

نکویم که هم چشم مصراست و نیل
بهشت است ورودش در و سلسبیل
Negûyem ki hem-çeşm-i Mısr ast u Nîl
Bihişt ast u rûdeş der-û selsebîl
لب رودش ازهر طرف کشته زار
بر و چرخها چون قلك [فلك] بیقرار
Leb-i rûdeş ez her taraf kişte-zâr
Ber-û çarhhâ çün felek bî-karâr
ده و مزرعش هر طرف بی کران
کمین مرز بر کشت او مرز فان
Dih ü mezra‘aş her taraf bî-kerân
Kemîn merz ber kişt-i û Merzifân

Günümüz Türkçesiyle

1. Amasya'ya Mısır'ın ve Nil'in dengidir demem; o bir cennettir, ırmağı da o cennetin içindeki Selsebil pınarıdır. (Selsebil, cennette akan pınarlardan birinin adıdır.)

2. Irmağının kıyıları her yandan ekinlik ve bahçeliktir; ırmağın üzerindeki su dolapları dönen gökyüzü gibi bir an durmaz.

3. Köyleri ve tarlaları her yanda uçsuz bucaksızdır; ekin topraklarının en küçük sınırı bile Merzifon'dur, yani Merzifon gibi verimli bir yer onun ekin alanlarının ancak en küçüğü sayılır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bu altı mısra, Kemalpaşazâde'nin Tevârîh-i Âl-i Osmân'ında Amasya'yı anlattığı nesir parçanın içine yerleştirilmiş Farsça bir manzumedir. Her beytin iki mısraı kendi arasında kafiyelidir (Nîl-selsebîl, kişte-zâr-bî-karâr, bî-kerân-Merzifân); bu, uzun anlatı şiirlerinde kullanılan mesnevi düzenidir. Vezin, Firdevsî'nin Şâhnâme'sinden beri Farsça mesnevilerde çok kullanılan mütekârib bahrinin "fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûlün fe‘ûl" kalıbıdır; kaynakta belirtilmez, tespit bizimdir. Hüsameddin parçayı önce Amasya Tarihi'nin üçüncü cildinde, ardından altıncı ciltteki Kemalpaşazâde maddesinde aktarır. Burada Arap harfli metin, daha düzgün dizilmiş olan üçüncü ciltteki baskıdan verilmiştir. Altıncı ciltte birinci mısrada "çeşm" yerine "حشم", ikinci mısrada "der-û" yerine "ورو", son mısrada da "ber" kelimesi düşmüş olarak basılmıştır; üçüncü ciltte ise dördüncü mısradaki "felek" kelimesi "قلك" diye dizilmiştir, köşeli parantez içinde düzeltilmiş biçimi gösterilmiştir. Son mısradaki "ber", vezin bakımından gereklidir. Latin harfli okuma bizimdir. Fatih Erkoçoğlu, Hüsameddin'in metnini aktarırken bu beyitleri de okumuş, ancak son mısraı "Kemîn merz ber-geşt o merz-bân" diye farklı vermiştir; Merzifon'u anan okuma, Hüsameddin'in kendi açıklamasına uyar.

Anlam ve Söz Sanatları

Hüsameddin parçanın anlamını bir dipnotta şöyle verir: "Amasya ihtişam ve zinette Mısır ve Nil'in hem ayarıdır diyemem. Amasya bir cennettir. Irmağı da o cennetin Selsebil'idir. Irmağının her tarafı bağlar ve bahçelerle süslüdür. Üzerindeki dolaplar daima dönerek çarh-ı feleğe benzer. Havalisinde köyler ve mezralar o kadar çoktur ki en aşağı yurdu ve kazası, ekini ve süsü mükemmel ve beğenilen Merzifon kasabasıdır." Şair ilk mısrada bilinçli bir geri çekilmeyle başlar: Amasya'yı o çağın en büyük bolluk ve medeniyet örneği olan Mısır'la ve Nil'le kıyaslamayı reddeder, çünkü ona göre şehir bu kıyasın üstündedir ve ancak cennetle karşılaştırılabilir. Yeşilırmak bu benzetmenin içinde cennetteki Selsebil pınarına dönüşür. İkinci beyitte manzara somutlaşır: ırmak boyundaki bahçeler ve Amasya'yı yüzyıllarca tanıtan su dolapları. Dolapların dönüşü, eski astronominin durmadan dönen gök kubbesine, "felek"e benzetilir; dönen tekerlek ile dönen gök arasındaki bu teşbih, hem göze hem kulağa hitap eden bir tablo kurar. Son beyit sözü ovalara ve kasabalara taşır ve Merzifon'u Amasya'nın verimliliğinin ölçüsü olarak anar: Merzifon gibi zengin bir kasaba bile bu ülkenin ekinlerinin en küçük parçasıdır. Bu, mübalağa sanatının tipik bir örneğidir.

Tarihî Bağlam

Hüsameddin'e göre bu satırlar Tevârîh-i Âl-i Osmân'ın yedinci defterinde, Fatih Sultan Mehmed'in oğlu Şehzade Bayezid'i Amasya'ya göndermesi anlatılırken yer alır; nesir kısımda Amasya'nın eski kaynaklarda "Harcene" adıyla anıldığı, "içine gamlı giren dilşad olur" diye övüldüğü yazılıdır. Tarihçi bu övgüyü Kemalpaşazâde'nin Amasyalı olduğunun delillerinden biri sayar. Şerafettin Turan ise yedinci defterin neşrinde bu yoruma karşı çıkar: bir şehri övmek oralı olmanın ispatı değildir, nitekim Kemalpaşazâde Edirne'yi ve hiçbir aile bağı bulunmayan Sinop'u da övmüştür. Manzumenin değeri bu yüzden doğum yeri tartışmasından bağımsızdır: XVI. yüzyılın başında yaşamış büyük bir âlimin, Amasya'yı ırmağı, dolapları ve verimli ovalarıyla gördüğü biçimde anlatan nadir bir şiir tanıklığıdır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

  • Fatih Erkoçoğlu, "Hüseyin Hüsameddin'in Kemalpaşazâde'nin Amasyalı Olduğu İddiasını İspat Çabasına Tarihçilik Açısından Bakış", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı, II, Amasya 2017, s. 413-423. https://isamveri.org/pdfdrg/G00226/2017/2017_ERKOCOGLUF.pdf

Çevrimiçi kaynaklar