Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Aşkın cemalin çıkmaz serimden
Pare pare etseler ayrılmam senden
Ayırma sevdiğim bizi bu demden
Canım kurban olsun yoluna dilber
Ya nice sevmeyim böyle dilberi
Sıdk ile severim sevdiğim yari
Ay ile gün gibi hüsnü cemali
Ezelden hayranım nuruna dilber
Kaşların bismillah levhi kudret
Gözlerin velleyli nuru hidayet
Elheme esmasın vücudun ayet
Cihanda erilmez sırrına dilber
Dost bakışlı aslan pençeli
Yaralı kalbime vurdun hançeri
İlikten kemikten kandan içeri
Bari ihsan eyle kuluna dilber
KULFAKIR’ım sızlar yürek yaresi
Dostun dosta kavuşmanın sırası
Sultanım elinde derdim çaresi
Ezelden yanarım narına dilber

Günümüz Türkçesiyle

1. Aşkının güzel yüzü başımdan çıkmaz; beni parça parça etseler de senden ayrılmam. Sevdiğim, bizi bu demden, bu muhabbetten ayırma; ey güzel, canım yoluna kurban olsun.

2. Böyle bir güzeli nasıl sevmeyeyim; sevdiğim yari içten bir bağlılıkla severim. Yüzünün güzelliği ay ile güneş gibidir; ey güzel, ezelden beri nuruna hayranım.

3. Kaşların besmeledir, kudret levhasıdır; gözlerin "ve'l-leyl" suresi ve hidayet nurudur. Üçüncü dize belirsizdir: Fatiha'nın ve Allah'ın adlarının anıldığı, vücudunun bir ayet olduğu söyleniyor gibidir. Ey güzel, cihanda senin sırrına erilmez.

4. Dost bakışlı, aslan pençeli güzel, yaralı kalbime hançeri vurdun; hançer iliğin, kemiğin ve kanın da içine işledi. Ey güzel, bari kuluna bir lütufta bulun.

5. Ben Kul Fakır'ım, yüreğimin yarası sızlar; dostun dosta kavuşma vakti gelmiştir. Sultanım, derdimin çaresi senin elindedir; ey güzel, ezelden beri senin ateşine yanarım.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Deyiş beş dörtlükten oluşan bir koşmadır. Her dörtlüğün son dizesi "dilber" kelimesiyle biter ve bu kelime redif görevi görür; önündeki "yoluna, nuruna, sırrına, kuluna, narına" kelimeleri kafiyeyi kurar. İlk üç dizeler her dörtlükte kendi aralarında kafiyelidir: "serimden, senden, demden", "dilberi, yari, cemali" gibi. Ölçü genel olarak on birli hecedir, ama dört dize bundan ayrılır: ilk dize ve üçüncü dörtlüğün ilk dizesi on, ikinci dize on iki, dördüncü dörtlüğün ilk dizesi dokuz hece tutar. Söyleyişte hecelerin uzatılıp kısaltılmasıyla giderilen bu farkların bir kısmı, aktarım sırasında bir kelimenin düşmesinden de kaynaklanmış olabilir. Hece sayımı bizimdir. Mahlas son dörtlükte geçer. Deyişin ne zaman söylendiği bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş bir sevgiliye seslenir gibi kurulmuştur, ama "dilber" burada tasavvuf şiirindeki gerçek sevgili, yani Hak'tır. Fatih Çelebi de deyişi bu yönde okur: "Dost bakışlı aslan pençeli" dizesinde Tanrı'nın kudretini ve ona duyulan güveni, "Bari ihsan eyle kuluna dilber" dizesinde de Tanrı'dan lütuf dileyen bir kulun sesini görür. "Aslan pençeli" sözü Alevî-Bektaşî şiirinde Hz. Ali'ye verilen "Allah'ın aslanı" sıfatını da hatırlatır; bu bağlantı bizim yorumumuzdur.

Üçüncü dörtlük, Bektaşî şiirinde sık görülen bir imgeyi kullanır: sevgilinin yüzü okunacak bir Kur'an sayfası gibidir. Kaşlar besmeleye, kudret levhasına, gözler Leyl suresine ve hidayet nuruna benzetilir. Bu imge insanı Tanrı'nın okunacak kitabı sayan anlayışa dayanır ve Kul Fakir'in başka deyişlerinde de geçer. Dördüncü dörtlükte aşk bir hançer yarasıdır ve iliğe, kemiğe, kana kadar işler; halk şiirinde aşk acısının bedenin en derinine işlediğini anlatan bilinen bir mübalağadır.

Son dörtlükteki "Dostun dosta kavuşmanın sırası" dizesini Çelebi, Tanrı'ya kavuşma gününün geldiğini anlatan bir söz olarak okur ve şairin kendini dost diye nitelemesini, sadık bir kul olarak görmesine bağlar. "Ezelden yanarım narına" sözü de bu aşkın dünyaya gelmeden önce, ezelde başladığını söyler.

Kaynakça

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar