Kul Fakir, asıl adıyla Ali Oymak, Merzifon'un Kıreymir köyünde doğmuş, 1938'de Merzifon'da ölmüş bir Alevî-Bektaşî âşığıdır. Adı kaynaklarda Kul Fakır, Kul Fakır Ali ve Kul Fakir Ali Ağa biçimlerinde de geçer. Okuma yazma bilmeyen, geçimini çiftçilikle sağlayan bu ozan, Gümüşhacıköy'ün Keçiköy'ünde yaşayan Âşık Kul Hüseyin'e bağlanmış ve onun adıyla anılan âşık kolunun en güçlü sesi olmuştur. Merzifon, Suluova ve Gümüşhacıköy'ü kapsayan ve yörede "Gaziler Ovacığı" denen bölgenin âşıkları arasında deyişleri en çok bilinen, cemlerde zakirlerin en sık okuduğu isimdir. Şiirleri büyük ölçüde ezberde yaşamış, 1991'de Ali İhsan Aktaş ile Sabri Yücel tarafından derlenip kitap olarak yayımlanmıştır. Bu kategoride, ulaşabildiğimiz on iki deyişi ayrı sayfalarda özgün metin, günümüz Türkçesi ve yorumla verilmiştir.

Hayatı

Kul Fakir'in doğum tarihi kesin değildir. Kaynakların çoğu 1873 yılını verir. Orhan Fatih Kuşdemir'in Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü için yazdığı madde ise Ali Cem Akbulut'un 2015'te yayımlanan araştırmasına dayanarak daha erken bir tarih önerir: 1882'de ölen Kul Hüseyin'e bağlanmış olması, elde kalan bir fotoğraf ve bu fotoğraftaki kişilerin yaşları, yörede onunla akran gösterilenler hakkındaki anlatılar, onun 1860'ların başında doğmuş olmasını daha olası kılar. Babası Musa Dede'dir. Okula gitme imkânı bulamamış, ömrünün büyük bölümünde çiftçilik yapmıştır. Bir deyişinde kendisi de "Okumuşum aktan, karayı bilmem" diyerek okuma yazma bilmediğini, bildiğini kâğıttan değil gönülden okuduğunu söyler. Sonraki yıllarda Merzifon'a yerleşmiş, 1938'de orada ölmüştür. Mezarı, kendi adıyla anılan bir türbe olarak evinin avlusundadır.

Âşıklığa başlayışı yörede bir menkıbe olarak anlatılır. İsa Çolaker'in aktardığı ve Nurbanu Karataş ile Evrim Can İflazoğlu'nun derlemesinde de yer alan anlatıya göre genç Ali iyi bir pehlivandı ve düğünlerde güreşe çıkardı. Keçiköy'de bir düğüne pehlivan olarak gittiğinde Kul Hüseyin ona "Gerçek pehlivan nefsini yenendir, nefsiyle güreşendir" demiş, Ali de "Sadaksın pirim" diyerek güreşi bırakıp ona bağlanmıştır. Çolaker'e göre Kul Fakır mahlası da ona Kul Hüseyin tarafından verilmiştir.

Âşıklığı ve Çevresi

Kuşdemir'in Akbulut'tan aktardığına göre Kul Fakir'in âşıklıktaki gelişimi Kul Hüseyin'in düşünce dünyası içinde olmuştur. Kul Hüseyin'den sonra Hacı Bektaş Dergâhı çelebisi Cemalettin Çelebi'ye (1862-1921), onun ölümünden sonra da oğlu Ali Haydar Efendi'ye (1897-1966) bağlanmış, onları pir bilmiştir. Kul Hüseyin'in ardından aynı yakınlığı Kumbabalı İbrahim Ağa'ya göstermiştir. Kumbabalı Sefil Ali, Deli Boran, Hacetli Deli Sadık ve Sefil Ahmet gibi âşık ve dervişlerle dostluk kurmuştur. Derviş Edna, Fakir Edna, Kul Hüseyin'in oğlu Halil Ağa, Biçare, Dervişoğlu, Mihneti, Sersem Köle, Müslüm Hoca, Noksanî ve Sefil Mehmet gibi pek çok âşığın yetişmesine katkıda bulunmuştur. Akbulut onu Kul Hüseyin kolunun en baskın âşığı sayar; kişiliği ve düşünceleriyle kendi döneminde büyük saygı görmüş, sonraki kuşaklardan pek çok âşık ve zakiri de etkilemiştir. Erdemi, çalışmayı ve dürüstlüğü öğütleyen anlatıları yörede bugün de canlıdır.

Güçlü bir irticalle, yani doğaçlamayla her türde deyiş söylediği, saz çalmayı da bildiği anlatılır. Ali Cem Akbulut'un 2010 tarihli Gazilerovacığı Âşıkları kitabına göre yörenin âşıklarına verilen "Gazilerovacığı âşıkları" adı da Kul Fakir'in bir sözünden alınmıştır. Fatih Çelebi'nin 2026'da yayımlanan çalışması, onun şiirlerinde "dost" kavramını inceler ve Kul Fakir'in hem zakirlerin cemlerde okuduğu deyişler hem de on iki imamı öven düvazimamlar söylediğini belirtir.

Atatürk'e duyduğu bağlılık da yöre hafızasında yer etmiştir. Karataş ile İflazoğlu'nun derlediği bir anlatıya göre bir akşam Diphacı köyündeki muhabbette Haydar Hoca adında biri ona önce Sefil Ali, sonra başka bir ermiş aşkına dolu sunar; Kul Fakir iki kadehi de ocağın küllerine döker. Üçüncüsü "Mustafa Kemal'in aşkına" sunulunca kadehi alır, o büyük zat aşkına zehir olsa içeceğini, mümkün olsa ömründen ona yıllar vermek istediğini söyleyerek içer. Kul Fakir'in Mustafa Kemal Paşa'ya seslenen bir deyişi de günümüze ulaşmıştır.

Amasya ile Bağı

Kul Fakir'in bütün hayatı Amasya'nın Merzifon yöresinde geçmiştir. Doğduğu Kıreymir köyü Merzifon'a bağlıdır, ustası Kul Hüseyin Gümüşhacıköy'ün Keçiköy'ünde yaşamıştır, kendisi de Merzifon'da ölmüş ve orada gömülmüştür. Harun Yıldız, Amasya yöresindeki Alevî ocaklarını incelediği makalesinde onu Pîrî Baba ocağının evlatlarından bir dede olarak anar; bugün Merzifon'un Oymaağaç ve Oymak köylerinde yaşayanların da Pîrî Baba ocağından gelen dede aileleri olduğunu belirtir. Ozanın soyadının Oymak olması bu bağla uyumludur, ama aralarındaki ilişki kaynaklarda açıklanmaz. Pîrî Baba ve Merzifon'daki türbesi için sitedeki Pîrî Baba Türbesi yazısına bakılabilir. Kul Fakir, sitedeki Amasya'da âşıklık geleneği yazısında da Gaziler Ovacığı âşıkları arasında anılmıştır.

Şiiri

Kul Fakir'in şiirleri koşma ve semai biçiminde, hece ölçüsüyle söylenmiş deyiş ve nefeslerdir. İçerik bakımından Alevî-Bektaşî tasavvufunun temel kavramları üzerine kuruludur: ölmeden önce ölmek, ikrar ve ikilikten kurtulup birliğe ermek, insanın kâinatın özü ve "okunacak kitap" oluşu, Ehl-i Beyt ve On İki İmam sevgisi, Hacı Bektaş Velî ve Balım Sultan'a bağlılık. Bunların yanında insanlara nasıl yaşamaları gerektiğini anlatan öğüt şiirleri ve bir sevgiliye, dosta ya da yol arkadaşlarına sitem eden deyişleri de vardır. İsa Çolaker onun bu öğüt şiirlerinde "hâl eğitimi" yapan bir ozan duruşu gördüğünü yazar. Fatih Çelebi ise "dost" kelimesinin onun şiirinde hem Tanrı'yı, hem yol arkadaşını karşıladığını gösterir.

Şiirleri uzun süre yalnız ezberde ve yöre yazmalarında yaşamıştır. Kuşdemir, yöre yazmalarında ve zakirlerin hafızasında en fazla deyişi görülen âşığın Kul Fakir olduğunu söyler. Bu deyişlerin derlemesi Ali İhsan Aktaş ve Sabri Yücel'in 1991'de İstanbul'da yayımladığı Anadolu'da Bir Duru Kaynak Âşık Kul Fakır kitabıdır; Kul Fakir üzerine yazanların çoğu şiirleri bu kitaptan alır. Kitabın kendisini göremedik. Bu kategoride yer alan on iki deyiş, bu derlemeyi kaynak gösteren bir deyiş derleme sitesindeki metinlerden alınmıştır; dizelerin bir bölümü Çolaker'in ve Çelebi'nin yazılarındaki alıntılarla da karşılaştırılmıştır. Kul Fakir 1938'de öldüğü için şiirleri telif koruması altında değildir.

Bu kategorideki deyişler şunlardır: "Seyrimde gezerken üç dilber gördüm", "Aşkın cemalin çıkmaz serimden", "Gönül arzuladı düştük yollara", "Gel gönül gidelim dost illerine", "Dertli gönlümü deftere", "Yüz yirmi dört bin nebinin sesi", "Şaha doğru giden kervan", "Her neyi ararsan vardır bu demde", "Ceddi Piri Baba bir bab sultanım", "Kemâl'in var olsun Mustafa Paşa", "Her sabah her sabah bülbülün sesi" ve "Zamane halkının yanına varma".

Kaynakların Durumu

Kul Fakir hakkındaki bilgilerin çoğu iki derlemeye dayanır: Aktaş ile Yücel'in 1991 tarihli kitabı ve Ali Cem Akbulut'un Kul Hüseyin kolu üzerine 2015'te yayımladığı araştırma. Biz bunları doğrudan göremedik; Akbulut'un bilgilerini Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü maddesinden ve Fatih Çelebi'nin çalışmasından aktarıyoruz. Doğum tarihi konusundaki fark yukarıda belirtilmiştir. Ocak bağı konusunda da kaynaklar ayrılır: Yıldız onu Pîrî Baba evlatlarından bir dede olarak tanıtırken, Kuşdemir ocakzade olmasına rağmen dedelik yapmadığını, Merzifon çevresinde dolaştığını yazar. İki bilgi birbirini tamamlıyor da olabilir; ocaktan gelip fiilen dedelik etmemiş olması mümkündür.

Mahlasın yaygınlığı da dikkat ister. Kul Fakir, Fakir Kul, Kul Fakirî ve Fakir Edna gibi benzer mahlaslar Alevî âşıkları arasında sıktır. Şiirlerini aldığımız derleme sitesi de önceden Kul Fakır'a verdiği "Dostun gül cemali cennettir bana" nefesinin başka bir âşığa, Kul Fakirî'ye ait olduğunu sonradan not ederek kaldırmıştır. Bu yüzden yalnız Merzifonlu Kul Fakir'e ait olduğu kaynaklarda belirtilen deyişler bu kategoriye alınmıştır.

Kronoloji

1860'ların başı ya da 1873: Merzifon'un Kıreymir köyünde doğar.

1882'den önce: Keçiköylü Âşık Kul Hüseyin'e bağlanır.

1938: Merzifon'da ölür; evinin avlusuna gömülür.

1991: Deyişleri Ali İhsan Aktaş ve Sabri Yücel tarafından derlenip yayımlanır.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

  • Harun Yıldız, "Amasya Yöresi Alevî Ocakları", Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, c. 4, sayı 19, 2011.

Kitaplar

  • Orhan Fatih Kuşdemir, "Kul Fakir Ali, Ali Oymak", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 25.04.2019 (güncelleme 08.12.2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/kul-fakir-ali-ali-oymak
  • Fatih Çelebi, "Âşıklık Geleneğinin Temsilcilerinden Kul Fakir'in Eserlerinde 'Dost' Kavramı", Evrim Çağlayan (ed.), Kültür ve Güzel Sanatlar, Karabük: Karabük Üniversitesi Yayınları, 2026, s. 1-9. https://kutuphane.karabuk.edu.tr/yuklenen/dosyalar/1263062026150047.pdf
  • Ali İhsan Aktaş, Sabri Yücel, Anadolu'da Bir Duru Kaynak Âşık Kul Fakır, İstanbul: Anadolu Matbaa ve Ticaret Kollektif Şirketi, 1991; metinler: "Kul Fakır (Ali)", Alevi Deyişleri Nefesler Hakk Âşıkları, 21 Ağustos 2019 (güncelleme 11 Aralık 2020). https://www.deyisler-nefesler.com/kul-fakir-ali/
  • Ali Cem Akbulut, Âşık Kul Hüseyin ve Kul Hüseyin Kolu Âşıkları, Ankara: Dumat, 2015, s. 214-215 (Kuşdemir 2019 aktarımıyla).
  • Nurbanu Karataş, Evrim Can İflazoğlu, Vardan Yoğa İki Irmak Arasında Aleviliğin İzleri, Çorum: HBVAKV, 2015 (deyiş derleme sitesi aktarımıyla).

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar