Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Sinem alev alev yandıktan sonra
Ben feleğe küstüm barışmam gayrı
Gözüm yaşı sel sel indikten sonra
Ben feleğe küstüm barışmam gayrı
Vücudum şehrinde koptu zelzele
Koymadı yâr ile gezem el ele
Aklım aldı beni düşürdü dile
Ben feleğe küstüm barışmam gayrı
Oturmuş gemiye elde dümeni
Güldürmez yüzümü garip sinemi
Dağıttı yuvamı fakir hanemi
Ben feleğe küstüm barışmam gayrı
Dost bağında dertli koyun meliyor
Meledikçe sesi sinem deliyor
Felek kalbur almış adam eliyor
Ben feleğe küstüm barışmam gayrı
Kul Hüseyin’im felek neyleyim sana
Ne suçum var idi kahrettin bana
Bende sığınırım merdi merdana
Ben feleğe küstüm barışmam gayrı

Günümüz Türkçesiyle

1. Göğsüm alev alev yandıktan sonra, ben feleğe küstüm, artık barışmam. Gözümün yaşı sel sel aktıktan sonra, ben feleğe küstüm, artık barışmam.

2. Vücudumun şehrinde zelzele koptu; yâr ile el ele gezmeme izin vermedi. Aklımı aldı, beni dillere düşürdü; ben feleğe küstüm, artık barışmam.

3. Felek gemiye oturmuş, dümen elinde; yüzümü, garip göğsümü güldürmez. Yuvamı, yoksul evimi dağıttı; ben feleğe küstüm, artık barışmam.

4. Dostun bağında dertli bir koyun meliyor; meledikçe sesi göğsümü deliyor. Felek eline kalbur almış, insanları eliyor; ben feleğe küstüm, artık barışmam.

5. Ben Kul Hüseyin'im; felek, ben sana ne yapayım; ne suçum vardı ki bana kahrettin. Ben de yiğitlerin yiğidine sığınırım; ben feleğe küstüm, artık barışmam.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şair feleğe küsmüştür ve bunu nakarata yazar: "Ben feleğe küstüm barışmam gayrı" ilk dörtlükte ikinci ve dördüncü dizede, sonraki dörtlüklerde dördüncü dizede yinelenir. İlk dörtlüğün birinci ve üçüncü dizeleri "yandıktan sonra, indikten sonra" diye aynı yapıyla kurulur. Ötekilerde ilk üç dize birbirine uyaklanır ("zelzele, ele, dile", "dümeni, sinemi, hanemi", "meliyor, deliyor, eliyor", "sana, bana, merdana"). Beş dörtlük on birli hece ölçüsündedir; Işık metni güzelleme sayar. "Kul Hüseyin'im" mahlası son dörtlükte okunur. Aktaranlar Âşık Cafer Aydoğdu, Halil Sezgin ve Işık'ın kaynak kişiler listesindeki bir başka aktarıcıdır.

Anlam ve Söz Sanatları

Felek, halk şiirinde insanın talihini döndüren, çoğu zaman acımasız bir güç olarak anılır; âşıklar feleğe sitem eder, onunla hesaplaşır. Kul Hüseyin'in deyişi bu geleneğin güçlü örneklerindendir: şair feleğe küstüğünü ve bir daha barışmayacağını söyler. Feleğin yaptıkları somut imgelerle sayılır: vücut şehrinde kopan zelzele, yâr ile el ele gezmeyi engellemek, gemide dümeni tutmak, yoksul evi dağıtmak, eline kalbur alıp insanları elemek.

Dördüncü dörtlükteki dertli koyun imgesi, bir çobanın hayatından alınmış gibidir; Işık'ın derlediği anlatılara göre Kul Hüseyin ömrü boyunca çobanlık ve çiftçilik yapmıştır. Kalburla eleme benzetmesi, ölümün ve talihin insanları birer birer ayırdığını anlatan halk dilinin bilinen bir söyleyişidir. Son dörtlükte şair feleğe "Ne suçum var idi" diye sorar ve "merd-i merdan", yani yiğitlerin yiğidi olan Hz. Ali'ye sığınır; böylece şikâyet, bir teslimiyet ve sığınma sözüyle kapanır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar