Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Çağrışa çağrışa havada turna
Bağdat’tan mı geldin ağzında hurma
Emanetim sana sılama uğra
Eğlen turnam eğlen pire gidelim
Al(i)’nin çağırdığı yere varalım
Hasan’la Hüseyin’e gönül verelim
On(i)ki İmamlara yüzler sürelim
Eğlen turnam eğlen pire gidelim
Kerbela çölünden yeni mi geldin
Ne yaman ötersin bağrımı deldin
Sende benim gibi yetim mi kaldın
Eğlen turnam eğlen pire gidelim
Kul Hüseyin der ki kaynadı coştu
Bu aşkın elinden serinden geçti
Çağrışa çağrışa sahralar aştı
Eğlen turnam eğlen pire gidelim
Günümüz Türkçesiyle
1. Havada çağrışa çağrışa uçan turna, ağzında hurmayla Bağdat'tan mı geldin. Sana emanetim olsun, benim sılama uğra; dur turnam, dur, pire gidelim.
2. Ali'nin çağırdığı yere varalım, Hasan ile Hüseyin'e gönül verelim, On İki İmam'a yüz sürelim; dur turnam, dur, pire gidelim.
3. Kerbela çölünden yeni mi geldin; ne yaman ötüyorsun, bağrımı deldin. Sen de benim gibi yetim mi kaldın; dur turnam, dur, pire gidelim.
4. Kul Hüseyin der ki: kaynadı, coştu; bu aşkın elinden başından geçti. Çağrışa çağrışa sahraları aştı; dur turnam, dur, pire gidelim.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Bu turna deyişini Zülfü Livaneli derleyip okumuştur; Işık bunu belirtir ve metni semah olarak sınıflar. Dört dörtlüğün her biri "Eğlen turnam eğlen pire gidelim" nakaratıyla biter, ilk üç dizeler ise şöyle uyaklanır: "turna, hurma, uğra", "varalım, verelim, sürelim", "geldin, deldin, kaldın", "coştu, geçti, aştı". Ölçü on birli hecedir ve bir yerde söyleyişi zorlar: Işık, ikinci dörtlüğün ilk dizesinin ölçüye uymak için "Al'nin" diye okunduğunu, anlam bakımından doğrusunun "Ali'nin" olduğunu not eder. Şair son dörtlükte "Kul Hüseyin" adıyla görünür. Metin Erdoğan Koç ile Halil Sezgin'in aktarımlarına dayanır; Işık ayrıca Ankaralı, Cin ve Tuncay'ın Gümüşhacıköy kitabını kaynak gösterir.
Anlam ve Söz Sanatları
Semah, Alevî cem ibadetinde sazla söylenen ve dönülerek icra edilen ritüel türdür; turna semahları bu geleneğin en tanınmış örnekleri arasındadır. Turna, Alevî-Bektaşî şiirinde haber getiren, uzak diyarlarla gönül arasında aracılık eden kutsal bir kuştur. Kul Hüseyin'in deyişinde turna Bağdat'tan, ağzında hurmayla gelir; Bağdat ve Kerbela, İmam Hüseyin'in şehadet yeri ve imamların türbeleri nedeniyle Alevî şiirinde özlemle anılan yerlerdir.
Deyiş turnayı hem bir haberci hem de bir yol arkadaşı olarak görür. Şair ondan sılasına uğramasını ister, sonra "dur, pire gidelim" diyerek onu kendi yolculuğuna katar. İkinci dörtlükte bu yolculuğun durakları sayılır: Ali'nin çağırdığı yer, Hasan ile Hüseyin'e gönül vermek, On İki İmam'a yüz sürmek. Üçüncü dörtlükteki "Sende benim gibi yetim mi kaldın" dizesi Kerbela yetimlerini hatırlattığı gibi, Işık'ın derlediği anlatılara göre küçük yaşta öksüz ve yetim kalan Kul Hüseyin'in kendi hayatına da dokunuyor olabilir; bu bağlantı bizim yorumumuzdur.
Kaynakça
- Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren; Kul Hüseyin'in Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 6, 2013, s. 67-124 (deyiş no. 9, s. 81-82; hayatı için s. 70-71). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2013_6/2013_6_ISIKC.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






