Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Kerem Allah Ali cümlenin canı
Bir kimsenin aslı zatı pak ister
Murtaza Mustafa şefaat kanı
Gerçeğin kelamı sözü Hak ister
Hakk’ı bilen doğru gider şahına
Talip pire pir sultana çağıra
Ses işitmez işmar ister sağıra
Haber basıp anlamaya sak ister
Saklar bu cihanı duygulu gezer
Üslupla usulle saygılı gezer
Mahlûk şu cihanda uykulu gezer
Gönlü sultan kabiliyet pak ister
Paki dinden tuttuğumuz tapuyu
Muhammed Ali’den açtık kapıyı
Bir gönül’e iki yapmam yapıyı
İkisi sığamaz teke tek ister
Kul Hüseyin’im gezsen nice bin tekke
Aşk etti doluyu nüş eder sakka
Sendedir Kâbe’yi Beytullah tekke
Kutuplar kelamı yeke yek ister

Günümüz Türkçesiyle

1. Kerem Allah Ali herkesin canıdır; bir kimsenin aslı, zatı temiz olmalıdır. Murtaza ile Mustafa şefaatin madenidir; gerçeğin kelamı, sözü Hak olmalıdır.

2. Hakk'ı bilen doğru şahına gider; talip pire, pir sultana seslenir. Sağır ses işitmez, kaş göz işareti ister; haberi anlamak için uyanık olmak gerekir.

3. Bu dünyayı saklar, duygulu gezer; üslupla, usulle, saygıyla gezer. Halk bu dünyada uykulu gezer; gönül sultanı temiz bir yetenek ister.

4. Temiz dinden aldığımız tapuyla kapıyı Muhammed ile Ali'den açtık. Bir gönle iki yapı yapmam; ikisi sığmaz, gönül teke tek ister.

5. Ben Kul Hüseyin'im; nice bin tekke gezsen de aşk doluyu sunar, sakka içer. Kâbe, Beytullah, tekke sendedir; kutupların kelamı bir olmayı ister.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Nefesin bütün dörtlükleri "ister" redifine dayanır: ilk dörtlükte ikinci ve dördüncü dizeler "pak ister, Hak ister" diye biter, sonraki dörtlüklerin son dizeleri "sak ister, pak ister, tek ister, yek ister" diye kapanır. İlk üç dizelerde uyak şöyledir: "şahına, çağıra, sağıra", "gezer, gezer, gezer", "tapuyu, kapıyı, yapıyı", "tekke, sakka, tekke". Işık beş dörtlüklük, on birli hece ölçüsündeki metni nefes olarak sınıflar. Son dörtlükte mahlas "Kul Hüseyin'im" biçimindedir. Metin Erdoğan Koç'un aktarımından derlenmiştir; Işık ayrıca Ali Cem Akbulut'un kitabının 191-192. sayfalarını kaynak gösterir ve "işmar" sözünü kaşla gözle işaret etmek diye açıklar.

Anlam ve Söz Sanatları

Nefes, Alevî-Bektaşî yolunun öğretim düzenini anlatır. Talip pire, pir sultana bağlanır; Hakk'ı bilen doğru şahına gider. İkinci dörtlükte sağırın sesi işitmeyip işarete muhtaç olması, yolun bilgisinin herkese sözle değil, ehline işaretle aktarıldığını anlatan bir benzetmedir; "sak" olmak, yani uyanık olmak, bu bilgiyi anlamanın şartıdır. Üçüncü dörtlükte arif ile sıradan insan karşılaştırılır: arif usulle ve saygıyla, duygulu gezer; halk ise dünyada uykulu dolaşır.

Dördüncü dörtlük birlik düşüncesini halkın anlayacağı bir yapı benzetmesiyle söyler: bir gönle iki yapı sığmaz, gönül tek bir sevgiye ayrılmalıdır. Son dörtlükte nice bin tekke gezmek ile Kâbe'nin, Beytullah'ın ve tekkenin insanın kendisinde olduğu düşüncesi karşılaştırılır. Işık, Kul Hüseyin'in "Sen kıble ararsın kıble sendedir" sözüyle insana kendini anlamaya yönelik önemli öğütler verdiğini yazar; bu dörtlük aynı düşüncenin bir başka söyleyişidir.

Kaynakça

  • Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren; Kul Hüseyin'in Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 6, 2013, s. 67-124 (deyiş no. 15, s. 84; yorum s. 74-75). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2013_6/2013_6_ISIKC.pdf
  • Ali Cem Akbulut, Gazilerovacığı Âşıkları, İstanbul: KaraMavi Yayınları, 2010, s. 191-192 (Işık 2013 aktarımıyla).

Çevrimiçi kaynaklar