Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Güzel şahtan bize bir dolu geldi
Bir sen iç efendim bir de bana ver
Hünkâr Hacı Bektaş Veli’den geldi
Bir sen iç efendim bir de bana ver
Herkes sevdiğini tanır sesinden
Şahın muhabbeti beni has eden
Selman’ın keşkülün doldur bu sudan
Bir sen iç efendim bir de bana ver
Payım gelir erenlerin payından
Muhammed neslinden Ali soyundan
Kırklar’ın içtiği engür suyundan
Bir sen iç efendim bir de bana ver
Beline kuşanmış nurdan bir kemer
İçmişim doluyu yüreğim yanar
Herkes sevdiğinden bir dolu umar
Bir sen iç efendim bir de bana ver
Senin âşıkların kaynadı coştu
Cananın uğruna serinden geçti
Sefil (Kul) Hüseyin’im bir dolu içti
Bir sen iç efendim bir de bana ver
Günümüz Türkçesiyle
1. Güzel şahtan bize bir dolu geldi; bir sen iç efendim, bir de bana ver. Hünkâr Hacı Bektaş Velî'den geldi; bir sen iç efendim, bir de bana ver.
2. Herkes sevdiğini sesinden tanır; beni halis eden şahın muhabbetidir. Selman'ın keşkülünü bu sudan doldur; bir sen iç efendim, bir de bana ver.
3. Payım erenlerin payından, Muhammed neslinden, Ali soyundan, Kırkların içtiği üzüm suyundan gelir; bir sen iç efendim, bir de bana ver.
4. Beline nurdan bir kemer kuşanmış; doluyu içmişim, yüreğim yanar. Herkes sevdiğinden bir dolu umar; bir sen iç efendim, bir de bana ver.
5. Senin âşıkların kaynadı, coştu; cananın uğruna başlarından geçtiler. Sefil Kul Hüseyin bir dolu içti; bir sen iç efendim, bir de bana ver.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Işık bu deyişin Gaziler Ovacığı'nda muhabbetlerde coşkuyla söylendiğini ve yaygın olarak bilindiğini belirtir; onu güzelleme olarak sınıflar. Nakarat bir sunuş sözüdür: "Bir sen iç efendim bir de bana ver" ilk dörtlükte ikinci ve dördüncü dizeyi tutar, sonraki dörtlüklerde dördüncü dizede yinelenir. İlk dörtlüğün birinci ve üçüncü dizeleri "geldi" sözüyle biter; öteki dörtlüklerde ilk üç dize uyaklıdır ("sesinden, eden, sudan", "payından, soyundan, suyundan", "kemer, yanar, umar", "coştu, geçti, içti"). Beş dörtlük de on bir heceli dizelerle kurulur. Son dörtlükte mahlas "Sefil (Kul) Hüseyin'im" diye geçer. Metin Halil Sezgin'in ve bir başka kaynak kişinin aktarımlarından derlenmiştir.
Anlam ve Söz Sanatları
"Dolu", Alevî-Bektaşî cemlerinde ve muhabbetlerinde sunulan kadehtir; hem gerçek bir içeceği hem de ilahi aşkı ve feyzi anlatır. Deyişte dolu "güzel şahtan", Hünkâr Hacı Bektaş Velî'den gelir. Âşık onu önce efendisine, yani mürşidine sunar ve kendisine de pay ister. İkinci ve üçüncü dörtlükler doluyu Kırklar meclisi anlatısına bağlar: Selman'ın keşkülü ve Kırkların içtiği üzüm suyu, Alevî inancında Hz. Muhammed'in katıldığı Kırklar cemini hatırlatır.
Son dörtlük Işık'ın Kul Hüseyin'in hayatını anlatırken alıntıladığı dizeleri içerir. Işık'a göre bu sözlerle Kul Hüseyin, âşıkların birbirinden içerek kandığına ve doyduğuna işaret eder; canan uğruna varlıktan geçilen bu hâl Hak âşıklarının hâlidir ve bu hâlden doğan yara da Hüseyin'in yarasıdır. Deyişin yörede bu kadar sevilmesi, nakaratının muhabbet ortamında topluca söylenmeye elverişli olmasıyla da açıklanabilir; bu bizim yorumumuzdur.
Kaynakça
- Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren; Kul Hüseyin'in Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 6, 2013, s. 67-124 (deyiş no. 16, s. 85; alıntı ve yorum s. 73-74). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2013_6/2013_6_ISIKC.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






