Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Şundan bir güzele meylim düşürdüm
Elden nihan konuşmanın sırası
Dostu gördüm aklım başa değiştim
Türlü haller danışmanın sırası
Dost dostun Musa’sı söyler kelamı
Böyle midir güzelliğin alemi
Yeni geldi nazlı yârin selamı
Dolukup da ağlamanın sırası
Senin güzelliğin kimler denk eyler
Senin bakışların beni mest eyler
Kaşın ile kirpiklerin cenk eyler
Şimdi küsler barışmanın sırası
Sevdim güzelin nutkuyla nefesi
Severim güzel olmam Hakk’a asi
Ancak çeken bilir dilber çilesi
Yatların bize gülmesi sırası
İncedir kametin zülüftür soyun
Elif’tir benzerin selvidir boyun
Rakipler tan eder sevmişim deyi
Aşkım yetiş kavuşmanın sırası
Kul Hüseyin böyle yâr sevilmemiş
Şemsi kamer dağ yüzünde olmazmış
Âşık olan kimse başka övmezmiş
Yâr kolunda dolaşmanın sırası
Günümüz Türkçesiyle
1. Şundan bir güzele gönlümü düşürdüm; artık elden gizli konuşmanın sırası. Dostu gördüm, aklım başımdan gitti; türlü hâlleri danışmanın sırası.
2. Dost dostun Musa'sıdır, kelamı söyler; güzelliğin âlemi böyle midir. Nazlı yârin selamı yeni geldi; şimdi dolup dolup ağlamanın sırası.
3. Senin güzelliğine kim denk olabilir; bakışların beni sarhoş eder. Kaşın ile kirpiklerin savaşır; şimdi küslerin barışmasının sırası.
4. Güzelin sözünü ve nefesini sevdim; güzeli severim ama Hakk'a asi olmam. Dilberin çilesini ancak çeken bilir; şimdi yabancıların bize gülmesinin sırası.
5. Boyun incedir, soyun zülüftür; benzerin elif, boyun selvidir. Rakipler "sevmiş" deyip kınar; aşkım yetiş, kavuşmanın sırası.
6. Kul Hüseyin, böyle bir yâr sevilmemiştir; güneş ile ay dağ yüzünde olmazmış. Âşık olan kimse başkasını övmezmiş; şimdi yârin kolunda dolaşmanın sırası.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Altı dörtlük, ikinci ve dördüncü dizelerin sonundaki "sırası" redifiyle zamanı bölüştürür; redifin önüne "konuşmanın, danışmanın, ağlamanın, barışmanın, gülmesi, kavuşmanın, dolaşmanın" sözleri gelir. Birinci ve üçüncü dizeler kendi aralarında uyaklıdır ("düşürdüm, değiştim", "kelamı, selamı", "eyler, eyler, eyler", "nefesi, asi, çilesi", "soyun, boyun, deyi", "sevilmemiş, olmazmış, övmezmiş"). On birli hece ölçüsüyle söylenen metni Işık güzelleme olarak sınıflar. Son dörtlükte "Kul Hüseyin" mahlası okunur. Tek aktarıcı, Âşık Kara Hüseyin olarak bilinen Hüseyin Zeytünlü'dür; makale "dolukup" sözünü dokunsalar ağlayacak hâlde olmak diye açıklar.
Anlam ve Söz Sanatları
Deyiş, aşkın aşamalarını "sırası" redifiyle bir takvim gibi sıralar: gizli konuşma, hâlleri danışma, ağlama, barışma, yabancıların gülmesine katlanma ve sonunda kavuşma. Güzelleme dilinin bütün öğeleri buradadır: sarhoş eden bakışlar, savaşan kaş ve kirpikler, elif gibi düz bir boy, selvi boy, zülüf. İkinci dörtlükteki "Dost dostun Musa'sı söyler kelamı" dizesi, Hz. Musa'nın Tanrı ile konuşmasını hatırlatarak dostun sözünü kutsal bir konuşmaya benzetir.
Dördüncü dörtlük deyişin anahtarıdır: "Severim güzel olmam Hakk'a asi". Âşık güzeli sever, ama bu sevgi onu Hakk'a karşı getirmez. Işık, Kul Hüseyin'in insana ve güzele çok değer verdiğini, ilahi ayetleri güzelde görmeyi ve o güzelliği güzelce zikretmeyi öğütlediğini, yâr sevmeyi Hakk'ı sevmenin bir parçası saydığını yazar. Bu deyiş, söz konusu anlayışın açık bir örneğidir: güzellik sevgisi ile Hak sevgisi birbirine karşı değil, birbirinin içinde düşünülür.
Kaynakça
- Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren; Kul Hüseyin'in Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 6, 2013, s. 67-124 (deyiş no. 25, s. 90; yorum s. 74). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2013_6/2013_6_ISIKC.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






