Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü (kaynağa göre ölçüde düşüklükler vardır)
Seyrimde uğradım ilmi hikmete
Elestü tahtında gördüm bir nokta
Hidayete erdim dününü meknune
Dilde ismi azam vardım bir nokta
Vardım ağzı açınca Bismillah dedim
Errahmânirrâhim ya Allah dedim
Beli bes deyip de eyvallah dedim
Orda hakikate vardım bir nokta
Lafta dedim de daldım bu baba
Ne hikmettir kalmış idim hayala
Aklınca inanmaz yüz dört kitaba
Bir kâmil mürşide sordum bir nokta
Yadigâr barkından güzar eyledim
İlmi hikmetinden pazar eyledim
Yüz on dört sureye nazar eyledim
Cümle ilmin başı bildim bir nokta
Kul Hüseyin’im hayran oldum gayreti
Ne hikmettir yok ağa hidayeti
Altı bin altı yüz altmış altı ayeti
Bai Bismillah da gördüm bir nokta
Günümüz Türkçesiyle
1. Seyrimde ilm-i hikmete uğradım; Elest tahtında bir nokta gördüm. Hidayete erdim (dizenin sonu kaynakta "dününü meknune" biçimindedir ve çözülememiştir); dilde ism-i azam ile bir noktaya vardım.
2. Vardım, ağzımı açınca "Bismillah" dedim; "Errahmânirrahîm, ya Allah" dedim. "Beli, kabulümdür" deyip "eyvallah" dedim; orada bir noktada hakikate vardım.
3. Söz ile dedim de bu kapıya daldım; ne hikmettir, hayale kalmıştım. Aklıyla yüz dört kitaba inanmayan vardı; bir kâmil mürşide bir nokta sordum.
4. Yadigâr evinden geçtim; onun hikmet ilminden alışveriş ettim. Yüz on dört sureye baktım; bütün ilmin başının bir nokta olduğunu bildim.
5. Ben Kul Hüseyin bu gayrete hayran oldum; ne hikmettir, hidayet ondan başkasında yok. Altı bin altı yüz altmış altı ayeti besmelenin be harfinde bir nokta olarak gördüm.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Bu metin sahadan eksik ve bozuk gelmiştir. Işık'ın notuna göre derleme sırasında anlamına hâkim bir kişiye rastlanmamış, deyiş eksikleriyle ezberlenmiş, hece ölçüsünde düşüklükler oluşmuştur; Işık onu alandaki hâlini bozmadan aktarmayı uygun bulmuştur. İlk dörtlüğün bir dizesi çözülememiştir ve sözlü aktarımda bozulmuş olma ihtimali yüksektir. Ölçü de on birli heceye ancak yaklaşır. Beş dörtlüğün son dizeleri "bir nokta" redifinde birleşir ("gördüm bir nokta, vardım bir nokta, sordum bir nokta, bildim bir nokta"); ilk üç dizeler "hikmete, nokta, meknune", "dedim, dedim, dedim", "baba, hayala, kitaba", "eyledim, eyledim, eyledim", "gayreti, hidayeti, ayeti" diye uyaklanır. Işık deyişi nefes olarak sınıflar. Mahlas son dörtlükte "Kul Hüseyin'im" diye geçer. Metin Âşık Cafer Aydoğdu ile Erdoğan Koç'tan derlenmiştir.
Anlam ve Söz Sanatları
Deyiş, bütün ilmin tek bir noktada toplandığı düşüncesi üzerine kuruludur. Alevî ve tasavvuf geleneğinde, Kur'an'ın bütün anlamının Fatiha'da, Fatiha'nın besmelede, besmelenin be harfinde ve be'nin altındaki noktada toplandığına dair, Hz. Ali'ye atfedilen bir söz bilinir. Kul Hüseyin bu düşünceyi bir yolculuk anlatısıyla verir: seyrinde hikmet ilmine uğrar, Elest tahtında bir nokta görür, besmele çekip "beli" diyerek hakikate varır, kâmil bir mürşide danışır, yüz on dört sureye bakar ve sonunda Kur'an'ın bütün ayetlerini be harfindeki noktada görür.
Işık, "Elest bezmi"ni ruhların yaratıldığı ve Tanrı'nın "Ben sizin Rabbiniz değil miyim" sorusuna "Beli" dedikleri meclis olarak açıklar; Alevîler bunu ilk ikrar sayar. İkinci dörtlükteki "beli bes" sözünü de "dediklerin kabulümdür" diye açıklar. Son dörtlükteki ayet sayısının on üç heceyle ölçüye uymadığını, derlemede "bin altı yüz altmış altı" diye söylendiğini ama kastedilenin halk arasında Kur'an'ın ayet sayısı olarak bilinen altı bin altı yüz altmış altı olduğunu belirtir.
Kaynakça
- Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren; Kul Hüseyin'in Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 6, 2013, s. 67-124 (deyiş no. 26, s. 90-91; dipnotlar 65-70). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2013_6/2013_6_ISIKC.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






