Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Cennet mekân Kul Hüseyin Dedem’den
Elestü’den âşık oldum nura ben
Bir bezirgân gelir Hint’ten Yemen’den
Kervan ile bile kondum yola ben
Elif mim yazıldı arşın burcuna
Dört kitap yazılmış anın dercinden
Bir güzeli sevdiğimin suçundan
Mansur gibi kail oldum dara ben
Dost yolunda aştığında kış değil
Dosta âşık olan kişi boş değil
Garip başım ikilikten hoş değil
Ta ezelden meyil verdim pire ben
Delürürüm yüzün görmeyeceğiz
Açılmış güllerin dermeyeceğiz
Sen yarama merhem sarmayıncağız
Daha kimden bulum derde çare ben
Kul Hüseyin yârin yarasın çeker
Yâr yarasın çeken mülayim bakar
Darılmış gül yüzlüm kaşların yıkar
Varın söylen ne demişim yâre ben

Günümüz Türkçesiyle

1. Cennette yeri olan Kul Hüseyin Dede'den (bu dize kaynakta sonradan kurulmuştur); ben Elest'ten beri nura âşık oldum. Hint'ten, Yemen'den bir bezirgân gelir; ben de kervanla birlikte yola koyuldum.

2. Arş'ın burcuna elif ile mim yazıldı; dört kitap onun içeriğinden yazılmış. Bir güzeli sevmemin suçundan ben de Mansur gibi dara razı oldum.

3. Dost yolunda aştığın şey kış değildir; dosta âşık olan kişi boş değildir. Garip başım ikilikten hoşlanmaz; ben ta ezelden pire meyil verdim.

4. Deliririm, yüzünü görmeyeceğiz; açılmış güllerini dermeyeceğiz. Sen yarama merhem sarmadıkça derdime başka kimden çare bulayım.

5. Kul Hüseyin yârin yarasını çeker; yâr yarasını çeken yumuşak bakar. Gül yüzlüm darılmış, kaşlarını çatar; varın söyleyin, ben yâre ne demişim.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Deyişin gerçek ilk dizesi düşmüştür. Işık'a göre yerine Kul Hüseyin'in anılması geçmiş, ilk dize deyişin ondan olduğu belirtilerek "Cennet mekân Kul Hüseyin Dedem'den" biçiminde kurulmuştur; başlıkta bu yüzden ikinci dize kullanılır. Beş dörtlüğün son dizeleri "ben" sözüyle biter ("nura ben, yola ben, dara ben, pire ben, çare ben, yâre ben"). İlk üç dizelerin uyakları: "Dedem'den, Yemen'den", "burcuna, dercinden, suçundan", "kış değil, boş değil, hoş değil", "görmeyeceğiz, dermeyeceğiz, sarmayıncağız", "çeker, bakar, yıkar". Ölçü on birli hecedir, tür Işık'a göre nefestir. Mahlas son dörtlükte "Kul Hüseyin" diye geçer. Makale "dercetmek"i düzenlemek, toplamak; "delürürüm"ü deliririm diye açıklar. Kaynak kişi Halil Sezgin'dir.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş, aşkı ezele dayandırır: âşık Elest'ten beri nura âşıktır. Hint'ten ve Yemen'den gelen bezirgân, yani tüccar kervanı, uzak diyarlardan gelen bir çağrının imgesidir; âşık da bu kervana katılıp yola düşer. İkinci dörtlükte Arş'ın burcuna yazılan elif ile mim, Alevî-Bektaşî yorumunda Allah ile Muhammed'i, kimi zaman da Ali ile Muhammed'i çağrıştıran harflerdir; dört kitabın onun içeriğinden yazıldığı söylenir. Bir güzeli sevdiği için Mansur gibi dara razı olmak, "Ene'l-Hak" dediği için idam edilen Hallac-ı Mansur'a gönderme yapar ve aşkın bedelini ölüm pahasına kabullenmeyi anlatır.

Üçüncü dörtlükte ikilikten hoşlanmayan "garip baş", birlik düşüncesini kişisel bir tavır olarak dile getirir; âşık ezelden pire meyil vermiştir. Son iki dörtlük halk şiirinin güzelleme diline döner: yârin yüzünü görememek, güllerini derememek, yaraya merhem bekleyip bulamamak. Son dizedeki "Varın söylen ne demişim yâre ben" sözü, âşığın yâre doğrudan ulaşamadığını, sözünü aracılarla iletmek zorunda kaldığını gösterir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar