Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
İmdat senden kaldı urumun eri
Gaip erenlerin Horasan piri
Muallak’ta tuttu babı Hayberi
Cenkte Muhammed’e car eden medet
Balım Sultan gerçek sırrı Ali’sin
Müminlerin kardeşisin kolusun
Pirim Hacı Bektaş şahı Veli’sin
Cansız duvarları yürüten medet
Kul Hüseyin’im der ki gönle değmeyin
Giderip yükünü alıp yığmayın
Sırlarınız gönlünüzde saklayın
Mümin’in kalbinde yer eden medet
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey Rum'un eri, yardım artık sana kaldı; gaip erenlerin Horasan piri. Hayber kapısını havada tutan, savaşta Muhammed'in imdadına yetişen, medet.
2. Balım Sultan, gerçek sırrı Ali'sin; müminlerin kardeşi, kolusun. Pirim Hacı Bektaş, sen şah velisin; cansız duvarları yürüten, medet.
3. Ben Kul Hüseyin derim ki gönle dokunmayın; yükünü giderip alıp yığmayın. Sırlarınızı gönlünüzde saklayın; müminin kalbinde yer eden, medet.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Üç kısa dörtlüğün her biri bir yardım çağrısıyla biter: son dizeler "eden medet" ya da "-en medet" biçimindedir, "car eden medet, yürüten medet, yer eden medet". Işık bu yüzden metni medetname olarak sınıflar. İlk üç dizelerin uyakları "eri, piri, Hayberi", "Ali'sin, kolusun, Veli'sin", "değmeyin, yığmayın, saklayın" sözleriyle kurulur. Ölçü on birli hecedir. Şair son dörtlükte "Kul Hüseyin'im" der. Metin Işık'ın kaynak kişilerinden birinin aktarımına dayanır.
Anlam ve Söz Sanatları
Deyiş, Alevî-Bektaşî geleneğinin büyüklerine sırayla yönelir: Rum'un eri ve Horasan piri olarak anılan Hacı Bektaş, Hayber kapısını havada tutan ve savaşta Muhammed'in yardımına yetişen Ali, Bektaşî yolunun ikinci piri sayılan Balım Sultan. İkinci dörtlükte Balım Sultan için "gerçek sırrı Ali'sin" denmesi, ermişlerin Ali'nin sırrını taşıdığı inancını yansıtır.
"Cansız duvarları yürüten" dizesi Hacı Bektaş'a bağlanan bilinen bir kerameti anar. Işık bu dize için önemli bir not düşer: cansız duvarı yürütme anlatısı aslında Koca Bektaş Dede'nin kerametidir, ama ad benzerliği yüzünden Hacı Bektaş'a mal edilmiştir. Işık'a göre halk nazarında bir ermiş yüceltildiğinde başka ermişlerin yaptıkları da ona bağlanır ve böylece birçok keramet birçok erenin ardından anılır. Son dörtlükte şair öğüde döner: gönle dokunmamak, sırrı gönülde saklamak. Bu öğüt, Kul Hüseyin'in başka deyişlerinde de sık görülen sır saklama ilkesini tekrarlar.
Kaynakça
- Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren; Kul Hüseyin'in Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 6, 2013, s. 67-124 (deyiş no. 29, s. 92; dipnot 79). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2013_6/2013_6_ISIKC.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






