Özgün Metin

Ölçü: 8'li hece ölçüsü

Ala gözlü güzel şahım
Gelir mihman olur bir gün
Haklıyı haksızı seçer
Herkes suçun bilir bir gün
Kim geçer imam sancağın
Gerçek bilir ne olcağın
Mat eder Urum sancağın
Şah Urumu alır bir gün
Mehdi çıkınca minbere
İsa gökten iner yere
Mümin olan durur dara
Hakk’a secde kılar bir gün
Gör münkirin şu işini
Seyret gözünün yaşını
Yer tutar anın başını
Yüz üstüne kalır bir gün
Mehdinin bir oğlu olur
İsmine Kasım çağrılır
İsrafil sur’u üfürür
Hep vademiz yeter bir gün
Yolcu adımı atamaz
Ağzında lokma yutamaz
Herkes dediğin edemez
Hep sınırlı kalır bir gün
Yüce müce asker çeker
Dabbetül arz yerden çıkar
Ağ üstünden kara kalkar
Halk imansız kalır bir gün
Gör ki ne yazılmış serde
Nazar kılmış iki nurda
Şenlik bulunmaz her yerde
Kırk yıl ıssız kalır bir gün
Aleme bir yıldız doğar
Şulesi cümleye şavkar
Gece gündüz yağmur yağar
Alem su kesilir bir gün
İsrafil suru üfürür
Canlara derman verilir
İnsan hep kalkar dirilir
Hak divanı gelir bir gün
Kaya yel eser cihana
Dağ taş tutulur tufana
Mağrip’de ulu divana
Maşrık’da düzülür bir gün
Hak çıkar kürsü üstüne
Gel deyi çağrır dostuna
Yedi tamunun üstüne
Sırat mizam kurar bir gün
Kaynar katıran kazanı
Atarlar yoldan azanı
Mikail tutar mizamı
Günahlar tartılır bir gün
Kızdırır cehennem damın
Yakarlar münkirin canın
Akrebe sokturur tenin
Azaplar verilir bir gün
Kızgın sacı da kızdırır
Münkire namaz kıldırır
Ottan kamışı yandırır
Günahlar sorulur bir gün
Kul Hüseyn’im güzel şahım
Dağdan taştan çok günahım
Şah der hep elim ayağım
Hak cevabın verir bir gün

Günümüz Türkçesiyle

1. Ala gözlü güzel şahım bir gün gelir, misafir olur. Haklıyı haksızı ayırır; bir gün herkes suçunu bilir.

2. İmamın sancağını kim geçer; gerçek olan ne olacağını bilir. Rum'un sancağını mat eder; bir gün şah Rum'u alır.

3. Mehdi minbere çıkınca İsa gökten yere iner. Mümin olan dara durur; bir gün Hakk'a secde kılar.

4. İnkârcının şu işini gör, gözünün yaşını seyret. Toprak onun başını tutar; bir gün yüzüstü kalır.

5. Mehdi'nin bir oğlu olur, adına Kasım denir. İsrafil sura üfürür; bir gün hepimizin vadesi dolar.

6. Yolcu adımını atamaz, ağzındaki lokmayı yutamaz. Kimse dediğini yapamaz; bir gün herkes sınırlı kalır.

7. Yüce de alçak da asker çeker; Dabbetü'l-arz yerden çıkar. Akın üstünden kara kalkar; bir gün halk imansız kalır.

8. Gör ki başa ne yazılmış; iki nura nazar kılmış. Her yerde şenlik bulunmaz; bir gün dünya kırk yıl ıssız kalır.

9. Dünyaya bir yıldız doğar, ışığı herkesin üstüne parlar. Gece gündüz yağmur yağar; bir gün âlem su kesilir.

10. İsrafil sura üfürür, canlara derman verilir. İnsanların hepsi kalkıp dirilir; bir gün Hakk'ın divanı gelir.

11. Dünyaya kaya yeli eser; dağ taş tufana tutulur. Batıda ulu divan, bir gün doğuda kurulur.

12. Hak kürsü üstüne çıkar, dostuna "gel" diye çağırır. Yedi cehennemin üstüne bir gün Sırat'ı ve mizanı kurar.

13. Katran kazanı kaynar; yoldan azanı içine atarlar. Mikail mizanı tutar; bir gün günahlar tartılır.

14. Cehennemin damını kızdırır, inkârcının canını yakarlar; tenini akrebe sokturur. Bir gün azaplar verilir.

15. Kızgın sacı da kızdırır, inkârcıya onun üstünde namaz kıldırır; kamışı ottan yandırır. Bir gün günahlar sorulur.

16. Ben Kul Hüseyin'im, güzel şahım; günahım dağdan taştan çoktur. Şah der ki hep elim ayağım şahittir; bir gün Hak cevabını verir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

On altı dörtlüğün her birinde son dize "bir gün" redifine varır ve redifin önüne geniş zamanla kurulmuş fiiller gelir: "bilir, alır, kılar, kalır, yeter, verilir, sorulur". Işık metni nefes olarak sınıflar ve "gelecek öngörüsü" diye niteler; kendisi deyişi ilk dörtlüğün ikinci dizesiyle, "Gelir mihman olur bir gün" diye anar. Dizeler sekiz hecelidir. Her dörtlükte ilk üç dize kendi uyağını kurar ("sancağın, olcağın, sancağın", "minbere, yere, dara", "kazanı, azanı, mizamı" gibi). Mahlas son dörtlükte "Kul Hüseyn'im" biçimindedir. Metni Halil Sezgin aktarmıştır.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş, kıyamet ve âhir zaman alametlerini halk dilinde, kısa ve akıcı dizelerle sıralar. Sıra, İslâm kıyamet anlatılarının bilinen öğelerini izler: Mehdi'nin minbere çıkması, İsa'nın gökten inmesi, Dabbetü'l-arz denen yaratığın yerden çıkması, gökte bir yıldızın doğması, dünyanın sulara batması, İsrafil'in sura üfürmesi ve ölülerin dirilmesi, Hakk'ın divan kurması, cehennem üstüne Sırat köprüsünün ve mizanın kurulması, günahların tartılması. Kul Hüseyin bu anlatıya kendi topluluğunun beklentilerini ekler: güzel şahın, yani beklenen imamın gelip misafir olması, Rum'un sancağının mat edilmesi, müminin dara durması.

Son dörtlüklerde azap tasvirleri yoğunlaşır: katran kazanı, kızdırılmış cehennem damı, akrep, kızgın sac üstünde kılınan namaz. Bu imgeler halk arasında anlatılan ahiret tasvirlerine dayanır ve dinleyiciyi uyarmaya yöneliktir. Deyiş korkutucu bir tabloyla bitmez; şair kendi günahının dağdan taştan çok olduğunu itiraf eder ve son sözü yine "güzel şahına" bırakır. Elin ayağın şahit olması, mahşerde organların insanın aleyhine tanıklık edeceğine dair inanca dayanır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar