Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Gel hey hace bize ilmini satma
Hak mihman olduğu yeri bildin mi?
El ayıbın görüp günaha batma
Felek dolabında zarı bildin mi?
Evvel kapı şeriattır girerler
Tarikatta gonca güller dererler
Canlar menziline anda ererler
Acep menziline erebildin mi?
Şeriat dildedir tarikat canda
Gönül dost evinde mihmandır anda
Bunca velilerin mekânı kanda
Hakikat elinde seyri bildin mi?
Kul Hüseyn’im kemter nedir çaresi
Ne kadardır arşin kürsün arası
Uyumuşken yüreğimin yarası
Ey hace sızlattın sarabildin mi?
Günümüz Türkçesiyle
1. Gel hey hoca, bize ilmini satma; Hakk'ın misafir olduğu yeri bildin mi. Başkasının ayıbını görüp günaha batma; feleğin dolabındaki zarı bildin mi.
2. İlk kapı şeriattır, oradan girerler; tarikatta gonca güller dererler. Canlar menziline orada ererler; acaba sen menziline erebildin mi.
3. Şeriat dildedir, tarikat canda; gönül orada dost evinde misafirdir. Bunca velinin mekânı nerede; hakikatin elinde seyri bildin mi.
4. Ben Kul Hüseyin, kemter kulum; çaresi nedir, Arş ile Kürsî'nin arası ne kadardır. Yüreğimin yarası uyumuşken, ey hoca, onu sızlattın, sarabildin mi.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Dört dörtlüğün ikinci ve dördüncü dizeleri bir sınav sorusu gibi "bildin mi" ya da "-ebildin mi" redifiyle biter: "yeri bildin mi, zarı bildin mi, erebildin mi, seyri bildin mi, sarabildin mi". Işık metni nasihatname ve güzelleme olarak sınıflar. Birinci ve üçüncü dizeler birbirine uyaklanır ("satma, batma", "girerler, dererler, ererler", "canda, anda, kanda", "çaresi, arası, yarası"). Ölçü on birli hecedir; "Kul Hüseyn'im" mahlası son dörtlükte görünür. Metin Âşık Cafer Aydoğdu, Erdoğan Koç ve Halil Sezgin'den derlenmiştir. Makale "hace" sözünü kitabî bilgiye sahip din adamı, hoca diye açıklar.
Anlam ve Söz Sanatları
Işık, Kul Hüseyin'in hayatını anlatırken bu deyişin ilk dörtlüğünü alıntılar ve dönemin ulemasıyla yaşanan tartışmalara örnek olarak gösterir. Işık'a göre şair bu dizelerle zahidin, Hakk'ın kâmil insanın gönlünde misafir olduğu gerçeğini bilmediğini anlatır; kendi uğraştığı meselelerin karşısındakine bir beden büyük geleceğini işaret eder ve yargılamadan önce anlamaya çalışmasını öğütler. "İlmini satma" sözü, kitaptan öğrenilmiş bilginin bir mal gibi pazarlanmasına karşı bir uyarıdır.
İkinci ve üçüncü dörtlükler Alevî-Bektaşî yolunun dört kapısını sıralar: ilk kapı şeriattır, tarikatta gonca güller derilir, menzile varılır, hakikatin elinde seyir bilinir. "Şeriat dildedir, tarikat canda" dizesi iki kapı arasındaki farkı kısa bir formülle verir: biri sözde kalır, öteki candan yaşanır. Son dörtlükte şair hocaya sitem eder: uyumuş olan gönül yarasını sızlatmıştır, ama onu sarabilir mi. Bu soru, eleştirinin anlayışsız bir yargıdan doğduğunda yaralayıcı olacağını hatırlatır.
Kaynakça
- Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren; Kul Hüseyin'in Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 6, 2013, s. 67-124 (deyiş no. 35, s. 97; alıntı ve yorum s. 74). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2013_6/2013_6_ISIKC.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






