Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Hani benim ile lokma yiyenler
Halimden bilir bir eşim kalmadı
Şu dertli sineme merhem olacak
Derman olur bir yoldaşım kalmadı
Kadim hilal oldu pirler erişti
Fehimim kısaldı tebdilim şaştı
Yaş da vardı yetmiş ile görüştü
Dayanıp durmaya halim kalmadı
Nice yerde insanlarım var idi
Esti seher yeli döktü eridi
Yüceme kar yağdı aşkım far idi
Tükendi cümbüşüm suçum kalmadı
Dükkân açtım metaım var işimde
İşler bezirgânlar Şam da Urum’da
Bir günlük sevdası varmış serimde
Gayri hamlar ile işim kalmadı
Evvel ağlamışım sonra gülemem
Eşkinim kısaldı menzil alamam
Her lokmanın lezzetini bulamam
Damağım döküldü dişim kalmadı
Kul Hüseyn’im eydür kendi özüme
Uzakları yakın etti gözüme
Evvel şikâr olan derdim bazıma
Şimdi şikâr olan kuşum kalmadı

Günümüz Türkçesiyle

1. Hani benimle lokma yiyenler nerede; hâlimden bilen bir eşim kalmadı. Şu dertli göğsüme merhem olacak, derman olacak bir yoldaşım kalmadı.

2. Belim hilal gibi büküldü, pirler yetişti; anlayışım kısaldı, hâlim değişip şaştı. Yaşım da vardı, yetmişle görüştü; dayanıp duracak hâlim kalmadı.

3. Nice yerde insanlarım vardı; seher yeli esti, döktü, eridi. Doruklarıma kar yağdı, aşkım bir fener gibiydi; cümbüşüm tükendi, suçum kalmadı.

4. Dükkân açtım, işimde malım vardı; bezirgânlar Şam'da da Rum'da da iş görür. Başımda bir günlük bir sevda varmış; artık hamlarla işim kalmadı.

5. Önce ağlamışım, sonra gülemem; filizim kısaldı, menzile varamam. Her lokmanın lezzetini bulamam; damağım döküldü, dişim kalmadı.

6. Ben Kul Hüseyin kendi özüme derim ki uzakları gözüme yakın etti. Önceden doğanıma av olan derdim vardı; şimdi avlanacak kuşum kalmadı.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Işık bu nasihatnameyi "yaşlılığa dair" diye niteler ve altı dörtlüğün ikinci ve dördüncü dizeleri de bir eksilmeyi sayar: "eşim kalmadı, yoldaşım kalmadı, halim kalmadı, suçum kalmadı, işim kalmadı, dişim kalmadı, kuşum kalmadı". Birinci ve üçüncü dizelerin uyakları "yiyenler, olacak", "erişti, görüştü", "var idi, far idi", "işimde, serimde", "gülemem, bulamam", "özüme, bazıma" diye gider. Ölçü on birli hecedir. Son dörtlükte "Kul Hüseyn'im" mahlası vardır. Aktaranlar Keçiköylü Ali Yüksel ile Derviş Dertli Garip olarak bilinen Cuma Zeytünlü'dür. Makale "kadim" sözünü bel, sırt; "eşkin"i filiz, yeni taze dal diye açıklar.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş, yaşlılığın getirdiği yalnızlığı ve gücün tükenişini sade bir dille anlatır. İlk dörtlükte birlikte lokma yenen yoldaşların gittiği, hâlden anlayan eşin kalmadığı söylenir. Sonraki dörtlüklerde yaşlılığın belirtileri tek tek sayılır: hilal gibi bükülen bel, kısalan anlayış, doruklara yağan kar, tükenen cümbüş, dökülen dişler, bulunamayan lokma lezzeti. İkinci dörtlükte yaşın yetmişle görüşmesi, şairin bu deyişi ileri bir yaşta söylediğini düşündürür; Işık'ın derlediği bilgilere göre Kul Hüseyin 1795-1800 arasında doğmuş, 1875-1885 arasında ölmüştür.

Dördüncü ve altıncı dörtlükler hayatı iki ayrı benzetmeyle özetler. Biri çarşıdandır: dükkân açılmış, mal satılmış, Şam'a ve Rum'a giden bezirgânların dünyasına karışılmış, ama bütün bunlar bir günlük bir sevda imiş. Öbürü avcılıktandır: eskiden doğanın avladığı kuşlar varmış, şimdi avlanacak kuş kalmamış. Son dörtlükteki "Uzakları yakın etti gözüme" sözü, yaşlılıkla birlikte ölümün ve ahiretin yakınlaştığını anlatır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar