Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Ali’m ol eğnine giyindi zırhlar
Gün bir mil kalınca yerinden fırlar
Bu yolda değil mi yediler Kırklar
Acep niçin hor bakarlar bu yola
Kâbe’nin önünde duran eşikler
Didarı cennette yanar ışıklar
Bu yolda değilmi cümle âşıklar
Acep niçin hor bakarlar bu yola
Semavat yüzünde duruyor Hayber
Ali’nin ardından geliyor Kamber
Bu yolda değil mi cümle peygamber
Acep niçin hor bakarlar bu yola
Kudret dolusunu doldurup yazan
Muhammed Ali’dir elini basan
Bu yolda değil mi ol İmam Hasan
Acep niçin hor bakarlar bu yola
Kudret dolusuyla serden esmeyin
Kime darılıp da kime küseyim
Bu yolda değil mi İmam Hüseyin
Acep niçin hor bakarlar bu yola
Mahzun dara çekilmiş çağrır aynen
Elinden geldikçe iyilik eylen
Bu yolda değil mi ol İmam Zeynel
Acep niçin hor bakarlar bu yola
Mümin kullar Hakk’a yalvarır zikir
Aslına hiç akıl ermiyor fikir
Bu yolda değil mi ol İmam Bakır
Acep niçin hor bakarlar bu yola
Söyleye söyleye kalmadı sözüm
Tarikat yolundan ayırmam özüm
Bu yolda değil mi Cafer’le Kazım
Acep niçin hor bakarlar bu yola
Hakk’ın ihsanıdır her daim bize
Günah defterimi sevaba yaza
Bu yolda değil mi İmamı Rıza
Acep niçin hor bakarlar bu yola
Açıldı dostunun bahçesi bağı
Durmayıp eriyor yüreğmin yağı
Bu yolda değil mi Tağı’yla Nağı
Acep niçin hor bakarlar bu yola
Açıldı gülleri gülü gösteri
Bir muradım varsa senden isteri
Bu yolda değil mi Hasan Askeri
Acep niçin hor bakarlar bu yola
İmamların bunda kalmadı ahtı
Yakın yıkılması münkirin tahtı
Bu yolda değil mi Askeri, Mehdi
Acep niçin hor bakarlar bu yola
Gönlüm sende yârenliğe erdin mi?
Kendi vücudun sualin sordun mu?
Hiç Yezit’ten bir evliya gördün mü?
Acep niçin hor bakarlar bu yola
Sefil Kul Hüseyn’im yalvar Tanrı’ya
Düşmüş kullarına yardım eyleye
Bu yolda değil mi cümle evliya
Acep niçin hor bakarlar bu yola

Günümüz Türkçesiyle

1. Ali'm sırtına zırhlar giydi; güneş bir mil yaklaşınca yerinden fırlar. Yediler ve Kırklar bu yolda değil mi; acaba bu yola niçin hor bakarlar.

2. Kâbe'nin önünde duran eşikler, didarı cennette yanan ışıklar; bütün âşıklar bu yolda değil mi; acaba bu yola niçin hor bakarlar.

3. Hayber göklerin yüzünde duruyor; Ali'nin ardından Kamber geliyor. Bütün peygamberler bu yolda değil mi; acaba bu yola niçin hor bakarlar.

4. Kudret dolusunu doldurup yazan, elini basan Muhammed ile Ali'dir. O İmam Hasan bu yolda değil mi; acaba bu yola niçin hor bakarlar.

5. Kudret dolusuyla başınızdan vazgeçmeyin; ben kime darılıp kime küseyim. İmam Hüseyin bu yolda değil mi; acaba bu yola niçin hor bakarlar.

6. Mahzun olan dara çekilmiş, olduğu gibi çağırır; elinizden geldikçe iyilik edin. O İmam Zeynel bu yolda değil mi; acaba bu yola niçin hor bakarlar.

7. Mümin kullar zikirle Hakk'a yalvarır; onun aslına akıl da fikir de ermez. O İmam Bakır bu yolda değil mi; acaba bu yola niçin hor bakarlar.

8. Söyleye söyleye sözüm kalmadı; özümü tarikat yolundan ayırmam. Cafer ile Kâzım bu yolda değil mi; acaba bu yola niçin hor bakarlar.

9. Hakk'ın ihsanı her daim bizedir; günah defterimi sevaba yazsın. İmam Rıza bu yolda değil mi; acaba bu yola niçin hor bakarlar.

10. Dostun bahçesi, bağı açıldı; yüreğimin yağı durmadan eriyor. Taki ile Naki bu yolda değil mi; acaba bu yola niçin hor bakarlar.

11. Gülleri açıldı, gülü gösterir; bir muradım varsa senden ister. Hasan Askerî bu yolda değil mi; acaba bu yola niçin hor bakarlar.

12. İmamların burada ahdi kalmadı; inkârcının tahtının yıkılması yakındır. Askerî ile Mehdi bu yolda değil mi; acaba bu yola niçin hor bakarlar.

13. Gönlüm, sende dostluğa erdin mi; kendi vücudunun sualini sordun mu; hiç Yezid'den bir evliya gördün mü. Acaba bu yola niçin hor bakarlar.

14. Sefil Kul Hüseyin, Tanrı'ya yalvar; düşmüş kullarına yardım etsin. Bütün evliya bu yolda değil mi; acaba bu yola niçin hor bakarlar.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

On dört dörtlüğün her birinde bir imam ya da bir topluluk anılır ve üçüncü dizeler çoğunlukla "Bu yolda değil mi ..." kalıbıyla kurulur; ardından "Acep niçin hor bakarlar bu yola" nakaratı gelir. İlk iki dizenin uyağına üçüncü dize de katılır: "zırhlar, fırlar, Kırklar", "eşikler, ışıklar, âşıklar", "Hayber, Kamber, peygamber", "yazan, basan, Hasan", "esmeyin, küseyim, Hüseyin" gibi. Ölçü on birli hecedir; Işık metni nefes sayar. Son dörtlükte mahlas "Sefil Kul Hüseyn'im" biçimini alır. Derleme Erdoğan Koç'un aktarımına dayanır.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş bir savunma şiiridir. Nakarattaki soru, Alevî yolunu hor görenlere yöneltilir: bu yolda Yediler ve Kırklar, bütün âşıklar, bütün peygamberler, Hasan, Hüseyin, Zeynelabidin, Bakır, Cafer ile Kâzım, Rıza, Taki ile Naki, Askerî ve Mehdi, sonunda bütün evliya varsa, bu yola niçin hor bakılır. Şair cevabı vermez; On İki İmam'ı tek tek sayarak sorunun kendisini cevap hâline getirir.

Işık, Kul Hüseyin'in yaşadığı dönemin Bektaşîlerin ciddi kovuşturmalara uğradığı, Yeniçeri Ocağı'nın ve Hacı Bektaş Dergâhı'nın kapatıldığı bir dönem olduğunu, aynı dönemde merkezî yönetimin ulemasıyla tartışmalar yaşandığını yazar. Bu deyişin sorusu, böyle bir ortamda dışlanan bir topluluğun sesi olarak okunabilir; bu bağlantı bizim yorumumuzdur. On üçüncü dörtlükteki "Hiç Yezit'ten bir evliya gördün mü" dizesi, haklılığın Ehl-i Beyt tarafında olduğunu keskin bir karşıtlıkla söyler. Son dörtlükte şair düşmüş kullar için Tanrı'ya yalvarır; savunma, bir dua ile kapanır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar