Özgün Metin

Ölçü: 8'li hece ölçüsü

Mümin Hakk’ı görür imiş
Hak hatırım yaptı hemen
Allah kula âşık imiş
Meylimize aktı hemen
Pirimin nazı niyazı
Ehli beyte doğru özü
Güzelin ateşi közü
Bu sinemi yaktı hemen
Yanıma gelmiş duymadım
Seyran desen uyumadım
Söyle dedi söylemedim
Kaşlarını yıktı hemen
Kul Hüseyn’im hup sesini
Nur eylemiş kubbesini
Âşıklığın cübbesini
Eğnimize taktı hemen

Günümüz Türkçesiyle

1. Mümin Hakk'ı görürmüş; Hak hemen gönlümü yaptı. Allah kula âşıkmış; hemen meylimize aktı.

2. Pirimin nazı ve niyazı, özü doğru Ehl-i Beyt'edir; güzelin ateşi ve közü hemen bu göğsümü yaktı.

3. Yanıma gelmiş, duymadım; seyran desen, uyumadım. "Söyle" dedi, söylemedim; hemen kaşlarını çattı.

4. Ben Kul Hüseyin'im; "hu" sesini nura çevirip kubbesini aydınlatmış. Âşıklığın cübbesini hemen omzumuza giydirdi.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Sekiz heceli dört dörtlük, "hemen" redifiyle ve önündeki geçmiş zaman fiilleriyle ilerler: "yaptı, aktı, yaktı, yıktı, taktı". İlk dörtlükte birinci ve üçüncü dizeler "imiş" sözünde eşleşir; sonrakilerde ilk üç dize birbirine uyaklıdır ("niyazı, özü, közü", "duymadım, uyumadım, söylemedim", "sesini, kubbesini, cübbesini"). Işık metni nefes sayar. Mahlas son dörtlükte "Kul Hüseyn'im" diye geçer. Metin Keçiköylü Ali Yüksel ile Erdoğan Koç'tan derlenmiştir; Işık ayrıca Ali Cem Akbulut'un kitabının 190. sayfasını kaynak gösterir.

Anlam ve Söz Sanatları

Kısa deyiş, Hak ile kul arasındaki karşılıklı sevgiyi anlatır. "Allah kula âşık imiş" dizesi, tasavvufta Tanrı'nın kulunu sevmesinin kulun Tanrı'yı sevmesinden önce geldiği düşüncesini halk diliyle söyler. Hakk'ın âşığın gönlünü "yapması", yani onarıp şenlendirmesi, ilk dörtlükte bu sevginin karşılığıdır.

İkinci ve üçüncü dörtlükler mürşit ile mürit arasındaki ilişkiye döner. Pirin nazı ve niyazı, Ehl-i Beyt'e yönelmiş özü ve güzelin közü âşığın göğsünü yakar. Üçüncü dörtlükte ilginç bir sahne vardır: pir yanına gelmiş, derviş duymamış; ona "söyle" denmiş, o söylememiş ve pir kaşlarını çatmıştır. Bu sahne, deyiş söyleme yetisinin pirin izniyle ve çağrısıyla geldiği inancını hatırlatır; yorum bizimdir. Son dörtlükte "hu" sesi kubbeyi aydınlatır ve dervişe âşıklık cübbesi giydirilir; bu, mürşidin müridi âşık olarak tanıyıp ona mahlas ya da icazet verdiği anı düşündürür.

Kaynakça

  • Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren; Kul Hüseyin'in Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 6, 2013, s. 67-124 (deyiş no. 37, s. 98). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2013_6/2013_6_ISIKC.pdf
  • Ali Cem Akbulut, Gazilerovacığı Âşıkları, İstanbul: KaraMavi Yayınları, 2010, s. 190 (Işık 2013 aktarımıyla).

Çevrimiçi kaynaklar