Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Gözüme göründü dostun bağları
Himmeti erişti Abdal Musa’nın
Üzülsün çürüğü kalsın sağları
Himmeti erişti Abdal Musa’nın
Hindistan ilinden duyuldu sesi
Mümin kullarına düştü hevesi
Yedi babdan içeridir türbesi
Nur doğdu üstüne Abdal Musa’nın
Başındadır nurdan elifi tacı
Eşiğin bekleyen neylesin haccı
Marıptan maşrıka oynar kılıcı
Zahir de batında Abdal Musa’nın
Dedem beni muhabbetin coşturur
Coşturur da yüce dağlar aştırır
Aştırır da Kaygusuz’a düşürür
Himmeti erişti Abdal Musa’nın
Şükür Kul Hüseyin’im murada erdi
Kaygusuz Sultan’ın evine geldi
Kırklar eşiğine yüzünü sürdü
Mest etti kokusu Abdal Musa’nın
Günümüz Türkçesiyle
1. Dostun bağları gözüme göründü; Abdal Musa'nın himmeti erişti. Çürüğü üzülsün, sağları kalsın; Abdal Musa'nın himmeti erişti.
2. Sesi Hindistan ilinden duyuldu; mümin kullarına heves düştü. Türbesi yedi kapının içindedir; Abdal Musa'nın üstüne nur doğdu.
3. Başında nurdan, elif gibi bir tâc vardır; eşiğini bekleyen haccı ne yapsın. Kılıcı batıdan doğuya oynar; görünende de gizlide de Abdal Musa'nındır.
4. Dedem beni muhabbetiyle coşturur; coşturur da yüce dağlar aştırır, aştırır da Kaygusuz'a ulaştırır. Abdal Musa'nın himmeti erişti.
5. Şükür, Kul Hüseyin muradına erdi; Kaygusuz Sultan'ın evine geldi, Kırklar eşiğine yüzünü sürdü. Abdal Musa'nın kokusu onu sarhoş etti.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Işık'a göre bu, popüler bir deyiştir ve tanınmasını Âşık Gülabi'nin derlemesine borçludur. Abdal Musa'nın adı dörtlüklerin sonunda tekrar tekrar duyulur: ilk dörtlükte ikinci ve dördüncü dizeler "Himmeti erişti Abdal Musa'nın" nakaratını taşır, sonraki dörtlüklerin son dizeleri de "Abdal Musa'nın" sözüyle biter ("Nur doğdu üstüne, Zahir de batında, Himmeti erişti, Mest etti kokusu"). İlk üç dizelerde uyak şöyledir: "sesi, hevesi, türbesi", "tacı, haccı, kılıcı", "coşturur, aştırır, düşürür", "erdi, geldi, sürdü". Beş dörtlük on birli hece ölçüsündedir; tür Işık'a göre nefestir. Son dörtlükte "Kul Hüseyin'im" mahlası geçer. Aktaranlar Halil Sezgin ile bir başka kaynak kişidir.
Anlam ve Söz Sanatları
Abdal Musa, Bektaşî geleneğinde Hacı Bektaş Velî'nin yolunu sürdüren ve saygıyla anılan erenlerdendir; Kaygusuz Abdal ise onun müridi olarak bilinen şairdir. Deyiş, Abdal Musa'nın himmetine, yani manevi yardımına ermenin sevincini anlatır. İkinci ve üçüncü dörtlüklerde erenin büyüklüğü abartılı ve kutsal imgelerle anlatılır: sesi Hindistan'dan duyulur, türbesi yedi kapının içindedir, başında nurdan bir tâc vardır, kılıcı batıdan doğuya oynar. "Eşiğin bekleyen neylesin haccı" dizesi, Kul Hüseyin'in başka deyişlerinde de görülen, pirin eşiğini hacca denk sayan anlayışı tekrarlar.
Dördüncü ve beşinci dörtlükler bir yolculuk anlatır: "dede", yani mürşit, dervişi muhabbetiyle coşturur, yüce dağlar aştırır ve Kaygusuz'a ulaştırır; derviş Kaygusuz Sultan'ın evine gelir ve Kırklar eşiğine yüzünü sürer. Bu dizeler gerçek bir ziyareti mi, yoksa manevi bir yolculuğu mu anlatıyor, kaynak bunu açıklamaz. Deyişin Âşık Gülabi aracılığıyla geniş bir dinleyiciye ulaşması, Kul Hüseyin'in deyişlerinin Gaziler Ovacığı dışına da taşındığını gösterir.
Kaynakça
- Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren; Kul Hüseyin'in Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 6, 2013, s. 67-124 (deyiş no. 41, s. 100). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2013_6/2013_6_ISIKC.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






