Özgün Metin

Ölçü: 8'li hece ölçüsü

İnsan azdı daha azar
İllallahi ve sabirin
Düşmeye kuyular kazar
İllallahi ve sabirin
Edep kalktı hayâ kalktı
İnsan birbirinden bıktı
Şeririn yüzüne çıktı
İllallahi ve sabirin
Edep dedikleri perde
Oda kalmadı her yerde
Kaldık bozda boz dumanda
İllallahi ve sabirin
Sabır muratlar verici
Gayet keskindir kılıcı
Hem bilici hem görücü
İllallahi ve sabirin
Hüseyin’im serden geçti
Kaçamadan virdi şaştı
Mahlûk birbirine düştü
İllallahi ve sabirin

Günümüz Türkçesiyle

1. İnsan azdı, daha da azar; başkası düşsün diye kuyular kazar. İllallahi ve sabirin.

2. Edep kalktı, hayâ kalktı; insanlar birbirinden bıktı; kötü olan yüze çıktı. İllallahi ve sabirin.

3. Edep dedikleri perde de artık hiçbir yerde kalmadı; bozkırda, boz dumanın içinde kaldık. İllallahi ve sabirin.

4. Sabır muratlar verir; kılıcı pek keskindir; Hak hem bilir hem görür. İllallahi ve sabirin.

5. Hüseyin'im başından geçti; kaçamadan virdi şaştı; halk birbirine düştü. İllallahi ve sabirin.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Nakarat Arapça bir sözün halk ağzındaki biçimi gibi görünür: beş dörtlüğün her biri "İllallahi ve sabirin" diye biter, ilk dörtlükte bu söz ikinci dizede de geçer. "Sabirin" sabredenler demektir ve Kur'an'daki "Allah sabredenlerle beraberdir" ifadesini hatırlatır; bu bağlantı kaynakta yoktur, bizim yorumumuzdur. İlk üç dizelerde uyak şöyledir: "azar, kazar", "kalktı, bıktı, çıktı", "perde, yerde, dumanda", "verici, kılıcı, görücü", "geçti, şaştı, düştü". Dizeler sekiz hecelidir; Işık metni nefes sayar. Son dörtlükte şair yalnız "Hüseyin'im" der. Metin Halil Sezgin'den derlenmiştir.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş, bozulan bir zamanın tablosunu çizer ve buna karşı sabrı öğütler. İnsan azmıştır ve daha da azacaktır; birbirine kuyu kazar, edep ve hayâ kalkmış, insanlar birbirinden bıkmış, kötü olan yüze çıkmıştır. Üçüncü dörtlükteki "edep dedikleri perde" imgesi, edebi insanlar arasındaki ilişkiyi koruyan bir örtü olarak görür; o perde kalkınca insan bozkırın boz dumanı içinde yolunu yitirir. Edep, Alevî-Bektaşî ahlakının "eline, diline, beline sahip olmak" ilkesiyle özetlenen temel kavramlarındandır.

Dördüncü dörtlük bu karanlığa karşı sabrı koyar: sabır murat verir, kılıcı keskindir, çünkü Hak her şeyi bilir ve görür. Nakarat her dörtlükte aynı sığınağı hatırlatır. Son dörtlükte şair kendinden söz eder: başından geçmiş, kaçamadan şaşırıp kalmış, halkın birbirine düştüğünü görmüştür. Kısa dizeler ve tekrar eden nakarat, deyişe zikir gibi okunmaya uygun bir yapı verir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar