Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Sofu tan eyleme zümreyi fakrı
Her demde okuruz Mehdi Haydarı
Eğer ister isen doğru haberi
Biz Mehdi’yi sahip zaman askeri
Aslımız neslimiz Muhammed Ali
Pirim Hünkar Hacı Bektaşi Veli
Şah’ı Merdan kuluyuz biz Alevi
Biz Mehdi’yi sahip zaman askeri
Mestimiz Caferi güruhu naci
Caferi olmayan kaldı harici
Hariciyi keser Mehdi kılıcı
Biz Mehdi’yi sahip zaman askeri
Muhammed dedi ol Mehdi ahiri
Bu gün ne zamandır Mehdi zuhuri
Hiç kalmasın Yezitlerin eseri
Biz Mehdi’yi sahip zaman askeri
Kul Hüseyin’im eline al teberi
Koymayalım Yezit olan kâfiri
Mümin muhibbin olsun haberi
Biz Mehdi’yi sahip zaman askeri
Günümüz Türkçesiyle
1. Sofu, fakr yolunun topluluğunu kınama; biz her an Mehdi'yi, Haydar'ı anarız. Eğer doğru haberi istersen, biz sahib-i zaman olan Mehdi'nin askeriyiz.
2. Aslımız neslimiz Muhammed ile Ali'dir; pirim Hünkâr Hacı Bektaş Velî'dir. Biz Şah-ı Merdan'ın kuluyuz, biz Alevîyiz; biz sahib-i zaman olan Mehdi'nin askeriyiz.
3. Sarhoşluğumuz Caferî'dir, kurtuluşa eren topluluktur; Caferî olmayan dışarıda kaldı. Hariciyi Mehdi'nin kılıcı keser; biz sahib-i zaman olan Mehdi'nin askeriyiz.
4. Muhammed "o, son Mehdi'dir" dedi; bugün Mehdi'nin zuhur zamanı mıdır. Yezidlerin hiçbir izi kalmasın; biz sahib-i zaman olan Mehdi'nin askeriyiz.
5. Ben Kul Hüseyin derim ki teberi eline al; Yezid olan kâfiri bırakmayalım. Mümin ve muhiplerin haberi olsun; biz sahib-i zaman olan Mehdi'nin askeriyiz.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Işık bu medetnameyi "Mehdi'ye çağrı" diye niteler; beş dörtlüğün her biri "Biz Mehdi'yi sahip zaman askeri" nakaratıyla kapanır. İlk üç dizelerin uyakları şunlardır: "fakrı, Haydarı, haberi", "Ali, Veli, Alevi", "naci, harici, kılıcı", "ahiri, zuhuri, eseri", "teberi, kâfiri, haberi". Ölçü on birli hecedir. "Kul Hüseyin'im" mahlası son dörtlüktedir. Metni Halil Sezgin aktarmıştır.
Anlam ve Söz Sanatları
Deyiş, kendi topluluğunun kimliğini açıkça söyleyen bir çağrıdır. İlk dörtlükte sofuya, yani dış görünüşe bağlı dindara, fakr yolunun topluluğunu kınamaması söylenir. İkinci dörtlükte topluluğun dayanakları sıralanır: soy Muhammed ile Ali'ye uzanır, pir Hünkâr Hacı Bektaş Velî'dir ve topluluk kendini "Şah-ı Merdan kuluyuz biz Alevî" diye tanımlar. On dokuzuncu yüzyılda söylendiği anlaşılan bir deyişte "Alevî" adının bu kadar açık kullanılması göze çarpar; ancak deyiş sözlü gelenekten derlendiği için dizelerin zaman içinde değişmiş olabileceği de unutulmamalıdır, bu çekince bizimdir.
Üçüncü dörtlükte "Caferî" sözü, İmam Cafer-i Sadık'ın yolunu izleyenleri anlatır; Caferî olmayanlar "harici", yani dışarıda kalanlar sayılır. Nakarattaki "sahib-i zaman" Mehdi'dir; Alevî ve Şiî inancında âhir zamanda ortaya çıkıp adaleti kuracağına inanılan On İkinci İmam'dır. Topluluğun kendini onun askerleri olarak görmesi, bekleyişi bir sadakat bildirisine dönüştürür. Son dörtlükteki teber, Bektaşî dervişlerinin taşıdığı ve yolun simgelerinden sayılan baltadır.
Kaynakça
- Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren; Kul Hüseyin'in Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 6, 2013, s. 67-124 (deyiş no. 40, s. 99). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2013_6/2013_6_ISIKC.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






