Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Uyudum uyandım yollarım peyik
Kaçma anam geyik avcı deyilim
Peşime düşmüyor kınalı geyik
Kaçma anam geyik avcı deyilim
Avcı olsam düşer idim izine
Dönüp bakar idim hemen yüzüne
Gayet meraklıyım sürme gözüne
Kaçma anam geyik avcı deyilim
Geyiğin etleri çirkindir çirkin
Kaçma anam geyik gelmiyor yakın
Omuzu tüfekli avcıdan sakın
Kaçma anam geyik avcı deyilim
Altı geyik gördüm birisi körpe
Bırakmış yavruyu gidiyor sarpa
Yüküm barut değil vallahi arpa
Kaçma anam geyik avcı deyilim
Kul Hüseyn’im Hakk’a doğru varanlar
Bu sevdayı bize dağda verenler
Umarım onmasın sizi vuranlar
Kaçma anam geyik avcı deyilim

Günümüz Türkçesiyle

1. Uyudum, uyandım, yollarım ulak gibidir; kaçma anam geyik, ben avcı değilim. Kınalı geyik peşime düşmüyor; kaçma anam geyik, ben avcı değilim.

2. Avcı olsam izine düşerdim; dönüp hemen yüzüne bakardım. Sürmeli gözüne çok meraklıyım; kaçma anam geyik, ben avcı değilim.

3. Geyiğin etleri kötüdür, kötü; kaçma anam geyik, yakınıma gelmiyor. Omzu tüfekli avcıdan sakın; kaçma anam geyik, ben avcı değilim.

4. Altı geyik gördüm, biri körpe; yavrusunu bırakıp sarp yerlere gidiyor. Yüküm barut değil, vallahi arpadır; kaçma anam geyik, ben avcı değilim.

5. Ben Kul Hüseyin'im; Hakk'a doğru varanlar, bu sevdayı bize dağda verenler; umarım sizi vuranlar iflah olmasın. Kaçma anam geyik, ben avcı değilim.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Geyiğe seslenen nakarat, "Kaçma anam geyik avcı deyilim", ilk dörtlükte ikinci ve dördüncü dizede, sonraki dörtlüklerde dördüncü dizede duyulur. O dörtlüklerin ilk üç dizesi şöyle uyaklanır: "izine, yüzüne, gözüne", "çirkin, yakın, sakın", "körpe, sarpa, arpa", "varanlar, verenler, vuranlar". Metin beş dörtlük tutar ve on birli hece ölçüsüyle söylenmiştir; Işık metni güzelleme olarak sınıflar. Son dörtlükte "Kul Hüseyn'im" mahlası yer alır. Derlemede Ali İhsan Aktaş, Halil Sezgin ve bir başka kaynak kişinin aktarımları kullanılmıştır.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş, Kul Hüseyin'in vurulmuş geyiğin ağzından söylediği güzellemenin ("Hay ettiler al kınalı dağlardan") bir tür karşılığıdır. Orada geyik avcıya yalvarır; burada konuşan kişi geyiğe kendisinin avcı olmadığını, ondan korkmaması gerektiğini söyler. Âşık geyiğin sürme gözlerine meraklıdır, onun izine düşmez, yüküne barut değil arpa yüklemiştir. Barut ve arpa karşıtlığı, öldürmek ile beslemek arasındaki farkı yalın bir imgeyle anlatır.

Geyik, halk şiirinde hem güzel bir sevgilinin hem de ürkek ve masum bir ruhun simgesidir. Bu deyişte geyik, âşığın yaklaşmak istediği ama ürküttüğü sevgili olarak okunabilir; son dörtlükte "bu sevdayı bize dağda verenler" sözü ise aşkın kaynağını dağda geçen bir hayata, belki çobanlığa bağlar. Işık'ın derlediği anlatılara göre Kul Hüseyin gençliğinde çobanlık yapmış ve manevi uyanışı da dağda, sürüsünün başındayken başlamıştır; bu bağlantı bizim yorumumuzdur. Son dizedeki beddua, geyiği vuranlara yöneltilir ve masum canı koruma isteğini dile getirir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar