Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Hak ileridedir geride sanma
Münezzeh şehrinde mihman bizimdir
Mümin kullar mabuduna tapmıştır
Ali keremmullah derman bizimdir
Mihman haktır rahman Ali demişler
Didar arzulayan Veli demişler
İşte budur Allah kulu demişler
Nur alem nuruyla devran bizimdir
Bir canım varıdı canana verdim
Mabudumu sevdim göz ile gördüm
Halife mürşitten olunca yardım
Bütün dinde ikrar iman bizimdir
Kul Hüseyn’im eydür din iman bizde
Şeyh Safi buyruğu bu yolda izde
Kutuplar kitabı sohbette sözde
On yedi zat ilen erkân bizimdir

Günümüz Türkçesiyle

1. Hak öndedir, onu geride sanma; münezzeh şehrinde misafir bizimdir. Mümin kullar Mabud'una tapmıştır; Ali Kerremallah, derman bizimdir.

2. Misafir Hak'tır, Rahman Ali'dir demişler; didar arzulayana Veli demişler; işte Allah'ın kulu budur demişler. Nur âleminin nuruyla devran bizimdir.

3. Bir canım vardı, cananıma verdim; Mabud'umu sevdim, gözümle gördüm. Halifeden, mürşitten yardım gelince bütün dinde ikrar da iman da bizimdir.

4. Ben Kul Hüseyin derim ki din iman bizdedir; Şeyh Safi'nin buyruğu bu yolda izdedir. Kutupların kitabı sohbette, sözdedir; on yedi zat ile kurulan erkân bizimdir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Her dörtlüğün son dizesi "bizimdir" redifiyle bir şeyi sahiplenir: "mihman bizimdir, derman bizimdir, devran bizimdir, iman bizimdir, erkân bizimdir". İlk dörtlükte birinci ve üçüncü dizeler "sanma, tapmıştır" sözlerinde yarım uyak kurar; sonraki dörtlüklerin ilk üç dizesi "demişler, demişler, demişler", "verdim, gördüm, yardım", "bizde, izde, sözde" diye uyaklanır. Dört dörtlük on birli hece ölçüsündedir; Işık metni nefes sayar. Son dörtlükte mahlas "Kul Hüseyn'im" diye geçer. Kaynak kişi Halil Sezgin'dir.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş, topluluğun inancını "bizimdir" sözüyle sahiplenen bir bildiri gibidir. İlk dörtlükte Hakk'ın "münezzeh şehrinde", yani her türlü eksiklikten arınmış bir âlemde misafir olduğu ve dermanın Ali'de bulunduğu söylenir. İkinci dörtlük Hak, Rahman ve Ali adlarını yan yana getirir; didarı, yani Hakk'ın yüzünü arzulayana "veli" denir. Üçüncü dörtlükte şair canını cananına verdiğini, Mabud'unu sevip gözüyle gördüğünü söyler; bu, Alevî-Bektaşî anlayışında Hakk'ın insan-ı kâmilde görüldüğü düşüncesinin yalın bir ifadesidir.

Son dörtlük yolun kaynaklarını anar: Şeyh Safi buyruğu ve kutupların kitabı. Alevî ocaklarının bir bölümü yollarını Erdebil tekkesinin kurucusu Şeyh Safiyyüddin'e bağlar ve "Buyruk" adıyla bilinen yol kitapları bu çevrede yaygındır; şair bu bağı açıkça sahiplenir. "On yedi zat ilen erkân" sözünün neye karşılık geldiğini kaynak açıklamaz; cem erkânında hizmet gören kişileri ya da yolun büyüklerini anlatıyor olabilir, ama bunu kesinleştiremiyoruz.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar