Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Sallanarak dost iline girerken
Ne acayip yolu vardır yaylanın
Selvi boylum gonca gülün verirken
Açılır sümbülü gülü yaylanın
Yayla senin gibi neresi olur
Seni arayanlar yurdunda bulur
Pare pare olmuş karların erir
Akar boz bulanık seli yaylanın
Nergisin menekşen karışık biter
Doluna dol vermiş reyhanım tüter
Senin kokuların âleme yeter
Sarıp sarmalar kokusu yaylanın
Her sabah her sabah hava nemlenir
Yaz gelince âşıkların canlanır
Sen yaylasın iller sende dinlenir
Eser ılgın ılgın yeli yaylanın
Hüseyin’im pervaz vurup uçunca
Hasretli gözüm kanlı yaş dökünce
Koyunlar meleşir evler göçünce
Issız kalır hal ne olur yaylanın

Günümüz Türkçesiyle

1. Dostun iline salına salına girerken, yaylanın ne acayip bir yolu vardır. Selvi boylum gonca gülünü verirken, yaylanın sümbülü, gülü açılır.

2. Yayla, senin gibisi neresi olur; seni arayanlar yurdunda bulur. Karların parça parça olmuş, eriyor; yaylanın boz bulanık seli akıyor.

3. Nergisin, menekşen karışık biter; reyhanım dolu dolu tüter. Senin kokuların âleme yeter; yaylanın kokusu sarıp sarmalar.

4. Her sabah her sabah hava nemlenir; yaz gelince âşıkların canlanır. Sen yaylasın, iller sende dinlenir; yaylanın yeli ılgın ılgın eser.

5. Hüseyin'im kanat çırpıp uçunca, hasretli gözüm kanlı yaş dökünce, koyunlar meleşir, evler göçünce, yayla ıssız kalır, hâli ne olur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Yayla bu güzellemenin her dörtlüğünün son sözüdür: "yolu vardır yaylanın, gülü yaylanın, seli yaylanın, kokusu yaylanın, yeli yaylanın, hal ne olur yaylanın". Birinci ve üçüncü dizeler kendi aralarında uyaklıdır; ikinci dörtlükten sonra ilk üç dize ortak uyak kurar ("olur, bulur, erir", "biter, tüter, yeter", "nemlenir, canlanır, dinlenir", "uçunca, dökünce, göçünce"). Beş dörtlük on birli hece ölçüsündedir; Işık türü güzelleme olarak verir. Son dörtlükte şair "Hüseyin'im" der. Metin Halil Sezgin ile Âşık Kara Hüseyin olarak bilinen Hüseyin Zeytünlü'den derlenmiştir.

Anlam ve Söz Sanatları

Yayla güzellemesi, halk şiirinde doğa sevgisinin ve yaylaya çıkış geleneğinin en sevilen türlerindendir. Kul Hüseyin'in deyişi yaylanın bütün mevsim güzelliklerini sıralar: açılan sümbül ve güller, parça parça eriyen karların bulanık selleri, karışık biten nergis ve menekşeler, tüten reyhan, her sabah nemlenen hava ve ılgın ılgın esen yel. Yayla, insanların ve illerin dinlendiği, âşıkların yazla birlikte canlandığı bir yer olarak anılır.

Son dörtlük sevinçten hüzne geçer: göç vakti gelince koyunlar meleşir, evler göçer, âşığın gözünden kanlı yaşlar dökülür ve yayla ıssız kalır. Bu sahne, yaylacılık hayatında yaz sonunda yayladan inişin bilinen hüznünü anlatır. Işık'ın derlediği anlatılara göre ömrünü çobanlık ve çiftçilikle geçiren Kul Hüseyin'in bu dünyayı yakından tanıdığı düşünülebilir; deyişte yayla, dostun ilinin bir imgesi olarak da okunabilir, bu çift okuma bizimdir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar