Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Otuz bin şeriat otuz bin farzı
On iki bin mesel söyle bakalım
Cebrail imam iken feyz eyledim
Bilal’ı Habeş’ken söyle bakalım
Abdestin farzını dört oldu diyek
Elinen yüz oldu başınan ayak
Teyemmüm iki darp bir niyet sayak
Topraktan abdestin ver de bakalım
Sabah namazını kıldım dört oldu
Selamında melek gören mert oldu
Ten gelmeden ruh da kubbeye doldu
Daha neler gıda sana bakalım
Öyle namazını kıldım on oldu
İkindiyi sekiz kıldım son oldu
Sekizinci uçmak bir nişan oldu
Mahrum etme dede Huda bakalım
Akşam namazını kıldım beş oldu
Din Muhammed dini iman eş oldu
Yatsıyı on üç kıldım namaz oldu
Size Haktan nida gelir bakalım
Bir günün farzını on yedi bildir
Yirmi sünnetine üç fikir kıldım
Altı yüz teravim eyloldum geldim
Daha neye geldik dede bakalım
Savum dedim oruç tuttum cihanda
Salat dedim namaz kıldım bu handa
Bir hayrın bin olur ulu divanda
Malının zekâtın ver de bakalım
Şahadetim la ilahe illallah
İbadet Muhamedün resülallah
Adem’in kıblesi ol habübullah
Bin bir dört bin ada burda bakalım
Namazın farzı da on iki başta
Altısı içte de altısı dışta
Dışı dünya dışı ahret ne hoş da
Kulda uyku cana gıda bakalım
İçimdeki budur ibdida tekbir
Kıyam kıraatle tasdik ola ser
Ruhu sücut ile gedayı akın
Teşahhüd miktar irada bakalım
Oturunca oku ettahiyatı
Onda okunur bayi bismillah
Sırat iman altı amentü billâh
Umut duttucağım suda bakalım
Gusülün farzını üçtür dediler
Bilmeyen emeği boştur dediler
Namaza indi şah hoştur dediler
Sayir bedenini yuda bakalım
İsa Musa Halil İbrahim canım
Otuz iki esma yazdı olmağım
Ahkâmı şeriya sekiz İbrahim
Hele kırk süvari ver de bakalım
Yüz dört kitap indi maruf ilgine
Zebur Davud’adır İncil İsa’ya
Kur’an Muhammed’e Tevrat Musa’ya
Zindemizin yoksa mime bir bakalım
Yüz kitab otuzun okudu Adem
On İbrahim’de on Halil’de müdam
Ellisini Şit’e buyurdu Hüdam
Buna cevap versen kadı bakalım
Altı bin altı yüz farzı kelamı
Yedi bin iki yüz sünnet alemi
Dört bin sekiz yüz seksen sekiz yılın selamı
Bin seksen fitili söyle bakalım
Mezhep dörttür kitap dörttür kıble beş
Din Muhammed dini iman oldu eş
Bilmeyenin yolu olur boran kış
Yedi turdan haber ver de bakalım
Cuma namazının yücedir tahtı
Bayram namazına ederler cahtı
Cuma’da bin iki yüz yetmiş altı
Doksan bin ayeti say da bakalım
Zevveş düzevveş dü iyeye dedim
Halimi kendime nikâh eyledim
İkrarım imanım Hakk’a bağladım
Elesdüden haber ver de bakalım
Cehennem tabirleri narca nar ise
Cennet tabirleri nurca nur ise
Bundan özge soracağın var ise
Ben Kul Hüseyin’im sor da bakalım

Günümüz Türkçesiyle

1. Otuz bin şeriat, otuz bin farz; on iki bin meseli söyle bakalım. Cebrail imamken feyz aldım; Bilal Habeş'teyken nasıldı, söyle bakalım.

2. Abdestin farzını dört sayalım: eller, yüz, baş ve ayak. Teyemmüm iki vuruş ve bir niyet sayılsın; topraktan abdestin nasıl olur, ver de bakalım.

3. Sabah namazını kıldım, dört oldu; selamında meleği gören mert oldu. Beden gelmeden ruh kubbeye doldu; sana daha neler gıdadır, bakalım.

4. Öğle namazını kıldım, on oldu; ikindiyi sekiz kıldım, son oldu. Sekizinci cennet bir nişan oldu; dede, Hüda bizi mahrum etmesin, bakalım.

5. Akşam namazını kıldım, beş oldu; Muhammed'in dini ile iman eş oldu. Yatsıyı on üç kıldım, namaz oldu; size Hak'tan bir nida gelir, bakalım.

6. Bir günün farzını on yedi bildir; yirmi sünnetine üç düşünce ekledim. Altı yüz teravih kılıp geldim; dede, daha ne için geldik, bakalım.

7. Savm dedim, dünyada oruç tuttum; salat dedim, bu handa namaz kıldım. Ulu divanda bir hayrın bin olur; malının zekâtını ver de bakalım.

8. Şahadetim "la ilahe illallah", ibadetim "Muhammedün resulullah"tır. Âdem'in kıblesi o Habibullah'tır; bin bir ile dört bin adı burada sayalım, bakalım.

9. Namazın farzı başta on ikidir; altısı içte, altısı dışta. Dışı dünya, içi ahrettir, ne hoş; kulda uyku cana gıdadır, bakalım.

10. İçimdeki şudur: iftitah tekbiri, kıraatle kıyam, başın tasdiki, ruhun secdesi (dörtlüğün bir bölümü kaynakta anlaşılmaz durumdadır); teşehhüdün miktarına bakalım.

11. Oturunca ettehiyyatü oku; orada besmelenin be harfi okunur. İmanın sıratı altıdır, "amentü billah"; umut bağladığım şeye bakalım.

12. Guslün farzı üçtür dediler; bilmeyenin emeği boştur dediler. Şah namaza indi, hoştur dediler; bütün bedenini yıka da bakalım.

13. İsa, Musa, Halil İbrahim, canım; otuz iki esma varlığımı yazdı. Şeriatın hükümleri sekiz İbrahim'dedir; hele kırk süvariyi ver de bakalım.

14. Yüz dört kitap indi; Zebur Davud'a, İncil İsa'ya, Kur'an Muhammed'e, Tevrat Musa'ya. Yaşayanımızda yoksa mime bir bakalım.

15. Yüz kitabın otuzunu Âdem okudu; onu İbrahim'de, onu Halil'de daima kaldı. Ellisini Hüdam Şit'e buyurdu; buna cevap versen kadı, bakalım.

16. Altı bin altı yüz farz kelamı, yedi bin iki yüz sünnet âlemi, dört bin sekiz yüz seksen sekiz yılın selamı; bin seksen fitili söyle bakalım.

17. Mezhep dörttür, kitap dörttür, kıble beş; Muhammed'in dini ile iman eş oldu. Bilmeyenin yolu boran olur, kış olur; yedi Tur'dan haber ver de bakalım.

18. Cuma namazının tahtı yücedir; bayram namazına herkes çaba gösterir. Cumada bin iki yüz yetmiş altı; doksan bin ayeti say da bakalım.

19. "Zevveş düzevveş dü iyeye" dedim (dize Arapça kökenli olup anlaşılmaz hâle gelmiştir); hâlimi kendime nikâhladım. İkrarımı, imanımı Hakk'a bağladım; Elest'ten haber ver de bakalım.

20. Cehennemin tabirleri ateş üstüne ateş, cennetin tabirleri nur üstüne nur ise, bundan başka soracağın varsa, ben Kul Hüseyin'im, sor da bakalım.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Yirmi dörtlüklük bu nefes, sözlü gelenekte Kul Hüseyin'in şeriat ilimlerine de hâkim olduğunu göstermek için aktarılır. Işık ayrıntılı bir not düşer: içindeki bilgi eksikleri sözlü aktarımdan kaynaklanıyor olabilir; ancak koşma tarzına uymayan dörtlükleri ve şeriat bilgisi öğretmeye yönelik düzeni, deyişin Kul Hüseyin'e ait olmama ihtimalini de gündeme getirir. Bütün bunlara rağmen metin onun deyişi olarak aktarılmaktadır. Ölçü on birli hecedir, ama kafiye düzeni yer yer bozulur ve bazı dizeler, Işık'ın belirttiği gibi rakam içerdikleri için hece sayısına uymaz. Dörtlüklerin son dizeleri "bakalım" redifiyle biter. On dokuzuncu dörtlüğün ilk dizesindeki, Arapça olduğu düşünülen söz anlaşılmaz hâle gelmiştir; Işık'a göre bu ya anlamını yitirmiş bir dizedir ya da sözcüklerle saklanmış bir Alevî sırrıdır. Mahlas son dörtlükte "Ben Kul Hüseyin'im" diye geçer. Metin üç kaynak kişiden derlenmiştir; Erdoğan Koç ile Halil Sezgin bunlar arasındadır.

Anlam ve Söz Sanatları

Işık, deyişle ilgili iki anlatı aktarır. Birine göre Gümüş kadısı Keçiköy'ü teftişe gelirken yolda köyün çobanı Kul Hüseyin'le karşılaşır ve ona sorduğu sorulara o anda şiirle cevap alır; "bu köyün çobanı bu kadar arifse yaşayanları nasıldır" diyerek teftişten vazgeçer. Öbür anlatıya göre Kul Hüseyin'in bir büyüğü, Kızılbaş olduğu ve din diyanet bilmediği gerekçesiyle tutuklanır; genç Hüseyin kadının karşısına çıkıp "büyüğüme soracağın soruları bana sor" der, sorulara şiirle cevap verir ve kadı hayrete düşüp tutukluyu serbest bırakır.

Deyişin içeriği bu anlatılarla uyumludur: abdestin, teyemmümün, guslün farzları, beş vakit namazın rekâtları, oruç, zekât, şahadet, mezhepler, kitaplar ve peygamberler soru-cevap biçiminde sıralanır. Ancak sayıların bir bölümü bilinen fıkıh bilgileriyle örtüşmez; Işık da içerikte eksikler bulunduğunu not eder. Deyiş bu yüzden bir fıkıh metni olarak değil, Alevî topluluğun kendisine yöneltilen "din bilmez" suçlamasına karşı bir cevap ve kendi erenini yüceltme anlatısı olarak okunmalıdır; bu değerlendirme bizimdir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar