Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Yeryüzünde bakmaz mısın bostana
Özün turap etmiş vermiş destana
Burda gerçek olan orda işte ne
Gel gönül ellerden engin olalım
Kavak uzamaynan göğe değmemiş
Gönül benlik ile menzil almamış
Hak topraktan başka nazar kılmamış
Gel gönül ellerden engin olalım
Kul Hüseyn’im hak toprağa nazarım
Aşk kitabın ele aldım yazarım
Neme gerek dağı taşı gezerim
Gel gönül ellerden engin olalım

Günümüz Türkçesiyle

1. Yeryüzünde bostana bakmaz mısın; özünü toprak etmiş, kendini destana vermiş. Burada gerçek olan orada nedir işte; gel gönül, ellerden daha alçakgönüllü olalım.

2. Kavak uzamakla göğe değmemiş; gönül benlikle menzile varmamış. Hak topraktan başkasına nazar kılmamış; gel gönül, ellerden daha alçakgönüllü olalım.

3. Ben Kul Hüseyin'im, nazarım Hakk'ın toprağındadır; aşk kitabını elime aldım, yazarım. Dağı taşı gezmek bana ne gerek; gel gönül, ellerden daha alçakgönüllü olalım.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Üç dörtlüğün her biri aynı öğütle kapanır: "Gel gönül ellerden engin olalım". İlk üç dizeler "bostana, destana, işte ne", "değmemiş, almamış, kılmamış", "nazarım, yazarım, gezerim" diye uyaklanır. Işık bu kısa metni hem güzelleme hem nasihatname sayar; ölçüsü on birli hecedir. Son dörtlükte "Kul Hüseyn'im" mahlası okunur. Tek aktarıcı Âşık Kara Hüseyin olarak bilinen Hüseyin Zeytünlü'dür.

Anlam ve Söz Sanatları

"Engin olmak", halk dilinde alçakgönüllü olmak, ova gibi alçakta durmak demektir; deyiş bu erdemi üç imgeyle anlatır. İlk imge yeryüzündeki bostandır: toprağa karışmış, kendini vermiş, böylece meyve vermiştir. İkincisi kavaktır: ne kadar uzarsa uzasın göğe değmez; benlikle büyüyen gönül de menzile ulaşmaz. Üçüncüsü Hakk'ın nazarıdır: Hak topraktan başkasına bakmaz, yani alçakgönüllü olana yönelir.

Alevî-Bektaşî şiirinde "turab olmak", özünü toprak etmek, nefsin benliğinden kurtulmanın en yaygın simgesidir; Kul Hüseyin'in başka deyişlerinde de "özün turap edip toza gel" gibi dizeler geçer. Son dörtlükte şair nazarını Hakk'ın toprağına diktiğini, aşk kitabını eline alıp yazdığını söyler ve dağ taş gezmenin gereksizliğini ekler; aranan şey uzakta değil, alçakgönüllü bir gönülde bulunur.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar