Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Bugün sade güzelleri seyrettim
Salınsa karşımda dursa ikisi
Biri sağda biri solda otursa
Muhabbet meylini salsa ikisi
Gülistan zehr olmuş baharın çağı
Eridi kalmadı yüreğim yağı
Dostum bahçesine kurmuş otağı
Muhabbet tuzağın tutsa ikisi
Yeşil giyer ol görünür donları
Hak nasip eylese görsem onları
Şefaat umarız mahşer günleri
Sinede sümbülü derse ikisi
Hep avaz işittim mailim sese
Vadem yetip ömrüm olursa kısa
Birisi su koysa birisi yusa
Dikse kefenimi sarsa ikisi
Hakkında ayet var okunur hece
Derviş olanları kasarlar güce
İsa gökten inse Mehdi gelince
Âleme bir nizam verse ikisi
Kul Hüseyn’im bu divanda göçersin
Utanacak işi nice tutarsın
Günde yüz bin canı azat edersin
Uçmak kapısında dursa ikisi

Günümüz Türkçesiyle

1. Bugün yalnız güzelleri seyrettim; ikisi de karşımda salınıp dursa, biri sağda biri solda otursa, ikisi de muhabbet meylini salsa.

2. Baharın çağında gül bahçesi zehir olmuş; yüreğimin yağı eriyip kalmadı. Dostum bahçesine otağını kurmuş; ikisi de muhabbet tuzağını tutsa.

3. Yeşiller giyer, donları görünür; Hak nasip etse de onları görsem. Mahşer gününde şefaat umarız; ikisi de göğsümdeki sümbülü derse.

4. Her sesi işittim, sese meylim var; vadem dolup ömrüm kısa olursa, biri su koysa biri yıkasa, ikisi de kefenimi dikip sarsa.

5. Onun hakkında ayet vardır, hece hece okunur; derviş olanları zora sokarlar. İsa gökten inse, Mehdi gelince, ikisi âleme bir nizam verse.

6. Kul Hüseyin, bu divandan göçersin; utanılacak işi nasıl tutarsın. Günde yüz bin canı azat edersin; ikisi de cennet kapısında dursa.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Altı dörtlüğün ikinci ve dördüncü dizeleri hep şart kipindeki bir fiil ve "ikisi" sözüyle biter: "dursa ikisi, salsa ikisi, tutsa ikisi, derse ikisi, sarsa ikisi, verse ikisi". Birinci ve üçüncü dizeler kendi aralarında uyaklanır ("seyrettim, otursa", "çağı, yağı, otağı", "donları, onları, günleri", "sese, kısa, yusa", "hece, güce, gelince", "göçersin, tutarsın, edersin"). On birli hece ölçüsüyle söylenen metni Işık güzelleme sayar. Mahlas son dörtlükte "Kul Hüseyn'im" biçimindedir. Makale "zehr" sözünü yöre ağzında zehir diye açıklar. Kaynak kişi Halil Sezgin'dir.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş "ikisi" sözü etrafında kurulur, ama bu iki kişinin kim olduğunu açıkça söylemez. İlk dörtlükte iki güzel âşığın karşısında salınır, biri sağında biri solunda oturur; üçüncü dörtlükte yeşiller giydikleri, mahşer gününde onlardan şefaat umulduğu söylenir. Alevî şiirinde Hasan ile Hüseyin sık sık birlikte, iki güzel olarak anılır ve yeşil renk Ehl-i Beyt'le ilişkilendirilir; bu yüzden iki güzelin Hasan ile Hüseyin olduğu düşünülebilir, ama bu bizim yorumumuzdur.

Dördüncü dörtlük ölüm anına geçer: âşık, vadesi dolunca birinin su koyup birinin yıkamasını, ikisinin kefenini dikip sarmasını diler; kutsal kişilerin cenazeye el vermesi, şefaat umudunun somut bir ifadesidir. Beşinci dörtlükte "ikisi" açıkça İsa ile Mehdi'dir: İsa gökten inince ve Mehdi gelince âleme bir nizam vereceklerdir. Son dörtlükte şair kendine seslenir, bu dünyadan göçeceğini hatırlatır ve cennet kapısında bu ikisinin durması dileğiyle şiiri kapatır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar