Özgün Metin
Ölçü: 8'li hece ölçüsü
Muhammed’in bahçesinde
Servi çınarım Ali’dir
Ta ezelden vücudumda
Canda damarım Ali’dir
İndimde şimal ilinden
İmam Hasan’ın dilinden
Şah Hüseyin’in yolundan
Belde kemerim Ali’dir
Zeynel’i zindana tıkan
Şah Bakır’a kiriş takan
Gül olup da irfan katan
İmam Cafer’im Ali’dir
Ah Yezit kalmaya size
Kâzıma ettiğin ceza
Horasan’da Musa Rıza
Sırda nihanım Ali’dir
Taki’ dir gözümüz açan
Naki’dir müşküller seçen
Askeri’dir meyin içen
Saki pınarım Ali’dir
Bu işler böyle olacak
Alem ne ile dolacak
Mehdi Dedem var gelecek
Kamu mekânım Ali’dir
Kul Hüseyin’im Hakk’a yalvar
Sevdiğim Ali’ye ser ver
Nur olmuş alemde parlar
Şemsi kemerim Ali’dir
Günümüz Türkçesiyle
1. Muhammed'in bahçesinde servim, çınarım Ali'dir; ta ezelden vücudumda, candaki damarım Ali'dir.
2. Kuzey ilinden indiğimde, İmam Hasan'ın dilinden, Şah Hüseyin'in yolundan; belimdeki kemerim Ali'dir.
3. Zeynel'i zindana tıkılan, Şah Bakır'a kiriş takan, gül olup irfan katan İmam Cafer'im Ali'dir.
4. Ah Yezid, sana kalmasın Kâzım'a ettiğin ceza; Horasan'da Musa oğlu Rıza, sırda gizlim Ali'dir.
5. Gözümüzü açan Taki'dir, müşkülleri çözen Naki'dir, meyi içen Askerî'dir; saki pınarım Ali'dir.
6. Bu işler böyle olacak; âlem ne ile dolacak; Mehdi Dedem var, gelecek; bütün mekânım Ali'dir.
7. Kul Hüseyin'im, Hakk'a yalvar; sevdiğim Ali'ye baş ver. O nur olmuş, âlemde parlar; güneşim, ayım Ali'dir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Kısa, sekiz heceli dizelerin sonunda hep Ali'nin adı vardır: ilk dörtlükte ikinci ve dördüncü dizeler "Servi çınarım Ali'dir, Canda damarım Ali'dir" diye biter, sonraki dörtlüklerin son dizeleri de "Belde kemerim, İmam Cafer'im, Sırda nihanım, Saki pınarım, Kamu mekânım, Şemsi kemerim Ali'dir" diye kapanır. İlk üç dizelerin uyakları şunlardır: "ilinden, dilinden, yolundan", "tıkan, takan, katan", "size, ceza, Rıza", "açan, seçen, içen", "olacak, dolacak, gelecek", "yalvar, ver, parlar". Yedi dörtlüklük metni Işık nefes olarak sınıflar. Son dörtlükte şair "Kul Hüseyin'im" der. Metni Halil Sezgin aktarmıştır.
Anlam ve Söz Sanatları
Deyiş, On İki İmam'ı sayan bir düvaz-ı imam düzeni taşır, ama her imamın sonunda Ali'ye döner: İmam Cafer de, gizli olan Rıza da, saki pınarı da, bütün mekân da Ali'dir. Alevî-Bektaşî inancında On İki İmam'ın Ali'nin nurunun ve sırrının devamı olduğu düşüncesi yaygındır; deyiş bu düşünceyi nakarat gibi işleyen redifle somutlaştırır. İlk dörtlükte Ali, Muhammed'in bahçesindeki servi ve çınardır, ezelden şairin bedenindeki candaki damardır.
Dizelerde imamlara bağlanan anlatılar kısa işaretlerle verilir: Zeynelabidin'in zindana atılması, Kâzım'a yapılan zulüm, Rıza'nın Horasan'da oluşu, Taki'nin göz açması, Naki'nin müşkül çözmesi. "Mehdi Dedem var gelecek" dizesi, beklenen son imamı bir dede, yani yol büyüğü gibi anarak ona yakınlık kurar. Son dörtlükte şair kendine seslenir: Hakk'a yalvarmalı, başını sevdiği Ali'ye vermelidir; çünkü Ali nur olup âlemde parlar, şairin güneşi ve ayıdır.
Kaynakça
- Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren; Kul Hüseyin'in Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 6, 2013, s. 67-124 (deyiş no. 61, s. 111). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2013_6/2013_6_ISIKC.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






