Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Şeyh Safi oğluysan yükünü tayla
Sultanlar sultanı göçtü duydun mu?
Yetir bu manayı binde bir söyle
Suçluyu suçsuzu seçti duydun mu?
Haberde alamaz kalaba çokluk
İmam kıtlığı koptu fena yokluk
Sekseni bin kere doksan bin atlık
Ecel şerbetini içti duydun mu?
Evliyanın buyruğundan çıktılar
Canları da cehennemde yaktılar
Şu mahlûkun işlerine baktılar
Allah şu mahlûktan geçti duydun mu?
Evliyalar şu mahlûku terk etti
Muhammed’e ümmetini yoklattı
Çaldı rahmet kapısını kitletti
Zulmet kapısını açtı duydun mu?
Kul Hüseyin’im der ki yaramadınız
Kördü gözleriniz göremediniz
Yetmiş yıl dolandı eremediniz
Zühre yıldızıydı aştı duydun mu?

Günümüz Türkçesiyle

1. Şeyh Safi oğluysan yükünü tart; sultanlar sultanı göçtü, duydun mu. Bu anlamı ulaştır, binde bir kişiye söyle; suçluyu suçsuzu ayırdı, duydun mu.

2. Kalabalık, çokluk bu haberi alamaz; imam kıtlığı koptu, kötü bir yokluk. Seksen bin kere doksan bin atlı ecel şerbetini içti, duydun mu.

3. Evliyanın buyruğundan çıktılar; canlarını da cehennemde yaktılar. Şu halkın işlerine baktılar; Allah bu halktan vazgeçti, duydun mu.

4. Evliyalar bu halkı terk etti; Muhammed'e ümmetini yoklattı. Rahmet kapısını çaldı, kilitletti; zulmet kapısını açtı, duydun mu.

5. Ben Kul Hüseyin derim ki işe yaramadınız; gözleriniz kördü, göremediniz. Yetmiş yıl dolaştınız, eremediniz; o bir Zühre yıldızıydı, geçip gitti, duydun mu.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Her dörtlükte bir haber sorulur: ikinci ve dördüncü dizeler "duydun mu?" redifiyle biter ve önüne "göçtü, seçti, içti, geçti, açtı, aştı" fiilleri gelir. Birinci ve üçüncü dizelerin uyakları "tayla, söyle", "çokluk, yokluk, atlık", "çıktılar, yaktılar, baktılar", "etti, yoklattı, kitletti", "yaramadınız, göremediniz, eremediniz" diye sıralanır. Beş dörtlük de on bir heceli dizelerle kurulur; Işık metni nefes olarak sınıflar. Son dörtlükte "Kul Hüseyin'im" mahlası geçer. Aktaranlar Âşık Cafer Aydoğdu, Erdoğan Koç ve Halil Sezgin'dir.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş, "sultanlar sultanı"nın göçüp gittiği haberini verir. Göçenin kim olduğu söylenmez; ilk dizedeki "Şeyh Safi oğlu" seslenişi, deyişin Şeyh Safi yoluna bağlı bir topluluğa yöneldiğini gösterir. Kaynak deyişin hangi ölüm üzerine söylendiğini belirtmez; büyük bir pirin ya da ermişin ölümü üzerine söylenmiş bir ağıt olabileceği bizim tahminimizdir. Haberin büyüklüğü abartılı imgelerle anlatılır: imam kıtlığı kopmuş, sayısız atlı ecel şerbetini içmiştir.

Üçüncü ve dördüncü dörtlüklerde bu ölüm, halkın evliyanın buyruğundan çıkmasının bir sonucu olarak yorumlanır: evliyalar halkı terk etmiş, rahmet kapısı kilitlenmiş, zulmet kapısı açılmıştır. Son dörtlük sert bir sitemdir: yetmiş yıl dolaştıkları hâlde gözleri kör olduğu için o büyük kişiyi göremeyen, ona eremeyenler; o ise bir Zühre yıldızı gibi parlayıp geçip gitmiştir. Bu sitem, bir ermişin değerinin ancak gittikten sonra anlaşıldığı yolundaki halk inancıyla uyumludur.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar