Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Zamane insanda fitne türedi
Söylemez gerçeği yalan düzen var
Edep kalktı hayâ nerede kaldı
Evladından uşağından bezen var
Cümle mahlûk durmaz hırsa tapmışlar
Yabancı tarlaya tohum serpmişler
Cehennemi kimin için yapmışlar
Tarikin bilmeyip yoldan azan var
Bir gün olur ırasgelün ecele
Komşu iyi demezse halin nice
Oku bir kez defterini hecele
İnkâr etme defterini yazan var
Hakk’a da kul olabilen fakirler
Komşu kam bazına lanet okurlar
Sürerler tamuya orda yakarlar
Eğer insan isen amel kazan var
Hüseyin’im der ki kâmil olasın
Terk edip kötüyü kemal bulasın
Kabir azabından emin olasın
Sorgu var hesap var haşin mizan var
Günümüz Türkçesiyle
1. Zamane insanında fitne türedi; gerçeği söylemeyen, yalan düzen var. Edep kalktı, hayâ nerede kaldı; evladından, hizmetkârından bıkan var.
2. Bütün halk durmadan hırsa tapmış; yabancı tarlaya tohum serpmişler. Cehennemi kimin için yapmışlar; yolu bilmeyip yoldan azan var.
3. Bir gün ecele rastlarsın; komşun "iyiydi" demezse hâlin nice olur. Defterini bir kez okuyup hecele; inkâr etme, defterini yazan var.
4. Hakk'a kul olabilen yoksullar, zalim komşulara lanet okurlar. Onları cehenneme sürüp orada yakarlar; eğer insansan, kazanılacak amel var.
5. Hüseyin'im der ki olgun olasın; kötüyü bırakıp kemale eresin; kabir azabından emin olasın. Sorgu var, hesap var, çetin mizan var.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Redif kısa bir varlık bildirimidir: ikinci ve dördüncü dizeler "var" diye biter ("düzen var, bezen var, azan var, yazan var, kazan var, mizan var"). Birinci ve üçüncü dizelerde "türedi, kaldı", "tapmışlar, serpmişler, yapmışlar", "ecele, nice, hecele", "fakirler, okurlar, yakarlar", "olasın, bulasın, olasın" uyakları kurulur. Beş dörtlüğün ölçüsü on birli hecedir; Işık metni nefes sayar. Mahlas son dörtlükte yalnız "Hüseyin'im" diye geçer. Metin Halil Sezgin'den derlenmiştir; makale "ırasgelmek" sözünü rastlaşmak, rast gelmek diye açıklar.
Anlam ve Söz Sanatları
Deyiş, Kul Hüseyin'in başka şiirlerinde de görülen bozulmuş zaman tablosunu çizer: fitne türemiş, yalan yayılmış, edep ve hayâ kalkmış, insanlar evlatlarından ve hizmetkârlarından bıkmış, herkes hırsa tapar olmuştur. "Yabancı tarlaya tohum serpmek" sözü, emeğin ve sevginin yanlış yere harcanmasını, belki de ikrarın bozulmasını anlatır; kaynak açıklama yapmaz.
Üçüncü dörtlükte ölçüt toplumsal bir tanıklıktır: kişi öldüğünde komşusu onun için "iyiydi" demezse hâli kötüdür. Bu düşünce, Alevî cenaze geleneğinde ölen için topluluğun helallik vermesiyle de uyumludur. Aynı dörtlükte amel defteri kişinin önüne konur: onu hecelemeli, inkâr etmemelidir, çünkü defteri yazan biri vardır. Son dörtlük yolun amacını söyler: kötüyü bırakıp kemale ermek ve kabir azabından emin olmak. Kabirde sorgu, hesap ve çetin bir mizan beklemektedir.
Kaynakça
- Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren; Kul Hüseyin'in Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 6, 2013, s. 67-124 (deyiş no. 63, s. 112). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2013_6/2013_6_ISIKC.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






