Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Ademoğlu dünyaya da gelince
Taze açılmış bir fidana benzer
Bir yaşına da kademi basınca
Bülbül gibi şakır gülşene benzer
İki yaşında da kalkar oturur
Üç yaşında açık mana götürür
Dört yaşında hamaylısın götürür
Beş yaşında bağı bostana benzer
Altısında da fehim eder düşünü
Yedisinde hep düşürür dişini
Sekizinde de fehim eder işini
Dokuzunda mıh’ı tabana benzer
On yaşında taze güldür kokulur
On birinde de gül gibi açılır
Oniksinde boy gösterir seçilir
On üçünde selvi revana benzer
On dördünde mah buluğu çağıdır
On beşinde gören aklın dağıtır
On altıda sanki cennet bağıdır
On yedide kaşlar kemana benzer
On sekizde fehim eder arınır
On dokuzda gözetir şikârını
Yirmisinde kimse bilmez sırrını
Talimini almış şahana benzer
Yirmi beşinde bir hoşça görünür
Otuzunda akan sular durulur
Otuz beşte meclislerde anılır
Yârine karışmış irfana benzer
Kırk yaşında güzel gibi bağlarda
Kırk beşinde günahların ağlarda
Ellisinde Süphan’a bel bağlarda
Yüklemiş yükünü kervana benzer
Elli beşte ettikleri düş olur
Altmışında pirlik gelir kış olur
Altmış beşinde gözleri yaş olur
Dağ başına çıkmış güneşe benzer
Yetmişinde ağrı iner dizine
Yetmiş beşte duman çöker gözüne
Sekseninde kimse bakmaz yüzüne
Baykuşlar oturmuş virana benzer
Seksen beşinde beli bükülünce
Doksanında defterin dürülünce
Doksan beşinde ömrü serilince
Bir ömrü savrulmuş harmana benzer
Kul Hüseyn’im yüz yaşına varınca
Yeni doğmuş sabi halin olunca
Geldiğin hallere geri dönünce
Hemen Hakk’a yakın durağa benzer
Günümüz Türkçesiyle
1. Âdemoğlu dünyaya gelince taze açılmış bir fidana benzer. Bir yaşına adım atınca bülbül gibi şakıyan bir gül bahçesine benzer.
2. İki yaşında kalkar oturur; üç yaşında açık anlam taşır; dört yaşında muskasını taşır; beş yaşında bağa bostana benzer.
3. Altısında düşünü anlar; yedisinde bütün dişlerini döker; sekizinde işini anlar; dokuzunda tabana çakılmış mıha benzer.
4. On yaşında taze bir güldür, koklanır; on birinde gül gibi açılır; on ikisinde boy gösterir, seçilir; on üçünde salınan bir selviye benzer.
5. On dördünde ay gibi ergenlik çağıdır; on beşinde göreni aklından eder; on altısında sanki cennet bağıdır; on yedisinde kaşları yaya benzer.
6. On sekizinde anlar, arınır; on dokuzunda avını gözetir; yirmisinde kimse sırrını bilmez; eğitimini almış bir şahine benzer.
7. Yirmi beşinde hoş görünür; otuzunda akan sular durulur; otuz beşinde meclislerde anılır; yârine karışmış irfana benzer.
8. Kırk yaşında güzel gibi bağlardadır; kırk beşinde günahlarının ağlarındadır; ellisinde Sübhan'a bel bağlar; yükünü kervana yüklemiş birine benzer.
9. Elli beşinde yaptıkları düş olur; altmışında yaşlılık gelir, kış olur; altmış beşinde gözleri yaşla dolar; dağın başına çıkmış güneşe benzer.
10. Yetmişinde dizine ağrı iner; yetmiş beşinde gözüne duman çöker; sekseninde kimse yüzüne bakmaz; baykuşların oturduğu bir viraneye benzer.
11. Seksen beşinde beli bükülünce, doksanında defteri dürülünce, doksan beşinde ömrü serilince, savrulmuş bir harmana benzer.
12. Ben Kul Hüseyin, yüz yaşına varınca, hâlin yeni doğmuş bir bebek gibi olunca, geldiğin hâllere geri dönünce, hemen Hakk'a yakın bir durağa benzer.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
On iki dörtlük insan ömrünü sıralar ve yaşı önce birer, sonra beşer yıl ilerletir; Işık metni "yaş destanı" olarak sınıflar. Her dörtlüğün son dizesi bir benzetmeyle kapanır: "benzer" redifinin önüne "fidana, gülşene, bostana, tabana, selvi revana, kemana, şahana, irfana, kervana, güneşe, virana, harmana, durağa" sözleri gelir. İlk üç dizeler "oturur, götürür, götürür", "düşünü, dişini, işini" gibi uyaklar kurar. Ölçü on birli hecedir; makale "oniksinde" sözünün ölçü için "on ikisinde"den kısaltıldığını belirtir. Mahlas son dörtlükte "Kul Hüseyn'im" biçimindedir. Metin Halil Sezgin'den derlenmiştir.
Anlam ve Söz Sanatları
Yaş destanı, halk şiirinde insan ömrünü yaş yaş anlatan bilinen bir türdür. Kul Hüseyin'in deyişi bu türün düzenini izler: doğumdan bir yaşına, oradan yirmiye kadar yıl yıl, sonra beşer yıllık aralıklarla yüz yaşına kadar insanın hâlleri sayılır. Her yaş bir benzetmeyle verilir: taze fidan, şakıyan gül bahçesi, bağ bostan, selvi boy, yay kaş, eğitilmiş şahin. Gençlik çağı güzelliğin ve canlılığın imgeleriyle doludur.
Kırk yaşından sonra imgeler değişir: günahların ağı, kervana yüklenen yük, düşe dönen işler, kışa dönen ömür, dağ başına çıkmış batmak üzere olan güneş, dize inen ağrı, göze çöken duman ve sonunda baykuşların oturduğu virane ile savrulmuş harman. Son dörtlük ise beklenmedik bir dönüşle kapanır: yüz yaşına varan insan yeni doğmuş bir bebeğe döner ve bu dönüş onu Hakk'a yakın bir durağa getirir. Böylece ömür bir çember gibi tamamlanır; ölüm, Alevî inancındaki "Hakk'a yürümek" anlayışına uygun olarak bir yakınlaşma olarak görülür.
Kaynakça
- Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren; Kul Hüseyin'in Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 6, 2013, s. 67-124 (deyiş no. 67, s. 114-115; dipnot 140). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2013_6/2013_6_ISIKC.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






